• 9.04.2022 13:44

“İçimdeki Düzce sevgisi hiç eksilmedi”

Memleketinden çok uzun yıllar önce kopmuş olan Avukat Salih Nuri Tüzel, “Babamın vefatından sonra annem ve 6 kardeş Düzce’deki evimizi sattık. Evi alanların daha sonra yıktığını öğrendik.  Düzce bulunmaz bir şehirdir. Çok uzun zaman kalma şansım olmadığı halde içimdeki Düzce sevgisi hiç eksilmemiştir” diye konuşuyor…

Düzceli Avukat Salih Nuri’nin milletvekilliği serüveni Bolu bölgesiyle sınırlı değildi.  1957 seçimlerinde CHP bütün illerde ön seçim yapılacaktı. Sadece İstanbul’daki listeyi dönemin CHP Genel Başkanı İsmet İnönü hazırlayacaktı. Salih Bey, genel başkanın belirlediği listede 3. sırada yer aldı. Bu milletvekili olmayı garantilendiği anlamına geliyordu.
Ama öyle olmadı…
Salih Bey’den dinleyelim: 
Birinci isim aynı zamanda başbakanlık yapmış olan ilahiyatçı Şemsettin Günaltay’dı.  Liste ikincisi İstanbul İl Başkanı İlhami Sancar ve üçüncü de bendim… O yıllarda binası Kadıköy’de bulunan Lozan Kulübü’nün başkanlığını yürütüyordum. 24 Temmuz'da İsmet Paşa kulübe teşrif etti. Gazeteciler oradaydı. Kapıda karşıladım. Salonun ortasında 'Sizi parlamentoda göremiyorum' dedi. Ben de ‘Paşam ben 13. sırada kaybettim’ dedim. Bunun üzerine İnönü,  ‘Nasıl olur ben sizi 3’e yazmıştım’ dedi. Bunun üzerine, ‘Evet siz üçüncü yazdınız ama Adana'da partinin ikinci ismi olan genel sekretererimiz Dr. Kemal Satır Bey önseçimi kaybetti. Aday dahi olamadı. Bu durum tabiatıyla bizi çok üzdü. Kendisine telgraf çektim. ‘Ben Boğaziçi Lisesi'ni de üçüncü bitirmiştim. Şimdi de liste üçüncüsüyüm.  Sıramı size vermek istiyorum, lütfen kabul edin’ dedim. Kemal Bey son derece duygulandı ve teklifimi kabul etti. O sebeple 13. sıraya indim ve kazanamadım’ dedim. İsmet Paşa elimi tuttu, 'Sizi üçüncü yazmış olmamın isabeti şimdi daha iyi anlaşılıyor, hiç üzülme evladım' dedi.

“SUPHİ BEY, ECEVİT’İ İTEREK SAHNEYE ÇIKARDI”

Türk siyasi tarihinde damga vuran isimlerden Bülent Ecevit’in siyasette girişinde önemli rolü bulunan Salih Nuri Bey’in anlattığı bir hatıra oldukça ilgi çekici…
Salih Bey’in anlatımıyla o yıllara dönüyoruz:
6 sene Trakya parti müfettişliği yaptım. Sorumluluk alanım Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ'ı kapsıyordu. İsmet Paşa o dönemlerde beni Ankara'ya çağırarak ‘Size bir görev vermek istiyorum’ dedi. ‘Trakya'da CHP gençlik ekibi olarak bu üç vilayette toplantılar yapıp, konuşacaksınız. Sizi şimdi tanıştıracağım arkadaşınızı halk karşısında konuşmaya alıştıracaksınız. Ekibi siz kuracaksınız, bu arkadaşınızı halkın karşısına siz çıkaracaksınız’ diye konuştu.  Özel kalem müdürünü çağırdı, kendisi halen de sağdır. O zaman CHP Genel Merkezi Rüzgârlı Sokak'taydı. Zemin katının altında Ulus Gazetesi vardı. ‘Aşağıdan Bülent Bey'i çağrın’ talimatı verdi. Bülent Bey Ulus Gazetesi’nin musahhihiydi. (Düzeltmeni M.Ş.)  Yanımıza geldi, tanıştık. İsmet Paşa, 'Bülent Ecevit partimize yeni girdi. Trakya gezinizde Bülent Bey’i halk karşısına çıkaracaksınız; göreviniz bu' ifadeleriyle talimatını tekrarladı. O tarihte CHP’nin TBMM'deki başkanvekili görevinde bulunan arkadaşımız ressam Bedri Baykam’ın babası Suphi Baykam'dı. Suphi peki dedi. Partili arkadaşlarımız Nurettin Sözen ve Egemen Bostancı ile yola çıktık. Gezimiz ‘CHP ekibi Trakya'da’ diye basında geniş yankı buldu.  Çorlu'da ilk mitingimiz, bir sinema salonundaydı. Bülent Bey, halkın karşısına çıkmaktan çekiniyordu. Suphi Bey o’nu iterek çıkarmıştı. Siyasette ilk miting konuşmasını böyle yaptı Bülent Bey.

