• 3.01.2022 09:25

Olimpiyat şampiyonu Hamit Kaplan 47 yıl önce (5 Ocak 1975) talihsiz bir trafik kazasının ardından hayatını kaybettiğinde ardında 12 altın, 8 gümüş, 13 de bronz olmak üzere toplam 33 madalya bıraktı. 



12 yıl gibi kısa süren spor hayatında (1955-1964) Olimpiyatlarda 3 kez kürsülere çıkan bu değerli sporcumuz (1956 altın, 1960 gümüş, 1964 bronz) 97 ve ağır sıkletlerde güreşmişti.  1956 Melbourne Olimpiyatları'nda altın madalya kazandığında Time Dergisi'nce "Dünyanın en büyük 10 sporcusu" arasında 6. sıraya yerleşti. 1962 yılında Japonya’da çıkardığı başarılı güreşler sonucunda Japon medyası Türkiye’ye gelerek belgeselini çekti. 
Gelgelelim minderde sırtı yere gelmeyen Kaplan’a dönemin siyasi kişilik ve bürokratik kimlikleri tarafından yapılan muamele hiç tatmadığı ‘tuş’ duygusundan çok ağır gelmişti.

“ŞU ANDA TUŞ OLMUŞ GİBİYİM! SANKİ ARABA ÇARPTI”

1964 Yanbolu Balkan Şampiyonası sırasında sakatlık geçiren Hamit Kaplan, yetkililerin izniyle Avusturya’ya gidip tıp dünyasının dünyaca şöhretli ismi Dr. Jelinek'in kliniğinde ameliyat masasına yattı.  
Ankara ameliyat masraflarını ödemeyince ortalıkta kala kaldı!
Viyana’daki günlerinde kendisini sık sık ziyarete gelen arkadaşına şöyle dertlenmişti:
- Rezil olduk, rezil. Minderde sırtım yere değmedi ama şu anda tuş olmuş gibiyim. Sanki araba çarptı bana!

“SENİ İŞTEN ATTIK HAMİT! NE DURUYORSUN BURADA?”

Spor-Toto Teşkilat Müdürü Rauf Meleksoy "Benden izin almadı" diyerek Hamit Kaplan'ı Devlet Demiryolları’ndaki işinden attı.  O günlerde gittiği Ankara’da kapılar tek tek yüzüne kapandı.
Ünlü güreş yazarı Ali Gümüş’e şöyle anlatıyordu:
“Biliyor musun, Spor Toto Müdürü Rauf Meleksoy, “Seni işten attık Hamit. Hadi ne duruyorsun burada?” cümlesini Clay’i (Muhammed Ali’yi kast ediyor M.Ş.) bile gölgede bırakacak destekli bir yumruk gibi yüzüme yapıştırdı”.
Dile kolay…
Tam 175 kez milli formayı giymişti. Karşılığı bu olmamalıydı. Kürsüde birinciliğe çıkıp, İstiklal Marşı okunurken bayrağı göndere çektirdiği günlerde herkes yanındaydı.
Ama şimdi iş başkaydı.

BAKAN’DAN KAPLAN’A: HOŞGELDİN OTUR İSTERSEN!

Ankara’ya doğru uzun ve yorucu yolculuğun ardından bir süre bekledikten sonra Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Malik Yolaç’ın karşısına çıkabildi.  Bakan onu pek de samimi karşılamadı, oturduğu makam koltuğundan kendisine bakarak:
- Hoş geldin Hamit otur istersen
- Sağ olun Bakanım oturmayayım, fazla vaktinizi almayacağım zaten
- Peki sen bilirsin, nedir konu?
- Konu, bildiğiniz gibi Viyana’daki masraflarla ilgili. Bu masraflar için Federasyondan aldığım yazı ile de ilgili. İşin doğrusu bakanım, ben bu bacağımı babamın tarlasında sakatlamadım. Öğrenmek istediğim şu, bu ara ödenecek mi, yoksa ödenmeyecek mi?
- Konu biraz ara saçına dönmüş durumda Hamit.
- Sanırım öyle. Ama bende hakkımı arıyorum bakanım. Aramaya da devam edeceğim. Dostlarım, arkadaşlarım aracılığıyla çözüm bulmaya çalışıyorum.

“BUNLARIN ALLAH’TAN BİLE KORKULARI YOK”

Bakanlıktan rotasını Güreş Federasyonu’na çevirdi. Güreş Federasyonu Başkanı Cihat Uskan’ın karşısına çıktı. Başkan samimi olmaktan çok uzaktı.
- Başkanım sorgusuz, sualsiz işimden atıldım. Bir hak, hukuk talep edemeyecek miyim acaba?
- Hayır, edemezsin!
- Neden?
- Spor Toto Müdürü sorgusuz, sualsiz işten atma yetkisine sahiptir de ondan.
- Yani?
- Yanisi o. Bizi lgilendirmez. Söylenecek bir şey yok.
- Bunca emeğin madalyanın karşılığı bu yani öyle mi Başkan?
Başkan cevap bile vermeden ‘böyle’ dercesine ellerini havaya kaldırdı. Bu hareket üzerine:
- Peki başkan size iyi günler.
Hamit Kaplan, Ali Gümüş’le yaptığı dertleşmede şöyle konuşuyor:
“Bu da yetmiyormuş gibi Güreş Federasyonu Başkanı Cihat Uskan, ben orada ağrılarla yatarken ki sen de şahitsin. Beden Terbiyesi Genel Müdürü’ne “Aşk yüzünden Hamit Kaplan Viyana’ya gitti, sakatlığı bahanedir” diyebildi. Bunların Allah’tan bile korkuları yok.

ANKARA KAPILARI KAPAR, DÜZCE KUCAĞINI AÇAR

Artık işsizdir Kaplan…
Kendisi gibi olimpiyat şampiyonu ve yakın dostu Gazanfer Bilge Düzce’de Seven Ailesi’ne ait olan dinlenme tesislerini devralması önerilir.  Konuya sıcak bakmaktan başka çaresi kalmayan Kaplan için artık yeni bir dönem başlayacaktır.
Ankara yüzüne kapıları kapatırken Düzce kucağını açacaktır şampiyona…
Kısa bir süre sonra tesislerin devir işlemleri başlar. Düzce’de umduğundan daha fazla ilgi ve kolaylıkla karşılaştı. Büyük bir borcun altına girerek tesisleri devraldı. Tesislerin eski sahibi olan Saffet Seven Bey’in sağladığı kolaylıklarla iş hayatındaki ilk günlerinde tedirgin de olsa başlamış oldu. Ön anlaşmalar ve kontratlardan sonra olaylar hızla gelişti. Kısa zamanda borçlarını ödedi…

ONUN İSMİ OLİMPİYAT MEŞALESİ GİBİ PARLAYACAK

Şampiyonun 47. Ölüm yıldönümünde düşünmeden edemedim.
Hamit Kaplan’ı bırakın Türkiye’yi, güreşle ilgili olup da dünyada hatırlamayan  var mıdır acaba?
Onun ismi ebediyete dek bir ‘olimpiyat meşalesi’ gibi parlamaya devam edecek.
Peki ya onu minder dışında tuş etmeye çalışanlar?
Yazının başlığına tekrar bakar mısınız lütfen?