• 20.12.2021 08:57

Her ayın son Pazar günü kurulan Bolu Antika ve Sanat Pazarı’ndan Düzcelilere davet var.

Bolulu dostumuz Selahattin İkiz’in birden çok şapkası var. Diğer bir ifadeyle söylersem kartviziti oldukça kalabalık bir kimlik. İşte onlardan sadece birkaçı; tarih araştırmacısı, yazar, eferema koleksiyoneri ve antikacı…
Her ayın son Pazar günü yaklaşınca Selahattin Bey’i tatlı bir telaş sarıyor. İlki lk olarak 29 Ağustos 2021 tarihinde açılan “Bolu Antika ve Sanat Pazarı” kesintiye uğramadan ilk günkü heyecanla sürdürülüyor.
İkiz’e böylesi bir Pazar fikrinin nasıl çıktığını sorduğumda şöyle konuşuyor:
 Bolu’da antikacılık yapan bir arkadaşımızın bahar aylarında dile getirdiği “Antika Pazarı açabilir miyiz” düşüncesini bu işe gönül vermiş arkadaşlarımızla beraber konuşup görüşüp fikir birliğiyle beraber yola çıktık. Bolu Belediyesi Başkanı Tanju Özcan Bey’in talimatı ve Belediye yetkileriyle görüşmeler sonucu “Bolu Antika ve Sanat Pazarı” ile ilgili çalışmalara başladık. Her ayın son Pazar günü açılmasını planladığımız bu organizasyonu ilk olarak 29 Ağustos 2021 tarihinde açtık.

“HER GEÇEN GÜN PAZARA İLGİ ARTIYOR”

Antika ve Sanat Pazarı için mekânın belirlenmesinden sonra Bolu Belediyesi yetkileriyle görüşüp pazartesi günleri genel olarak açılan Pazar yerindeki kapalı orta hangarda açılmasına karar verildiğini anlatan İkiz,  “Bu mekân gerek il dışından gerekse Bolu içindeki esnaf ve ziyaretçiler için ulaşımı kolay ve merkezi bir yerde olması, yine bu mekânın yaz ve kış şartlarına uygunluğu, elli adet büyük sabit tezgahlarının olması ve de tezgah açan esnafların arabalarıyla giriş çıkışlarının kolay olması nedeniyle tercih edildi” diye konuşuyor.
Peki pazara ilgi ne seviyede?
Selahattin Bey şöyle yanıtlıyor: “Antika pazarlarında diğer illerde de olduğu gibi günler öncesinden hazırlıklar yapılır ve Cumartesi akşamından itibaren özellikle il dışından gelen esnaflar tezgâhlarını açmaya başlar. Bolu’daki pazarımızda da bu şekilde oluyor. Geçtiğimiz ay dördüncüsünü açtığımız Bolu Antika ve Sanat Pazarına ilgi her geçen ay artmakta olup katılımcı ve ziyaretçilerden övgü dolu sözler işitmekteyiz”.

“BİT PAZARI OLMASINI İSTEMEDİK”

Bolu Antika ve Sanat Pazarının açıldığı hangarda büyük boy elli adet tezgâh bulunuyor. Büyük olan tezgah’ları bazen yarı yarıya iki farklı esnafa da verebiliyor.. Her ay düzenli tezgâh açan antikacı ve el sanatları üreten sanatçılar mecut. Tezgâh açan antikacı esnafı hemen hemen yarısı Ankara, İstanbul, Eskişehir, Düzce ve Adapazarı’ndan kalanı da Bolu’dan antikacı ve sanatçılar. Pazara ortalama 55-60 tezgah açılıyor.
“Pazarı büyütmek daha geniş kitlelere tanıtmak gibi hedefleriniz var mı?” diye soruyorum Selahattin İkiz’e?
“Olmaz mı?” diye başlıyor söze ve devam ediyor:
“Ülkemizde son yıllarda antika ve sanatsal ürünlere ilgi oldukça artmıştır. Bunu birçok ilde açılan antika pazarlarından ve koleksiyoncuların artmasıyla görüyoruz. Bizde Bolu’daki arkadaşlarımızla beraber bölgemizde olan bu eksikliği gördük ve Bolu Antika ve Sanat Pazarını açtık. Özellikle pazarın kalıcı ve devamlı olabilmesi için baştan itibaren bazı kriterlere önem verdik. Mesela; bit pazarı, işportacılık anlamında bir Pazar olmasını istemedik. İyi antikacılar ve el sanatları üreten kişileri pazarımıza devet ettik. Tabi ki kalite iyi olunca pazara gelen ziyaretçilerde esnaf da memnun kalıyor. İl dışından Bolu’ya ürün almak için gelenlerde her geçen ay çoğalıp memnuniyetlerini ifade ediyorlar. Bizlerde eksiklerimizi gördükçe arz talep dengesinde pazarımızın geleceği için çalışmalara devam edeceğiz”
Bolu’da daha önce böyle bir organizasyon veya pazar olmadığı için, tarihe, sanata ve antikaya meraklı birçok kişi için pazar hayli ilgi çekmiş. Her ay erken saatlerden itibaren pazara gelen antika ve koleksiyon meraklısı müdavim kitlesi ortaya çıkmış.  İl dışından da Bolu pazarına ürün almak için gelen çok sayıda hatırı sayılır esnaf ve koleksiyoncu göze çarpıyor.