“İŞTE SİZE SALİH’İN CEVABI”

Söz buraya gelmişken Bülent Ecevit’in naifliği üzerine ilginç bir anısını daha naklediyor Salih Nuri Bey:
- Oraya gitmeden evvel buluşmak üzere CHP İstanbul il binasında buluşmak üzere sözleştik. Eski başbakanlardan Recep Peker'in Sultanahmet’teki evi CHP il merkeziydi. 'Vilayette buluşalım' dedik. Herkes geldi, Bülent Bey ortada yok. Arkadaşımız Orhan Birgit 'Bülent vilayetin önüne gitmiş olmasın' dedi. Arabaya atladık gittik. Bir de ne görelim? Bülent Ecevit İstanbul Valiliği'nin önünde sırtını dayamış bizi bekliyor. ’Burada ne arıyorsunuz?’ diye sorduk. Bunun üzerine Bülent Bey, ‘Siz vilayet dediniz ya, burası vilayet değil mi?’ deyince gülüşmüştük. Bülent Bey'le dostluğumuz, yakın arkadaşlığım böyle başladı. Gün geldi devran döndü partiden ayrıldı. DSP'de genel başkan olunca bana haber yollamıştı.  ‘Partimizden seni aday göstermek istiyorum. İktidara gelirsek Adalet Bakanımız olacaksın’.  Bunun üzerine kendisine mektup yazarak, ‘Lütfen yarın sabaha kadar düşün ve istifa edip tekrar CHP'ye dön! Genel başkan olmak istiyorsan buna karşı olan yok’ demiştim.  Benim cevabımı alınca yanında bulunan Orhan Birgit'e dönüp, 'Salih Salih diye tutturdunuz, işte Salih'in cevabı' demiş... O seçimlerde başarı elde etti ve yeniden Başbakan oldu. Ancak bugün de öyle bir teklif almış olsam aynı cevabı verirdim.


“DÜZCE BULUNMAZ BİR ŞEHİRDİR”

Salih Bey’e Düzce’ye bir mesajının olup olmadığını, ‘Başta Düzce Barosu olmak üzere sivil toplum kuruluşlarından bir davet alırsanız memleketinize gider misiniz?’ diye soruyorum.
Cevabı söyleşimizi taçlandıracak nitelikte:
Babamın vefatından sonra annem ve 6 kardeş Düzce’deki evimizi sattık. Evi alanların daha sonra yıktığını öğrendik.  Düzce bulunmaz bir şehirdir. Çok uzun zaman kalma şansım olmadığı halde içimdeki Düzce sevgisi hiç eksilmemiştir. Yakın zamanda Hürriyet gazetesinin ekinde bir yazı çıktı. Düzce’de hanımların kurduğu bir derneğin ve belediyenin hizmetleriyle ilgili olarak. Onlara bir yazı gönderdim. Geçmişte Düzce belediye reislerinden birisi  Amerikan Robert Koleji mezunu olan Celal Kasapoğlu ismindeki bir zattı. Düzce'yi Düzce yapan adamdı. Şayet Düzce’den bir teklif meselesi gelirse (beni kast ederek) sen gelirsen birlikte gidebiliriz…

SON BÖLÜM: UZUN YAŞAMASINI NEYE BORÇLU?