• 16.05.2022 12:02
  • (1)

Geçen sene (4 Ekim 2021) kaleme aldığım yazı üzerine değerli Adnan Karabulut’un bana ilettiği küçük not bu yazının işaret fişeğini oluşturdu.
Şöyle yazmıştı Karabulut:
- Sayın Şimşek, ‘Mayk Kenan'ın Düzceli olduğunu o zamanlar duymuştum. Doğruluğunu bir araştırıp, teyit edersen memnun olurum.
İsmiyle müsemma; bu konuların adeta ‘temel’ine inip,  kazılar yapmakta pek bir mahir olan dostum İlyas Temel Şafak’a rica ettiğimde çember büyük ölçüde daraldı.
Şafak, internette kılı kırk yaran çalışmayla ‘Mayk Kenan’ın torununa ulaştı ve iletişim bilgilerini aldı. Artık top bendeydi.
Kısa zamanda iletişime geçtiğim torun Aksel’le yaptığımız görüşmelerde bilgiler sınırlı; ancak ortaya çıkan tablonun bol aksiyonlu macera filmlerinden farksız olduğunu söyleyebilirim.
Buyrun başlayalım…  
Kahramanımızın tam adı Yusuf Kenan Aksel
Nam-ı diğer Mayk Kenan
1927 Düzce doğumlu…

ATALARININ İZİNDEN ESARET GÜNLERİNE

Torun Aksel’den Kenan’ın çok erken yaşlarda annesini kaybettiğini dinledim.  Düzce dışında görevde bulunan subay babası küçük Kenan’ı kayınvalidesine emanet etmiş.  Hâl böyle olunca Düzce’deki anneannesi Kenan’a hem annelik hem de babalık yapmış..  Kenan baba tarafının kökeninin Suriye’de bulunduğuna dair hikâyeleri ile büyümüş.  Gençliğe adım attığında yaptığı ilk iş Şam’a gidip atalarının izini sürmek gibi sonunu kestiremediği bir maceraya adım atmak olmuş.  Dönemin şartlarında bunu nasıl başarmıştır bilinmez; ama bir şekilde soluğu o tarihlerde Fransızların hüküm sürdüğü Suriye’de almış.  Fransızlar tarafından fark edilince esir düşen Kenan’a Maden ocaklarının yolu görünmüş. Bir yolunu bulup kaçmayı başarıp, Düzce’de bulunan anneannesinin yanına dönmüş. Bu süreçte dayılarından himaye görmüş.

PİLOTLUK HAYALİNİN NAMAZLIĞA DÜŞTÜĞÜ AN

Kenan Aksel’in hayalinde pilot olmak vardır. Askeri okula girmeye hak kazanır.  Vakit kaybetmeden kaydını yaptırıp, büyük bir gururla üniformalı fotoğrafını oda duvarına asar.
Gelin görün ki,  fotoğrafın duvardaki çiviye tutturulan ip kopup da o esnada namaz kılan anneannesinin önüne düşünce olanlar olur.  Anneanne bunun bir ‘ilahi mesaj’ olduğunu düşünür ve  ‘pilot olursan sana hakkımı helal etmem” deyince Kenan, bu sözün önüne geçemez.  Okuldan ayrılmak zorunda kalır.  Onun kaderi bir başka mecra için çizilmiştir artık. Akrabalarının da yardımıyla İstanbul’un yolunu tutarak ‘emniyet’li bir mesleğe adım atacaktır.

TEŞKİLATIN ‘ZEKİ’ VE ‘YÜREKLİ’ MEMURU

İstanbul’da polis teşkilatına giren Kenan Aksel, kısa zamanda parlak başarılarla isminden söz ettirir.  Mesleğin basamaklarından hızla yukarı çıkar. Bu süreçte Giritli göçmen bir ailenin kızı olan Ayşe Hanım ile hayatını birleştirir. 1960'lı yıllara geldiğimizde dönemin en acar polislerinden biri olmuştur artık. Arkadaşları ünlü o yıllarda peynir ekmek gibi satan ünlü romanın kahramanı dedektif Mayk Hammer karakterinden esinlenerek ona  'Mayk Kenan' demiş ve hep bu lakapla anılmıştır.
28 Aralık 1967’de Hürriyet Gazetesi’nin birinci sayfası İstanbul’daki nefes kesen polis operasyonuna ayrılmıştır.
Haber şöyledir:
“İŞTE MAYK KENAN: Komiser Kenan Aksel daima II. Şubenin en zor işlerinde görev almış ve hepsinde de başarı kazanmıştır. Müdüriyetin zeki ve yürekli memurlarından biridir. Zekâsını ve silahını çok iyi kullanır. Önce Kaçakçılık Bürosu'nda, sonra Mali Polis'te çalışmış, son olarak Ekipler Amirliği'nde görev almıştır. 40 yaşında, evli ve iki çocuk babasıdır.  Resimde 'Mayk' Kenan elinde gangsterleri öldürdüğü 'Smith Wesson' tabancası ile görülüyor” (Hemen belirtelim ki gazete haberinde ‘iki çocuk babası’ olarak yazılmış olsa da Kenan Aksel üç çocuk babasıdır M.Ş)

“SON SÖZ ARTIK SMITH WESSON’UNDU”

Gazete haberinin konuyla ilgili olarak diğer bölüme göz attığımızda 007 James Bond filmlerinden fırlatılmış bir kareden farksızdır. İstanbul’da çok önemli bir operasyon başarılı bir şekilde tamamlanmıştır.  Haklarında  ‘vur emri’ bulunan çete üyelerinin izini süren komiser Kenan Aksel ve arkadaşları haydutlarla kelle koltuk denilebilecek bir çatışmaya girer. Aksel, operasyonun ardından sıcağı sıcağına gazetecilere konuşur:
“Otomobili görür görmez içime bir şüphe girdi. Tabancalarımızı sıyırdık. “Allahım sen bizi koru. Bize yardımcı ol… Şu şerirleri (kötülük yapan kimseler M.Ş)  ele geçirelim” dedim”.
Aracın içinde bulunan katillerden en azılısının arka koltuğun sağ tarafta oturduğunu gördüğünde otomobilin camını kıran Kenan komiser için saniyelerin önemi büyüktür:
“- Katilin elinde tabanca vardı. Galiba “sokulmayın, yakarım” diyerek ateş ediyordu. Söz artık “Smith Wesson’undu. Onu konuşturdum”.
Çete reisi ile burun buruna gelen Aksel, onu etkisizleştirdikten sonra diğerine yönelir:
“- Sonra namluyu ona çevirdim. Zibidi, gık bile diyemeden can verdi. İşte bu anda ateş çemberine alındık. Diğerleri “dağılın” diyor, bize kurşun sıkıyordu. O hengâmeden sağ çıkacağımı sanmıyordum. Fakat Allah bize acımış olacak. Onlardan birinin de karnında bir kurşunumuzu taşıdığını sanıyorum”…
Mayk Kenan bir operasyondan, diğerine koşar ve yıllar su gibi akar.
Emeklilik günleri gelir çatar. Teşkilatın bütün ısrarlarına rağmen o artık sakin hayat sürmek ister. Eşinin memleketi Ayvalık’a yerleşir. Burada yılların yorgunluğunu atmaya çalışır. Takvimler 2007’yi gösterdiğinde hayata gözlerini yumar.
Ayvalık’ta toprağa verilir…