• 15.11.2021 11:12

Orhan Veli Düzce?yi göklere çıkarırken Murat Belge ise tam tersi bir tabloyu tasvir etmişti? Biri Türk şiirine damga vuran Orhan Veli Kanık, diğeri günümüzün önde gelen entelektüel ve akademisyenlerinden Murat Belge.  Kanık, 1948 yılında geldiği Düzce?nin merkezine övgü yağdırırken, Murat Belge ise 80?li  yıllarda E-5 kenarındaki dinlenme tesisleriyle ilgili iç karartıcı izlenimlere yer vermişti. Taban tabana zıt bu iki manzara karşısında Attila İlhan?ın o meşhur sorusunu tekrarlayalım: Hangi Düzce? Dün Garip akımının öncüsü ünlü şair Orhan Veli Kanık?ın (14 Kasım 1950) 71.  ölüm yıldönümüydü. Orhan Veli deyince biz Düzcelilerin ilk aklına gelen şiirlerinden biri ?Yol Türküleri?nde geçen şu dizeleridir: "Düzce yolu düz gider, Aman bir edalı kız gider. Düzcedeyim Yeşil Yurt Otelinde. Otelin önü çarşı, Salepçiler salep satar otele karşı" ORHAN VELİ?NİN PEK BİLİNMEYEN YAZISI Orhan Veli?nin yukarıdaki şiirini birçoğumuz biliriz de, o şiirine ilham veren gezisini kaleme aldığı yazısından pek haberdar değilizdir. Şair Ankara?dan İstanbul?a yaptığı kara yolculuğundaki gezi izlenimlerini 13 Ekim 1948 tarihli Ulus Gazetesi?nde ?Bolu Dağından İstanbul?a ? Yolcu Notları? başlığıyla iki bölüm halinde yayımlamıştır. Şairin yazısında kullandığı bir ibare var ki, biz Düzcelilerin yüreğini kabartacak cinsten. Bakın ne yazmış: DÜZCE?Yİ VİLAYET MERKEZİNE BENZETMİŞ "Bolu dağını aştınız mı düz bir ovaya inersiniz. Gayrı Düzce yolundasınız. Düzce?ye bu adın verilmiş olması da herhalde bu düz ovada kurulmuş bir kasaba oluşundan. Düzce, bu ovanın en güzel, en bakımlı kasabalarından biri. Öyle ki, insan birdenbire bir vilayet merkezi filan sanıyor. Hatta hatırlamıyorsanız, buraların üç beş sene evvel geçirdiği o büyük yer sarsıntısının izlerini bile göremezsiniz?.  (Düzce?nin adeta kaderi olan deprem burada da karşımıza çıkıyor. M.Ş). "ÇALIŞKAN BİR BELEDİYEYLE ÇALIŞKAN BİR HALK" Orhan Veli?yi okumaya devam edelim: ?O büyük felaketten belki de bir harabe halinde çıkmış olan Düzcenin bu kadar kısa zamanda bu kadar güzel bir kasaba haline geldiğine bakıp burada çalışkan bir belediye ile çalışkan bir halkın bulunduğuna da hükmedebilirsiniz. Düzcede gördüğüm pek sevimli manzaralardan biri, Ekim Kasım aylarından bahara kadar sabahları ana caddeye dizilen salepçilerdir?. MURAT BELGE?NİN KALEMİNDEN TAM TERSİ BİR TABLO Orhan Veli?nin yukarıda alıntıladığım yazısından 30 sene sonra? Şimdi de Türkiye?nin önde gelen entelektüellerinden Murat Belge?nin ilk baskısı 2002?de İletişim Yayınları arasından çıkan ?Başka Kentler Başka Denizler? kitabının Düzce ile ilgili satırlarına göz atalım. Belge, 1980?li yıllarda İstanbul-Ankara otobüs yolculuklarında mola verilen Düzce?yle ilgili izlenimlerinde bakın ne diyor: "Binaya benzemeyen binaları sevmiyorum galiba. Arabeskin yeni başladığı yıllarda, otobüsle İstanbul-Ankara arasında gider gelirken genellikle Düzcede mola verilirdi. O kötü-tabaktan böcek çıkan-lokantaların önünde garip ?hediyelik eşya? satan tezgâhlar olurdu. Bütün bu nesneler, oldukları şeyden başka bir şeye benzemeye çalışırdı. Deniz kabuklarını birbirine yapıştırarak yapılmış çirkin çirkin şeyler olurdu. ?Tütün kolonyası? diye bir sıvı satılırdı. Bunun şişesi şişeden başka bir şeye benzemeye çalışır, örneğin ?yunus balığı? olurdu". HATIRLAYAN BERİ GELSİN? Hemen belirtelim ki Belge izlenimlerinde büyük ölçüde haklı olmakla birlikte, oryantalist bir söylemden pek de sıyrılamadığı gözüküyor. Belge, Türkiye?nin en önde gelen kolonyalardan biri olan ?Tütün kolonyası?nı ?bir sıvı? olarak betimlemesi en iyimser ifadeyle haksızlık? Hatırlayan beri gelsin? Servet Bucurgat?ın öncülüğünde üretilerek Türkiye?de bir marka haline gelen Servet tütün kolonyalarının geçmişten günümüze yunus balığı şişesinde satılması gibi bir durum hiçbir zaman vaki olmamıştır. Belki de Belge 1980?li yılların arabesk atmosferinde hayli öne çıkan kitsch örneklerini anımsayıp, (ağlayan çocuk, dua eden kız posterleri, minare formatındaki cam şişeden kolonyalar vs. )  mekânları karıştırıp, masum bir hafıza yanılsamasına düşmüş gözüküyor. BU GÜNÜN DÜZCESİ NEREDE DURUYOR? Bir yanda Orhan Veli?nin kaleminden okuduğumuz gezi yazısı. Diğer yanda Murat Belge?nin kitabından alıntı yaptığım bölüm. Sizce 2000?li yılların Düzcesi hangi tabloya daha yakın? Ve Attilla İlhan?ın ifadesiyle hangi Düzce?