“ESERLER YOK OLMAKTAN KURTULUYOR”


Antika pazarı olur da tarihi eser kaçakçıların iştahı kabarmaz mı? Konuyla ilgili kırmızı çizgilerini net çizen Selahattin Bey sözlerini şöyle sürdürüyor:   
“Antika ve Sanat Pazarı kurulmadan önce Bolu merkezde orta ölçekli 4 – 5 tane antikacı dükkânı vardı. Pazarın kurulmasıyla birlikte Bolu’da antikacı esnafında da artış oldu. Bu gelişmeler tarih kültür adına olumlu birer adımdır. Evlerinin çatı arasında, merdiven altında atıl durumda olan 50-60 yıllık objeler veya sanat eserleri pazarımızın kurulması ve antikacı camiasının da çoğalmasıyla yok olmaktan kurtulmuş oluyor. Kanunlarla sınırlandırılmış olan uygulamalara antikacı camiası olarak bizlerde uymak zorundayız. Pazarımızda Arkeolojik eserlerin ve de erken dönem Osmanlı etnografik objelerin alım satımı ilgili müzelerce izne bağlı olduğu için bu konulara esnaflar olarak dikkat etmekteyiz. Bilinçli esnaflar da zaten bu tür alım satım yapmazlar. Antika ve sanat pazarımızda diğer pazarlarda da olduğu gibi yasal olan her türlü ürün bulunabiliyor. Bunları yanı sıra el sanatları üreten değerli sanatçılarımızda var. Hat, Ebru ve Tezhip, Cam mozaik, Yakma, Ahşap tasarım, Örgü sepet sanatçısı ve değişik el sanatları üreten kursiyerlerde pazarda tezgâh açmaktadırlar.

“KOLEKSİYONCULUK TOPLAMAK DEĞİL”

Selahattin Bey’e “Eski eserler biriktirecek olan gençlere tavsiyeleriniz neler? Nereden ve nasıl başlamalılar?” diye sorunca ‘koleksiyonculuk’ ile ‘toplama’ uğraşının farklı kavramlar olduğunun altını çiziyor:
Bu soruya kendimden örnek vererek başlayayım. Ortaokul yıllarında dayımın ‘oğlum koleksiyon yaparsın’ diyerek bana verdiği bir avuç bozuk parayla başladım koleksiyonculuğa, biriktirmeye ve öğrenmeye. Tarihe ve geçmişe ilgimden olsa gerek uzun yıllar değişik ürünlerin koleksiyonunu yapmaya çalıştım. Fakat maddi anlamda güçlü değilseniz çok çeşitli ürünler yerine bütçenize uygun ürünler toplayıp koleksiyon yapmak lazım. Ben de bu doğrultuda yaklaşık yirmi sene öncesinde üstesinden gelemeyeceğim ürünlerin yerine Bolu arşivi yapmaya karar verdim. Başta eski siyah beyaz Bolu fotoğrafları, efemera dediğimiz belgeler, eski yıllara ait gazete ve mecmualar, kitaplar ve de Bolu’ya dair yaşanmışlığı olan yasal objelerden oluşan bir koleksiyon yapmaya çalışıyorum. Yani eski dönemlere ait ürünler çok çeşitli ve dönemseldir. Ürün çeşitlerinin koleksiyonculuğunu yapmakla merak uğruna ürün toplamak farklı şeylerdir. Koleksiyonculuk; ürün hakkında araştırma yapmak, bilgiyi paylaşıp gelecek kuşaklara aktarmaktır. Toplamak ise geçici bir hevestir”.

"DÜZCELİLER'İ PAZARIMIZA  BEKLİYORUZ"

Dostumuz İkiz, bu güzel söyleşiyi güzel bir davetle bitiriyor:
Bolu antika ve sanat pazarının açılmasıyla birlikte bölgemizde, tarihe kültüre ve sanata ilgi duyanlarla birlikte bizlerde sevinçli ve heyecanlıyız. Komşu ilimiz Düzce’den pazara tezgah açan esnaf arkadaşlarımız da var. Bu konuya duyarlı Düzce halkını da her ayın son pazar günü düzenlenen antika ve sanat pazarına davet ediyorum. Son olarak bizlere pazarın açılmasıyla ilgili desteğini ve katkılarını esirgemeyen Bolu Belediyesi Başkanı Sayın Tanju Özcan Bey’e ve belediye çalışanlarına, başından beri fikir birliğiyle yola çıktığımız esnaf ve el sanatları üreten dostlarımıza, Bolu ve bölge halkına teşekkür ediyorum.