• 25.04.2022 09:49

Kırmızı-lacivertli aşkımız bu sene de tavan yaptı.
Hafta sonları geldi mi kulağım Düzce’de…
Gözüm internette canlı yayınlanan Düzcespor’un maçlarında…
Daha olmadı bizim ‘iflah olmaz Düzcesporlu’ İlhami Baş’la buluşup ver elini Düzce...
Yol yorgunluğu bana mısın demiyor!
Düzcespor bu…
Şairin dediği gibi:
“Yerini kolay beğenmez, üşür naz eder, darılır…”
Kaç yıldır Üçüncü Lig’deki yerini beğenmiyor…
“Benim yerim burası değil; hedef 2. Lig” diye kükrüyor…
“Sonrasında gözüm PTT 1. Ligi’nde” diye ekliyor.
Ya sonrası…
“Onu da zamanı geldiğinde konuşuruz” diyor…


İLK DURAK İHSANİ DERGÂHI

Takvimler 5 Eylül 2021’i gösteriyor.
Her zaman yaptığım gibi Düzce’ye gittiğimde ilk durağım Alemdar Sokak oluyor…
Bir diğer ifadeyle İhsan Çetin’in ofisi…
Ofis demem lafın gelişi…
Bana göre İhsaniye Dergâhı…
Bir başka ifadeyle arı kovanı…
Ne zaman gitsem birilerinin hararetle Düzcespor’u konuştuğuna şahit oluyorum.
Ne diyelim:
Artsın eksilmesin…
Her sene yaptığı gibi geçen sene de Çetin’e soruyorum:
- Yeni fikstür var mı?
‘Kolay evlat’ diyor ve Düzcespor’un 2021-2002 sezonundaki grubun maçlarını içeren küçük bir kitapçığı takdim ediyor...

KENDİ SAHASINDA NAMAĞLUP

Kitapçığı özenle alıp çantama koyuyorum.
Sonra da ver elini Düzce 18 Temmuz Stadyumu…
Kırmızı şimşekler kendi sahasında Malatya Yeşilyurt Belediyespor’u ağırlıyor.
Tribünler görülmeye değer.
Maçı 3-2…
Sezonun ilk maçında muhteşem bir başlangıç.
“Bu sene”nin “o sene” olacağına dair adeta bir işaret fişeği.
İstanbul’a döndüğümde ilk işim gruptaki sonuçları fikstürdeki sayfalara işlemek.
Bu işlem 37 haftadır adeta bir ayin gibi devam ediyor.  
Düzcespor kendi sahasında hiç yenilmemiş.
Türkiye liglerinde bir rekor bu…
Belki de Avrupa liglerinde…
Düzce’deki spor basını göreve…


DEVLERİN DE ESNEMEYE İHTİYACI VAR

Yazının başında şairin dizesini paylaşmıştım:
“Yerini kolay beğenmez, üşür naz eder, darılır…”
Düzcesporumuz da son 3 haftadır bize naz ediyor, cilve yapıyor.  “Nasıl olsa bagajım dolu” diye bol kepçe puan dağıtıyor.
Olacak o kadar.
Devlerin de esnemeye ihtiyacı var…
Bu yazı baskıya girdiğinde Düzcespor, kendi sahasında Kalecik Spor’u ağırlıyor olacak.  Kimbilir belki de maç sonrası, rakiplerin puan kaybıyla turunu atacak.
Belki de işi son düzlüğe bırakacak.
Öyle veya böyle…
Bu şehir önümüzdeki günlerde ‘şampiyon’ sesleriyle yankılanacak.

BÖYLE OLUR SPİKER DEDİĞİN

Son söz yerine…
Geçen hafta Düzcespor deplasmanda 52 Orduspor Futbol Kulubü’yle karşılaşıyor.
Maçı Ordu’da yayın yapan Altaş TV’den izliyorum.
Maçın bitmesine yaklaşık 10 dakika var. Düzcespor 1-0 önde.  Nefesler tutulmuş.
Futbolcumuz Murat Gürbüzerol, rakip oyuncunun müdahalesiyle yerde kıvranıyor. İçimiz cız ediyor.
Yaygın pratiğe görea karşılaşmayı anlatan spikerin ne demesi beklenir:
- Düzcesporlu futbolcular artık zamana oynuyor!
Böyle düşünüyorsanız benim gibi fena yanıldığınızın resmidir.
Diyor ki:
- Umarız Düzcesporlu futbolcunun sakatlığı ciddi değildir. Arkadaşlarımız ekmeğini futboldan kazanıyor.
Donup kalıyorum.
Maç son dakika yediğimiz bir golle berabere sona eriyor. Beynimin gri hücreleri son dakikada kaçan galibiyeti yeni yeni idrak etmeye başlıyor ki; fakat o da ne!
Spikerimizin final cümlesi ağrı kesici ilaç gibi:
Düzcespor’a hayırlı yolculuklar diliyoruz. Umarız sağ selamet memleketlerine varırlar.
Üzüntüm birden buharlaşıyor!
Telefona sarılıp Altaş TV’yi arıyor,  kendimi tanıttıktan sonra maçı kimin anlattığını sorup, telefon numarasını rica ediyorum:
- “Altaş TV Spor Müdürü ve spikerimiz Ahmet Öztürk, bu da telefonu” cevabını alıyorum.
Durur muyum?
Hemen arıyorum.
Telefonun ucundaki ses zarafet abidesi:
- Buyrun ağabey…
O’na ilk sözüm bu yazıya seçtiğim başlık oluyor…