• 24.01.2022 11:36

Hani hepimizin yüreğini kıpır kıpır eden o meşhur zeybek türküsünde ne deniyordu:

“Gidelim gidelim Halilim
Çökertme'ye varalım
Kolcular gelince Halilim
Nerelere kaçalım”


Düzce merkezde yaşayıp da onu görmeyen var mıdır acep?
Başındaki kuvvacı kalpağı, renkli gözleri ve iri cüssesi her an karşınızda beliren Rahmi Yılmaz’dan söz etmek istiyorum.  


Çevredekilerin ona yakıştırdığı lakapla söylersek; ‘Kolcu Rahmi’den…
1942 yılında Düzce’nin Otluoğlu Köyü’nde doğmuş.
Dedelerinden birisi şehit, diğeri gazi…
El atmadığı iş kalmamış; terzilik, kahvecilik, orman muhafaza memurluğu, itfaiye erliği, temizlik çavuşluğu bunlardan sadece biri…
Ancak onu ‘Kolcu Rahmi’ yapan 20 sene görev yaptığı TEKEL koruma memurluğu olmuş.
Yukarıdaki türküde geçtiği hâliyle ‘kolculuk’ görevi.
Tütün kaçakçılarının; dönemin ifadesiyle söylersek ayıngacıların korkulu rüyâsı…
Kaçak tütün içenlerin amansız takipçisi…

“MAHKEMEYE VERMEDEN TAHSİLAT YAPIYORDUK”

Rahmi Amca’nın ‘zehir hafiyelik’ gerektiren ‘kolculuk’ görevini başarılı icra etmesinin arka planında en önemli faktörü askerliğini jandarma olarak yapması.

O günleri sanki dünmüş gibi anlatıyor:
“Silahlı koruma memuruyduk. Düzce merkez postanesinin yanında TEKEL ambarı vardı. Müdüriyet ise bugünkü Ziraat Bankası bitişiğindeki ufak ahşap binaydı. Sabah daireye geldiğimizde ihbar ve şikayetlere yönlendiriliyorduk. TEKEL’in verdiği sigaraları karaborsa satan büfeler vardı. Oraları denetliyorduk. Bunun yan ısıra kaçak tütünü sarıp, içenler vardı.  Ektiği tütünü tarlasından alıyor, nacakla kıyıyor, sigara kâğıdı olarak kullanılan ‘Arap gazetesi’ne sararak içerlerdi. Biz de bunları yakaladığımız zaman 35 lira para cezası veriyor, ‘rızayı tahsil’ yapıyorduk. Mahkemeye vermeden para cezasını tahsil ediyor, makbuzu olay yerinde düzenliyorduk. Ele geçirilen tütünleri ise imha ediyorduk”.

“GARİBAN ADAMIN NESİNE CEZA YAZACAKSIN!”

“Peki normal sigara tüttürenle ayınga içeni nasıl ayırt ediyordunuz?’ diye soruyorum Rahmi Amca’ya.
Ona göre bunun yöntemi çok basitti:
“Öncelikle ayınga içen bizi görünce huylanır, avucunun içinde gizlemeye çalışır; ancak dumanına mâni olamazdı.  Biz de onlara yaklaşıp, sigaramızı yakmak için ateş isterdik. İlk usül buydu. Bu işte zamanla uzmanlaştığımız normal sigara ile ayınganın kokusunu hemen anlardık. Ayrıca ayınganın sarılmış hali normal sigaradan farklıydı”.
Ancak Kolcu Rahmi ve arkadaşlarının öncelikli mücadele ettiği kesim bunlar değilmiş:
“Adam gariban, ayağında Ankara lastiği var. Parası olsa ayakkabı alacak. Ceketinin yakası eskimiş. Bir deri bir kemik kalmış. Bunun nesine zabıt tutup da ceza yazacaksın? İmha etmek için elindeki tütünü alıp bir de çay söylerdik. Bu durumu amirlerim de bilirdi”.

SÜRGÜNLERLE ÖDÜLLER ARASINDA

Ayınga içen gariban ile ayıngacı ağalar arasında net çizgi çeken Kolcu Rahmi sözü asıl operasyonlara getiriyor:
“Biz esas güçlülerin peşine düşerdik. Baskın öncesinde kaymakamlığa dilekçe veriyorduk. Kaymakam bey de savcılığa sevk ediyor ve arama kararı çıkarıyordu. Jandarma ile evi, depoyu basıyor, yakaladığımız kaçak tütünleri müsadere (el koymak M.Ş.) ediyorduk. Gerekli zaptı tuttuktan sonra da kaçakçıları jandarmaya teslim ediyorduk”.
İşin ucunda büyük paralar döner de bazı kişiler devreye girmez mi?
Girer tabii…
Girmekle kalmaz Rahmi gibilerine sürgün gözükürmüş!
- Senede 5-6 kez büyük kaçakçıları yakalayınca otomatikman sürgünüm çıkardı. Sakarya, Bolu ve Hendek’e…
Bereket versin ki Rahmi dürüst adam, seveni sevmeyeninden çok. 
Düzce’deki siyasi partilerde yöneticilik yapan etkili isimler devreye girip, Ankara’yı arayarak Bolu milletvekillerine seslenirmiş:
- Rahmi buraya gelmeden sen Düzce’ye gelme!
Ama haksızlık da etmeyelim.
Bu mekanizma çoğu zaman böyle işlemez başarılı operasyonların ardından Rahmi Yılmaz’a maaşından daha fazla tutarda ödül ikramiyesi verildiğini kaydedelim.

“SİLAHIN AĞZINA MERMİYİ VERİP BİZE DOĞRULTTU”

Kaçakçıların iştahını kabartan rakamların döndüğü bu yeraltı sektöründe onları yakalamak için verilen mücadelenin bünyesinde macera filmlerini aratmayan riskli sahneler kaçınılmaz.
Yeniden kulak veriyoruz Rahmi Amca’ya:
“İsmi lâzım değil bir ihbarı alıp köye vardık. Karaborsa sigaraların bulunduğu depoda arama yapacağız. Asıl kişiler ortadan kayboldu. Bir de baktık ki, 11 yaşındaki çocuk elinde 14’lü diye tabir ettiğimiz silahı tutuyor. Tabancanın ağzına mermiyi verdi ve bize doğrulttu. Serde jandarmalık var. Soğukkanlılığımı kaybetmeden ani bir hareketle eline vurup elinden aldım. Zamanlamayı iyi yapamasam tetiğe basması kaçınılmazdı”.

KOLCULUK’TAN KUVAYİ MİLLİYE DERNEKÇİLİĞİNE

1980’li yılların ikinci yarısında karaborsa ortadan kalkmış, devlet yabancı sigara ithalatını serbest bırakmıştır. Kısa bir süre sonra da kolculuk tarihe karışır.
20 yıl hizmetin ardından emekliye ayrılan Rahmi Yılmaz şimdilerde hummalı bir çalışma daha yürütüyor. Türkiye Kuvayi Milliye Mücahitleri Derneği Düzce Şubesi için çalışmalar yürüten Mutlu, valiliğe yazdıkları dilekçenin ardından gereken izni almanın mutluluğunu yaşıyor.
Başta belediye olmak üzere kurumlardan kendilerine bir mütevazı bir yer tahsisi arayışını sürdüren Yılmaz ve arkadaşları hayırsever kişilerden de hazırlanacak mekân için eşya yardımı bekliyor.