• 11.04.2022 09:41

Av. Salih Nuri Tüzel'e göre 'uzun ve sağlıklı' yaşamın sırrı...

“O ikisinden uzak durdum”

Söyleşimizin son bölümünde eski sorulara yeni cevaplar aramak kabilinden de olsa soramadan edemiyorum: Sağlığınızı neye borçlusunuz. Av. Sami Nuri Tüzel'in verdiği yanıt oldukça basit...

Av. Salih Nuri Tüzel'le yaptığımız uzun soluklu söyleşide belki de ilk soruyu sona bırakıyorum. Kendisine şimdiye kadar yüzlerce sorulmuş olan bu yıllanmış soruya yeni cevaplar alma peşindeyim:- Salih Bey, bu sağlığınızı neye borçlusunuz?

Aldığım yanıt mizahı içinde barındırıyor:

“SALİH BEY ACABA TEKERLEKLİ SANDALYE İLE Mİ GELECEK?”

"Geçen sene bir toplantıya konuşmacı olarak davet edilmiştim. Beni karşılarında görünce şaşırmışlar ve şunları söylemişlerdi:  "O kadar heyecanlandık ki, Salih Bey nasıl gelecek diye düşünmeden edemedik.  Acaba tekerlekli sandalye veya ambulansla mı geleceksiniz diye meraklandık.  Konuşmam bittikten sonra büyük tezahürat yaptılar. 'Bu sağlığınızı nasıl korudunuz?' diye sordular. Bu bana hep soruluyor, cevabımı başka türlü vereceğim. Bizim Kadıköy Rotary Kulübü'nün bir üyesi var. Beyin cerrahi Profesör Necmettin Pamir. Aynı zamanda New York'taki Dünya Nörolojik Cerrahi Akademisi'nin başkanı.  100 kişilik konsey bu. İstanbul'da bir yılda yaptığı beyin cerrahisi ameliyatı 912 adet. Necmettin Bey'in bana söylediği şu; 'Beyin cerrahi olarak o kadar çok hasta tedavi ediyorum ki.  İyileşiyolar. Aile bana şükran duyguları ile hastaneden ayrılırken, soruyor; 'Bundan sonra ne tavsiye ederseniz, ne yesin ne içsin, ne yapsın?'. Ben de onlara diyorum ki, 'Çok iyi bilmiyorum ama benim bir avukat arkadaşım var. Onun da yaşı 98. Kendisinin telefonunu vereyim, ona sorun. O ne yiyorsa onu yeyin'.

"HİÇ SİGARA İÇMEDİM, KADEHİ SADECE ELİMDE TUTTUM"

Salih Bey'in attığı meşhur kahkahalara ben de eşlik edince ofis çalışanları Hülya Ece ve Mine Mailmail, 'acaba orada ne oluyor' dercesine kafalarını bulunduğumuz odaya uzatmadan edemiyor. Prof. Pamir'in 'Salih Bey'e sorun' sözlerini hatırlatıp, sorduğumda aldığım cevap çok basit.
Diyor ki:
"Benim bildiğim farklı hiçbir şey yok. Etkisi var mı yok mu bilmiyorum; ancak şu kadarını söyleyebilirim. Bu yaşa kadar merak edip de,  1 adet sigara dahi içmedim.  Çok sosyal bir insanım. Gittiğim davet, toplantı, kokteyllerde mutlaka elinize içki tutuşturuyorlar. Daveti geri çevirmek olmaz. Kadehi alır elimde tutarım. Bazen ayıp olmasın diye dilimi dokundurmuşluğum vardır. Hayatım boyunca tadımlık olarak baktığım içki miktarı 1 şişeyi bile bulmaz. Sabahları kahvaltıda herkesin yediği zeytin, peynir yiyorum. Muhakkak iki tane ceviz ve iki üç yaprak marul yerim. Yıllardır bu böyle.

‘FIRST MAJÖR’ FATMACAN HANIM SALİH BEY’İ ANLATIYOR

Salih Bey’i daha fazla yormamak için odasından çıktığımda, o’nun adeta ‘sağ kolu’ olan Av. Fatma Mörel’e (ben Fatma Hanım’a Salih Bey’in ‘fist majör’ü diyorum) üstadı Avukat Tüzel’i biraz anlatmasını rica ediyorum.
Beni kırmıyor:
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1986 yılında mezun oldum. O tarihte evliydim ve kızım Beril 3 yaşındaydı. Avukatlık stajımı kimin yanında yapacağım konusunu düşünürken, Kayınpederim Kenan Mörel, Ağabeyi Osman Mörel’in yakın arkadaşı olan Av. Salih Nuri Tüzel’e sormamızın uygun olacağını söyledi. Osman Amca bu konu için Salih Bey’den benim için randevu temin etti ve ben randevu saatinde yanımda Kızım Beril ile birlikte ofisine gittim. Salih Bey odasında bekliyordu, konuşmaya başladık, Beril ise beraberimizde götürdüğümüz resim defteri ve boya kalemleri ile oynuyordu.

“O KIZ BÜYÜDÜ BİZİM GİBİ AVUKAT OLDU”

Salih Bey, benim için ‘bu kız stajı tamamlayamaz, avukatlık nasıl yapacak’ diye düşünmüş. Ama onun düşündüğü gibi olmadı, ben stajımı bitirdiğim gibi, o günden beri tam 35 yıldır Salih Bey’le birlikte çalışıyorum ve küçük kızım da büyüdü, o da Hukuk Fakültesini bitirdi, şu anda Fransa’da Paris Barosu’na kayıtlı olarak fiilen avukatlık yapıyor. İşte o tanıştığımız günden başlayarak birlikte çalıştığımız 35 yıllık süre içerisindeki tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki Salih Bey, kesinlikle avukat olmak için doğmuş. Olayları kavraması, müvekkillerimizle ilişkileri, yasalara ve usule hakimiyeti, duruşmalardaki hitabeti, dilekçelerin hazırlanması, düşünce pratikliği inanılmazdır. Bütün bu konularda halen içinde bulunduğu 98 yaşında bile hiçbir değişiklik olmamıştır, güncel yaşama uyumluluğu mükemmeldir. Meslek büyüğümüzdür, üstadımızdır, hepimiz için avukatlık mesleği nasıl icra edilir konusunda efsane bir örnektir. Mesleğimizi sevmeyi, değer vermeyi ondan öğrendim. Gerçekten birlikte çalıştığımız 35 yıl için kendisine teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

SON