• 13.12.2021 09:40

Efsane boksör Muhammed Ali Clay, Hamit Kaplan ve Gazanfer Bilge için yardımcılarına böyle seslenmişti: “BU ADAMLARA İYİ BAKIN!”

Geçen hafta sonu 2. Lig’e çıkma mücadelesi veren Düzcespor’un Orduspor ile karşılaşmasını seyretmek üzere Düzce’deydim. Grubunda liderliğini sürdüren kırmızı şimşekler Orduspor’u 1 golle yenerek 3 altın puana sahip oldu ve büyük bir avantaj elde etti.
2 günlük Düzce ziyaretinde dostlarla buluşup, hasret giderdik.
Düzce günlerinde mâlum olayın kamuoyunda damga vurduğuna tanıklık ettim: Olimpiyat kavşağı tartışması.
Tartışma demem lafın gelişi...
7’den 77’ye Düzce’de herkes Olimpiyat Kavşağı’nı geri istiyor.

“MİLLET ADINA ASIL BEN TEŞEKKÜR EDERİM”

Elimde Atilla Kaplan’ın babası için kaleme aldığı çok güzel bir çalışma var:
“TAHTA BAVUL-HAMİT KAPLAN”
İstedim ki, Olimpiyat tesislerine adını veren kişi sadece Düzce değil, Türkiye’yi de aşan dünya güreş tarihine benzersiz bir damga vuran Hamit Kaplan’a ait çok değerli anektodlardan sadece birisini bu yazıda yansıtayım.
O Hamit Kaplan ki, her müsabaka öncesinde kendisini destekleyen milletiyle göz göze gelip, rakibini yenmesinin ardından yine onları selamlayarak zaferini taçlandıran bir isim.
Askerlik yaptığı yıllarda parmağından sakatlanan şampiyonun tedavisine yardımcı olan komutanına teşekkür ettiğinde şu cevabı alıyor:
- Ben sana teşekkür ederim millet olarak.
Aynı sakatlık günlerinde Bulgar güreşçi ile yapacağı karşılaşma öncesi hocası Yaşar Doğu’nun parmağına dikkat etmesini öğütlemesi üzerine şu tarihi cevabı veriyor Hamit Kaplan:
- Merak etmeyin siz hocam. Madalyanın birini alırım mutlaka. Alamazsak milletimize ne deriz sonra?

“MUHAMMED ALİ, HAMİT KAPLAN’I BEKLİYOR”

1974 yılının Aralık ayı…
Hamit Kaplan, can dostu Gazanfer Bilge ile Londra’da.
Kentteki tüm gazeteler unvan maçı yapmak üzere Londra’ya gelen Muhammed Ali Clay’dan bahsediyor. Bütün basın onun peşinde, ağzından tek kelime almak için adeta bir biriyle yarış halinde… Hamit Kaplan’la Gazanfer Bilge, Londra’da Muhammed Ali’nin kaldığı Hilton Oteli’ne telefon açarak Ali’yle görüşmek istediğini söyleyen kısa bir not bırakıyor. 
Gazanfer Bilge, böyle bir buluşmanın gerçekleşmeyeceği düşünüyor. Kaplan’la bir takım elbisesine iddiaya giriyor.
O günlerde bırakın Muhammed Ali’nin yanına gitmeyi, telefon bile bağlamıyorlar…
Kısa bir süre sonra telefon geliyor:
- Muhammed Ali Bey, Hamit beyi bekliyor efendim. ‘Aman buluşalım, konuşalım’ diyorlar.
Orada bulunan bir gazeteci şaşkınlığını gizleyemiyor…
Şaşırma sırası Gazanfer Bilge’de…

“KAPLAN, KAPLAN VAR MISIN GÜREŞE?”

Kısa bir hazırlıktan sonra ellerine aldıkları bir paket lokumla beraber Hilton Oteli’ne doğru yola çıkıyorlar. Hilton Oteli’nin resepsiyonuna geldiklerinde yaşanan kısa bir telefon trafiğinden sonra onuncu kattaki kral dairesinde kalan Muhammed Ali’nin yanına çıkmak için asansöre biniyorlar.  Kral dairesinin kapısına geldiklerinde kapıda bekleyen iki korumaya kendisini tanıttığında hemen kapı açılarak içeri alınıyorlar. Dairenin içine girdiklerinde yalınayak koltukta oturan Muhammed Ali, yerinden fırlayarak ayağa kalkıyor ve ellerini havaya kaldırarak:
- Kaplan, Kaplan var mısın güreşe?
Gülümseyerek kendisine doğru gelen arkadaşına sarılarak:
- Varım tabii ki…
Uzunca bir süre sarılı kaldıktan sonra Muhammed Ali kendisine bakarak:
- Uzun zaman oldu dostum, özlemişim seni.
- Ben de özledim.
Bu arada yanında ayakta duran Gazanfer Bilge’yi göstererek:
- Tanıştırayım Ali, 1948 Londra Olimpiyat Şampiyonu Gazanfer Bilge.
Ali’yle tokalaşan Gazanfer Bilge “Sizi ülkemizde de görmek isteriz. Buyurun gelin misafirimiz olun”
Muhammed Ali gülümseyerek
“Altı ay sonra İstanbul’a geleceğim. O zaman beni İstanbul’da gezdirirsiniz artık. Güzel camilere götürürsünüz” diyor ve eliyle ayaklarını göstererek:
- Bakın daha ayaklarım çıplak. Şimdi abdest aldım, namazımı kıldım…

OTELDE ŞAMPİYONLARIN DANSI

Muhammed Ali bir süre sonra ayağa kalkıyor ve ‘Güreşelim mi Kaplan?’ diyor.
- Ben varım ama sen boks yapma bana karşı…
Muhammed Ali başını olur anlamında sallarken birden Ali’nin beline sarıldı. Muhammed Ali ne olduğunu anlayamadan ayakları yerden kesildi. Belinden yakalayarak havaya kaldırdığı Muhammed Ali birden ellerini yumruk yaptığında bu sefer de boğuşmaya Gazanfer Bilge dahil oldu. İki pehlivana karşı bir şey yapamayacağını anlayan Muhammed Ali, gülümseyerek ellerini havaya kaldırdı. İkisi birden havaya kaldırdıkları Muhammed Ali’yi bu sefer de baş aşağı getirdiklerinde odanın içerisi kahkahalarda doldu. Ters çevirdikleri Muhammed Ali’yi düzelterek serbest bıraktılar. Muhammed Ali kendilerine elense çekmeye başladığında etrafındaki yardımcılarına bakarak:
- Bu adamlara iyi bakın. Bu adamlar Olimpiyat şampiyonudurlar. Yeryüzünde bir dönem bileklerini büken kimse olamamıştır. Onlar da Müslümandır.

“MÜSLÜMAN KARDEŞLERİME SELAM GÖTÜR KAPLAN”

Bir süre daha sohbet ettikten sonra Hamit Kaplan ve Gazanfer Bilge izin isteyerek otelden ayrılmak istiyor.
Bunun üzerine Muhammed Ali:
- Müslüman kardeşlerinme selam götür Kaplan.
- Tabii ki emin ol hepsinin de sana selamları vardır.
- İstanbul’a geldiğimde görüşürüz artık.
- Dört gözle bekliyor olacağız Ali…
***
Bence tartışma bitmiştir…

Not: Hamit Kaplan’la ilgili olarak söyleyeceklerimiz bu yazıyla da sınırlı değil. Şampiyonun yaklaşık 1 ay sonraki ölüm yıldönümünde (5 Ocak) bir başka dosya çalışmam daha olacak. (M.Ş.)