Bist■.■■
Gr. Altın■.■■
Dolar■.■■
Euro■.■■
Ulviye Dikmen
Ulviye Dikmen

Gazete: Düzce Damla Gazetesi

[email protected]

SAÇ DEYİP GEÇMEYİN

  • 30.09.2022 14:53

Saç deyip geçmeyin. Saçlar çok şeyi anlatır. Her saçın bir tarihi ve her saçın bir öyküsü vardır. Her öykünün de bir mesajı vardır. 

   Saçları rengine göre siyah, sarı, kahverengi, kumral ve kızıl diye ayırabiliriz. Her rengin ayrı bir güzelliği vardır. Her güzelin ayrı bir saç rengi vardır.

   Bir de saç modelleri vardır. Atkuyruğu örgüsü, ince taç örgüsü, dağınık topuz, balık kuyruğu örgüsü, gelin saçı başta olmak üzere çok sayıda saç modeli bulunur. Ben en çok mısır tarlalarından esinlenerek yapılan alt örgüsünü severim.

   Bir de uzun saçlı kadınlar vardır. İrfan Yalçın'ın roman kahramanı Emine'nin saçları gibi. "Saçlarım kara ve uzundu. Süs değildi onlar benim için. Birileri kızdılar mı, tutar çekerlerdi saçlarımı. Kolayca çeksinler diye mi uzatmıştım saçlarımı yoksa?" diye sorar Emine kendini asmadan önce. Nâzım'ın "senin memleketini sevdiğin kadar/ben de seviyorum memleketimi" dediği ve "kaşların incecik, gözlerin badem gibi" diye betimleme yaptığı ve faşistler tarafından asılarak idam edilen Tanya'nın saçları ise kısadır.

   İran'da molla rejimi iktidara geldikten sonra, Humeyni: "Kadınların çıplak olarak çalışmasına izin verilemez!" diyordu. Humeyni'ye göre saçı görünen kadın, "çıplak" kadındı.

   Ahmedinejad döneminde İrşad (ahlâk) polisi kuruldu. İrşad, doğru yol gösteren demekti. İrşad polisinin görevi, kadınların ahlâka uygun giyinip giyinmediğini takip etmekti. Çünkü molla rejimine göre kadınlara doğru yolu göstermek saçtan başlıyordu. Ve kadın denetim altına alınmazsa, doğru yoldan sapabilirdi. Bundan ötürü İran'da tecavüze uğrayan kadın, erkeği tahrik eden kadın olarak görülüyordu. Yanlış okumadınız: İran'da tecavüze uğrayan kadının kendisi suçluydu.

   Mahsa Amini (Mehsa Emini diye okunur) saçı göründüğü, başka bir deyişle "çıplak" olduğu gerekçesiyle İrşad polisi tarafından gözaltına alındı. İşkence gördü. Gözaltında fenalaştı. Hastaneye kaldırıldıktan birkaç gün sonra da darp sonucu beyin kanaması geçirdiği için öldü.

   Mahsa Amin'inin 13 Eylül'de rüzgârda dalgalanan saçları, 16 Eylül'de yasa büründü. Yalnızca Mahsa Amini'nin saçları değil, İran'ın özgür düşünceli olan kadınlarının tamamının saçları da yasa büründü. Saçları yasa bürünenler sokaklara döküldü. Sokaklara dökülenler: "Kadın, yaşam, özgürlük!" diye seslendiler. "Ölüm olsun zalime ister şah olsun ister rehber." diye seslendiler. Sesleri çığ oldu. Çığ kadınların sesi oldu. Ses, insanlıktan payını alamamış karanlığın temsilcilerinin korkulu rüyası oldu. Molla nerede bir kadın görse cüppesinin içinde titriyordu.

   İran'da özgürlük kadınların saçlarıyla gelecek. Başka türlüsü mümkün değil! Her geçen gün rejimin katliamlarına bir yenisi ekleniyor. Saçını topladığı görüntüyle simgeleşen Hadis Necefi de rejimin polisi tarafından altı kurşunla öldürüldü. Kadınların kanlarından akan ırmaklar rejimi simgeliyor. Ancak rejim kadınların eylemlerini bir türlü durduramıyor. Kadınlar başörtülerini yaktıkları ateşe atarak eylemlerini sürdürüyor. Kadının saçlarından korkan molla, kadının saçlarına yenik düşüyor!

   Saç deyip geçmeyin. Saçlar vardır özgürlüğün sembolü olan. Saçlar vardır bayrak gibi gökyüzünde dalgalanan. Saçlar vardır isyan eden. Durdurulamayan. Bir çığ gibi yayılan. Saçlar vardır dünyayı değiştiren. Özgürlüğü getiren. Tıpkı Mahsa'nın saçları gibi.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Damla Gazetesi (www.duzcedamla.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar