• 6.12.2021 10:23

Önümüzdeki Perşembe günü il oluşunun 22. Yılını kutlayacak olan Düzce’nin bu uğurda verdiği mücadelesindeki ilk kıvılcımının 101 sene önce parladığını biliyor muydunuz?

Düzce’nin il olma mücadelesi merhum Adnan Menderes'in Başbakanlık yaptığı 1950'li yıllarla başlatılır. Bu konuda Prof. Dr.Enver Konukçu, 20 Aralık 2017 yılında Düzce'de yayın yapan bir yerel televizyon kanalında  şunları söylemişti:
Düzce çok gelişen bir ilçemizdi sonra il olduk. Böyle bir şey hayalimizde yoktu eskiden. Adapazarı ‘Kocaeli'den nasıl ayrılırız’ diye mücadele ederken, bizim çok çalışkan, efendi belediye başkanımız vardı: Afer Tütüncüoğlu. Ben şehre indiğimde onu uğurlardı. Sorduğumda "Reis Bey Ankara'ya bizim il olmamızı temini için demokratlarla görüşmeye gidiyor" derlerdi.  Daha o zamanlar il olma çalışmaları vardı”

1950’Lİ YILLARDA BAŞLAYAN BİR SERÜVEN

Prof. Konukçu her ne kadar Düzce’de yaşanan bu olayın tarihini belirtmemişse de yaptığım küçük bir araştırmada 1950’lere karşılık geldiğini tahmin ediyorum. 
Düzce’nin il olma serüvenini merak edenlere “Düzce Belediyesi Kültür Yayınları-Düzce Araştırmaları: 1” isimli geniş hacimli cildin 280. Sayfasında  Sabit Dokuyan imzasıyla yayınlanan “Demokrat Parti İktidarı Döneminde Düzce’nin İl Olma Müadelesinin Yerel Basındaki Yansımaları” başlıklı uzun soluklu makalesine bakmalarını tavsiye ederim.

BİR ASIR ÖNCE TBMM’DE DÜZCE TARTIŞMASI

Oysa mesele daha da eskilere dayanıyor. Düzceli akademisyen Doç. Dr. Fatih Özçelik, nezaket gösterip de arşivinden bana yolladığı belge oldukça heyecan verici.  "TBMM zabıt ceridelerinde Tunalı Hilmi Bey ve arkadaşlarının Düzce'ni in yapılması" başlığını taşıyan belge,  bundan tam 101 sene öncesindeki bir tartışmayı tarihe not düşüyor.
4 Kasım 1921 tarihinde TBMM kürsüsünde konuşma yapmak için söz alan dönemin Bolu Milletvekili Tunalı Hilmi, konumuz açısından ilginç bir konuyu gündeme getirir. Hilmi Bey, hararetle Düzce'nin il yapılması gerektiğini savunduğu konuşması,  Meclis’teki tartışmaların gölgesinde o tarihlerde henüz ilçe olan Adapazarı ile birleştirilmesi yönüne evrilir.  Bolu'nun tamamıyla dağlık ve ormanlık olduğunu, Düzce'nin ise kısmen dağlık kısmen de ormanlık bir alana sahip olduğunu ifade eden Hilmi Bey'e, Lazistan Mebusu Dr. Abidin Bey'in laf atması üzerine 'Düzce'ye gittiniz mi efendim' diye sorar.
Abidin Bey'den "Gittim, kaymakamlık ettim" cevabını alan Tunalı Hilmi Bey,  gülüşmelere yol açan şu karşılığı verir:
- Gözünüzü başka türlü kullansanız daha iyi olurdu.
Karşılıklı atışmaların ardından sözlerine devam eden Tunalı Hilmi Bey, ileri sürdüğü tezi örnekleyerek tekrarlar.  Bolu bölgesinin tamamıyla ormanlıktır olup ahalisi ormancılıkla geçindiğine işaret ederek, Düzce arazisinde tütün yetiştirildiğine işaret ederek bölgedeki tarıma dikkat çeker. Bolu ve ilçelerinin yerli halktan, buna karşılık Düzce'nin büyük kısmının muhacirlerden oluştuğunu belirten Tunalı Hilmi, o zamanlar ilçe olan Adapazarı ile Düzce ilçesini birleştirmeyi savunur.

TEK PARÇA KÂĞDIN İKİYE AYRILMIŞ HÂLİ

Düzce ile Adapazarı'nın sosyo-kültürel olarak bir bütün olduğunu öne süren Tunalı Hilmi elinde tuttuğu kâğıdı göstererek ilginç bir benzetmede bulunur:
- Düzce şu gösterdiğim kâğıdı ikiye bölünüz, nasıl ki, ikiye ayrılmış ise, birinin ismi Düzce kazası ve diğerinin ismi Adapazarı kazası olmuştur.
Her iki ilçenin birbirinin ‘hemcinsi’ olduğu nitelemesi yapan Hilmi Bey,  gerek Düzce ve gerek Adapazarı'nın 'sefine-i nuh'; yani 'Nuh'un Gemisi'ne benzediğinden dem vurur.  Bölge halklarının Kafkas ve Balkan göçmenleriyle şekillendiğine işaret eder. Aynı sosyolojik karaktere sahip olan halkın idari olarak birleştirilmesinin bölgenin istikrar ve huzura kavuşacağını tekrarlayarak sözlerini tamamlar.
Tunalı Hilmi Bey ve arkadaşlarının teklifi yapılan oylama sonucu reddedilince Düzce'nin il olma hayalinin gerçeklemesi için aradan tam 79 yıl geçmesi gerekecektir.

KADIN HAKLARINDAN BALIKÇILIĞA…

28 Ağustos 1871 tarihinde Bulgaristan’ın, Eskicuma (Tırgovişte) kasabasında doğan Tunalı Hilmi Bey, Osmanlı Rus savaşı (93 Harbi) dolayısıyla ailesiyle birlikte İstanbul’a göç eder. Hayat öyküsüne bakıldığında Düzce’ye olan ilgisinin rastlantı olmadığı görülür.  Hilmi Bey, 1910-1916 yılları arasında Ereğli Kaymakamlığı döneminde, daha sonra da milli mücadele yıllarında önce Bolu, sonra Zonguldak mebusu olarak geçirdiği dönemde yaptığı çalışmalarla bölgeye oldukça hâkim olan bir kimliktir.   
Bu yöreye olan ilgisi kaymakamlık günlerinden gelmektedir. Bu durumu, "Fakr-u zaruretten, açlıktan, gıdasızlıktan bahsedince, Türkiye'de en evvel ele alınacak mıntıka bilhassa Zonguldak ve Ereğli mıntıkasıdır" diye ifade eder.
Ereğli kaymakamlığı sırasında "Halkın diline vurulmuş mengene" olarak tanımladığı, kamu işlerinde dilekçe verme mecburiyetini ortadan kaldırarak dikkatleri üzerine çeker. .Zaten okuryazar olmayan halkın büyük bölümü, arzuhalciler aracılığıyla başvuru yapmaktansa, çoğu kez taleplerini dile getiremiyordu. Zorunluluğun kaldırılmasıyla, halkın doğruca kendisine gelip sorunlarını anlatmasının kapısını açar.
Çok renkli bir kişiliktir Tunalı Hilmi Bey…
Bir keresinde balıkçılıkla ilgili konuşurken, "Ben milletimin bir kısmını kendi arzusuna bırakacak olsam, eski zihniyetin ardından gidiyorum demektir. Bugün birçok balıkçı vardır ki, yeni usullerle balık avlayamaz, ona düşmandır. Bu kafaları değiştirmek lazım gelir. Kanun lazımdır. Cebren balıkçılığı terakki ettireceğiz. Karşımda eski kafa, eski zihniyet vardır. Ben o zihniyete karşı kanun yumruğu ile çıkacağım ve o zihniyeti zorla değiştireceğim" der.

“HANIM PAŞA” GÖRMEK İSTER

Tunalı'nın Zonguldak yöresindeki işçi sorunlarıyla ilgilenmesinin yanısıra Ankara-Ereğli arasında tren hattı kurulması için girişimlerde bulunur. Buna ek olarak Ereğli limanının kurulmasını önerir. Bu yolun yapılmasına yönelik teklifleri kabul edilince, sevinçten "Yaşasın Cumhuriyet" nidası atar. Henüz 1923 yılında, meclisten tepki almasına rağmen meclis kürsüsünden kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmasını, "Hanım Paşa görmek istediği"ni bildiren Tunalı Hilmi, "Erkek aslan aslan da, dişi aslan aslan değil mi?" der.  Kadın, köylü, işçi haklarının savunucusu Tunalı Hilmi Bey 21 Nisan 1924 tarihinde İstiklal Madalyası ile onurlandırılır. Son Osmanlı Meclis-i Mebusan’ında Bolu Mebusu, ilk üç dönem de TBMM'de Zonguldak Milletvekili olan Tunalı Hilmi Bey, Zonguldak Milletvekilliği dönemlerinde sağlık sorunları sebebiyle tedavisi için İstanbul’a gider ve 1928’de 57 yaşında hayata gözlerini yumar.

ANKARA’NIN ÜNLÜ CADDESİNE ADI VERİLDİ

Maçka Mezarlığı’nda toprağa verilen Hilmi Bey’in  mezarı daha sonra Ankara’ya Cebeci Asri Mezarlığı’na taşınır.  İsviçre’de Juliette adında bir hanımla evlenen Tunalı Hilmi’nin ve bu evliliğinden biri kız, diğeri erkek iki çocuğu dünyaya gelmişti. Ankara’da, adının verildiği Tunalı Hilmi Caddesi’nin başındaki Kuğulu Park’ın içinde bir heykeli bulunmaktadır.

BİR HEYKELİ DE KDZ. EREĞLİ’YE DİKİLDİ

Karadeniz Ereğli Belediyesi geçen yıl Ereğli'nin kurtuluşunun 100.yılında kutladığı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda önemli bir etkinliğe imza atmış, şehirdeki İnönü Parkı'nda dikilen Tunalı Hilmi heykelinin açılışı geniş bir katılımla gerçekleşmişti.