Bist■.■■
Gr. Altın■.■■
Dolar■.■■
Euro■.■■

“Düzce’ye sanki bomba düşmüştü”

  • 24.06.2022 12:43

Av. İsmail Kemal Sayğan, Zeki Müren’in başrolünü oynadığı ‘Beklenen Şarkı’ filminin Düzce’de yaptığı bomba etkiyi şu sözlerle özetliyor: . Zannedersiniz ki, Düzce'ye bomba düştü. Bilet bulamayanlar, kapıda kavga edenler, çarşaflı kadınlar, çoluk çocuk...

Düzce’de geçirdiği çocukluk yıllarındaki hayata dair anılarını anlatmaya devam ediyor Avukat İsmail Kemal Sayğan:

“Mahallede bir komşumuzun bahçesine artezyen kuyusu açılmıştı. Herkes oradan su alıyordu. Elektrik ve su yoktu. 1 sene veya 2 sene sokak lambasının odamıza yansıyan ışığında ders çalıştım. Daha sonra elektrik geldi. Elektrikçi Muhittin'di sanırım. Evlere siyah borular çekildi çekildi ki, büyük şenlik. O yıllarda kanalizasyon tesisatı yoktu. Tuvaletler bahçedeydi. Bahçedeki foseptik zaman zaman boşaltılırdı. O işi çoğunlukla Geredeliler yapardı. Daha sonra kanalizasyonun yapıldığını hatırlıyorum. Parkın açıldığını hatırlıyorum.  Öğrenci önlüklerimizle oraya gitmiştik. O zaman halkın tek eğlencesi Pazar günleri parka gidip oturmaktı. Şu anki parkın olduğu yerden bahsediyorum. Parkta simitçiler olurdu. Simit almak büyük bir mutluluk ve lükstü. Bayramlarda siyah önlük, beyaz yakalı giyerdik. Tören için Maarif Tarlası'na giderdik. Giderken büyük toz kaplardı. Veliler de gelirdi. Annemle göz göze geldiğimde büyük bir adammış gibi ona bakardım”.

“BAŞIMDAN AŞAĞI BİR KOVA SU DÖKÜLDÜ”

Sayğan’ın çocukluk anılarında sinemalar önemli yer tutuyor. Hele bir anısı var ki, anlatırken bugün bile kahkaha atmaktan geri durmuyor:

“Sonra sinemalar... Gençlik Sineması vardı. Para bulamazdık her zaman. Sinemanın arkasından bir yerlerden girer, tahta olan salon kapısının ufak aralığına başımızı dayar, siyah beyaz filmi seyretmeye çalışırdık. Bir keresinde ben o delikten film seyrederken arkadaşlarım kıs kıs gülüyorlardı. Bana bir şey söylemiyorlardı. Derken o aralıktan bir kova su üstüme boca edildi. Meğerse sinema sahibi bunu hep yaparmış. O zamanlar Bahçe Sineması da vardı. Ondan sonra Nur Sineması açıldı. 1 sene faaliyet göstermesinin ardından ismini Lale Sineması olarak değiştirdi. 


“BEKLENEN ŞARKI” İÇİN KUYRUKTA BEKLEYENLER

Sonra Bahçe Sineması'nı hatırlıyorum. Hiç unutmam Zeki Müren'in 'Beklenen Şarkı' adlı filmi geldi o sinemaya. Zannedersiniz ki, Düzce'ye bomba düştü. Bilet bulamayanlar, kapıda kavga edenler, çarşaflı kadınlar, çoluk çocuk... İkinci bir olay da Nur Sineması'na Avare filmi geldi. O daha fazla kıyamet kopardı. Daha sonra internetten izledim, iç karartıcı bir film. O filme nasıl bu kadar ilgi gösterildi hala şaşarım.  Sonradan Bayram Sineması açıldı. Nihat Bayram tarafından. Milletvekiliydi zannediyorum. O zaman en lüks sinemaydı.

“BAYRAM SİNEMASI’NDA YILBAŞI GECELERİ”

Yılbaşı gecelerinin sinema salonunda film seyrederek yaşandığı yıllar. Sayğan o günlere ait şunları aktarıyor:

Bayram Sineması'nda her yılbaşı gecesi memur, öğretmen, bürokrat kısmı, babam Maliye'de memurdu o zaman. Annem babam giyinirdi, Bayram Sineması'na gider yılbaşını kutlardık. Ne yapardık orada? Film seyrederdik. Bayram Sineması o zamanlar bizim için İstanbul Maksim Gazinosu gibi bir şeydi. O yıllarda Düzce'de kurulan pazarı hatırlıyorum. Çok nefis ürünler satılırdı. Peynir alırdık. Yabani çilek vardı. Ondan reçel yapılmazsa olmazdı. Terzi Vahit Bey vardı. Bizimkiler elbiselerini ona diktirirlerdi. Kırçovalılar diye zannediyorum baharatçılık yapan bir aile vardı. Kırtasiyeci Niyazi vardı. Daha sonra İstanbul'a geldi. Yakın zamana kadar hala kırtasiyecilik yaptı. Sonra bir başka Vahit daha vardı. O da kırtasiyecilik yapardı. Milli Koruma Kanunu'na muhalefet ettiği için onu tevkif etmişlerdi. Fazla fiyat dedi. Bu adam epey hapiste kaldı. İçeri girmesinin ardından bir müddet sonra Düzce'de defter kıtlığı başgösterdi. Samanlı kağıt, sarı kağıt, beyaz kağıtlı defter yok. Adam 1-1,5 sene sonra tahliye oldu. Bütün malzemeleri o süreçte dükkanda kalmıştı. İş yerini yeniden açtığında belki 100 metre kuyruk vardı. Millet beyaz yapraklı defter, kalem açmak için sıraya girmişti. Sıra bana geldiğinde bitmişti. Düzce'de bir ara şeker kıtlığı vardı. Hüseyin Bey diye zengin bir adam vardı, tarlaları vardı. Benim bildiğim ilk arabayı o almıştı. Yeşil, ufak bir arabaydı, markasını hatırlamıyorum. Bir de şoför tutmuştu. O arabaya binince bizler sokağa dökülüyorduk ki, araba görmek için. Kadınlar meci yaparlardı. Bütün mısırları koçanından ayırırlardı.

MAHALLENİN RENKLİ SAKİNLERİ

İsmail Bey, söyleşimizde mahallede bulunan çizgi dışı sakinlerini de unutmuyor:

“Bir de Baklacı Mustafa vardı. Ona kimisi Falcı Mustafa, kimisi de Deli Mustafa derdi. 'Mustafa kim' diyordum. Bir gün caminin karşısında babaannemlerin evinde otururken kapı çaldı. Kapıyı açtım. Zebellah gibi bir adam, en az 2 metre boy, sapsarı bir yüz. Çok korktum. Adam içeri girmedi, basamaklara oturdu. Mendil açtı, cebinden koyu yeşil sarı bakla kuruları çıkardı. Tuttu eliyle bezin üstüne attı. Fakat adam konuşamıyor. Bizimkiler adamın çıkardığı seslere keramet atfederdi. Daha sonra buna 5 lira vermişlerdi.  Eskiden Düzce'de çok renkli bir hayat vardı. Her cumartesi akşamları nöbetleşe birisinin evine gidilirdi. Annem tombala torbasını koltuğunun altına koyar giderdi. Evlerdi mutlaka ikramlarda bulunurdu. Hatta bir adam vardı. Adı ya Hasan ya Hüseyin olacak. Tepside helva çekerdi. Önce onu ikram ederlerdi. Sonra tombalaya geçilirdi.

TEKSAS-TOMMİKS’İN KİRALIK OKUNDUĞU YILLAR

O yıllar ve sonrasında her çocuğun okuma serüveninin olmazsa olmaz duraklarından birisi de Teksas-Tommiks değil midir? Sayğan bu durumu ilginç örneklerle anlatıyor:

O zamanları Teksas, Tommiks çok pahalı ve değerliydi. Çocuk bütçesiyle almamıza imkan yoktu.  Sonra duyduk ki, köşede bir amca var. Gittik eşine yalvardık 'Teyze amcada Teksas, Tommiks'ler varmış, n'olur onları bize göster' diye. 'Aman oğlum delinin biridir o, başıma iş alırım" demesine rağmen o kadar çok yalvardık ki, bize acıdı 'gelin' dedi. Bizi ahşap evlerinin ikinci katına çıkardı. Sadece uzaktan bakmak için teyzenin peşinden gidiyoruz. Bir odaya soktu bizi. Tahta sandığın kapağını açtı, ağzına kadar Teksas Tommiks. Huşu ile bakıyoruz, elimizi bile sürmeden tavaf edip döndük.

GELECEK BÖLÜM: BİR ODUNLUĞU DOLDURAN O DEĞERLİ KİTAPLARA NEREYE GİTTİ?

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Damla Gazetesi (www.duzcedamla.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.