• 8.11.2021 09:07

İki hafta boyunca ele aldığımız Çakırcalı Mehmet Efe dosyasını bu yazımızla noktalamak istiyoruz.  Çakırcalı?nın yakalanmasında önemli önemli bir rol oynayan Düzce eski Jandarma Komutanı Rüştü Bey ile Düzce ve çevresinden topladığı en cesur ve atak gençlerden oluşan müfrezesini anlatmaya çalışmış ve yazının sonunu da Düzceli Cafer Şamil Bey?e ayırmıştık. Cafer Şamil Bey?e gelmeden önce, İzmirde yayınlanan 9 Eylül Gazetesindeki ?Tarihten İzler? köşesinde dikkat çekici bir makaleyi kaleme alan Prof. Dr. Mehmet Akif Erdoğdu?nun yazısındaki çarpıcı tespitlere göz atmakta fayda var. Prof. Erdoğdu?nun 28 Temmuz 2021 tarihli yazısında Çakırcalı Mehmet Efe?nin ortaya çıkışı ve çeyrek asra varan zaman diliminde hüküm sürüşünün sosyo-ekonomik temelleri hakkında oldukça besleyici bilgiler veriyor. Mehmet Akif Hoca?nın şu tespitleri oldukça kuşatıcı: 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başlarında, Batı Anadolunun kırsal kesimlerinde otorite boşluğu bulunur. Çakırcalı Mehmet Efe de Antalyanın batı tarafları dâhil olmak üzere Ege bölgesinin muhtelif yerlerinde 20 yıla yakın bir süredir eşkıyalık yapmıştır. Buna rağmen Osmanlı asker ve bürokratları tarafından yakalanamamıştır. Eşkıya ve avanesinin elinde uzun mesafeye ateş edebilen İngiliz martini tüfekler vardır. Bu tüfekler, o devirde, Osmanlı jandarmasında bile sınırlı sayıdadır. Çakırcalı, Batı Anadolunun dağlarını, yollarını, saklanacak yerlerini ve ön önemlisi kırsal kesimdeki halkın, köylülerin ve aşiretin psikolojisini gayet iyi bilmektedir. Devletten umudunu kesmiş gruplar adaleti Çakırcalıda aramıştır.  Çakırcalı Tahtacı Alevi Türkmenlerden ve fakir halktan destek görür. Onun eşkıyalığının sebebi, devletin yerli köylülere yeterince maddi destek, arazi vermemesinden kaynaklanıyor gibi görünüyor. Zira hem kendi hem de ailesi toprak sahibi olamamıştır. Çakırcılı eşkıya olmasına rağmen, zihinlerde fakir kesimlerin kahramanı olarak yer etmiştir. (Konuya ilgi duyanlar için Prof. Erdoğdu?nun kaleme aldığı söz konusu makalesini özellikle tavsiye ediyorum ? M.Ş.) CESUR, ATAK VE GÖZÜ PEK BİR GENÇ: CAFER ŞAMİL Günümüzde Çakırcalı ile ilgili oldukça zengin bir literatür mevcut. Onlardan biri de bu tarihi olayı öyküleştirerek kaleme alan Yaşar Kemal. Kemal?in 1956?da Cumhuriyet Gazetesi?nde tefrika ettiği ve ardından kitaplaştırdığı ?Çakırcalı Efe?de önemli ayrıntılara yer veriliyor. Bunlardan birisi de şüphesiz Düzceli Cafer Şamil. Rüştü Bey?in Düzce ve çevresinden toplayarak oluşturduğu müfrezede yer alan Cafer Şamil, Yeşilyayla (Bıçkı-Hüçaçbey) köyünden. Oldukça cesur, atak ve gözüpek bir genç. Şimdi Çakırcalı?nın ve çetesinin Nazilli bölgesindeki Karıncalıdağ?da sıkıştırıldığı ve yakalanmasının an meselesi olduğu 1911 yılının Kasım ayındaki çatışmaya dönelim ve usta romancı Yaşar Kemal?in satırlarından okuyalım: ?SENİN YİĞİTLİĞİNE HAYATINI BAĞIŞLIYORUM? ? Bir ara fedailerden Koca Mehmet (Rüştü Bey?in müfrezesinde bulunan bir başka Düzceli-M.Ş)  vuruluyor. Yanındaki arkadaşı Cafer Şamil, Efeye bağırıyor: ?Erkeksen dışarı çık Efe! Dışarı çık da göstereyim sana.? Efe gerçekten erkek, yiğit bir adam. Cafer Şamil?e şu karşılığı veriyor: ?Bana bak, delikanlı, sen çok cesur, çok yiğit bir çocuğa benziyorsun. Bu kadar cesur olmasan buraya kadar benim tüfeğimin altına kadar gelmezdin. Bir de yanındaki arkadaşın vurulunca, hemen kaçardın. Sana yiğitliğine hayatını bağışlıyorum. Al! Hemen dön. Ömrünün sonuna kadar, bu sana yadigârım olsun?. Çakırcalı ?Al!? dediği anda patlayan kurşun Cafer Şamil?in kalpağını başından alıp götürüyor. Cafer kalpağını alıp geri dönüyor. İşte Efe böyle bir Efeydi. Cafer Şamil, (1950?li yıllarda ? M.Ş)  Çakırcalı harekâtına iştirak edip de hayatta bulunan tek kişidir. Harekâta iştirak edenlerin en genciydi. Şimdi Düzce?nin Hacıhıçaç (Yeşilyayla ? M.Ş) köyünde oturur. Çakırcalının deldiğİ kalpağı hala yanındadır?. CAFER ŞAMİL?İN 110 YILLIK KALPAĞININ İZİNDE? Bu bilgilerin ışığında hemen telefona sarılarak Düzce?ye bağlı Yeşilyayla Köyü?nün eski muhtarı değerli dostumuz Aykut Özkurt?u aradık. Özkurt bu tarihi olayı doğruladı ve Cafer Şamil?in torunlarının hayatta olduğunu söyledi. Cafer Şamil?in Hendek?te kuyumculuk yapan torunu (Şükrü Öztürk?ün oğlu) Ferruh Öztürk?e ulaştık. Öztürk maalesef uzun zaman sülalenin sakladığı kalpağın şu anda bulunamadığını söyledi. Bu kalpağın bir gün ortaya çıkacağından hiç şüphemiz yok. Ferruh Bey?i bulmuşken biraz öz dedesi Cafer Şamil?le ilgili bilgi vermesini rica ettik. Ayrıca dedeye ait varsa bir fotoğrafı talep ettik. Sağ olsun fevkalade kibar davranarak bize yardımcı oldu, ricamızı geri çevirmedi. Ferruh Bey şöyle konuştu: Dedem Cafer Şamil, Düzce?nin Yeşilyayla Köyü?ndeki Abazalar?ın Koçba sülalesinden. Yaklaşık 50 yıl bu köyde ikamet etmesinin ardından Hendek?e yerleşmiş. Fevziye Hanım?la hayatını birleştiren Cafer Şamil Bey?in bu evliliğinden üç erkek çocuğu olmuş: Şükrü Öztürk, Şefik Öztürk ve Fikri Öztürk... Cafer Şamil Bey, Hendek?te ?canbazlık? ?celepçilik? diye nitelenen hayvan ticareti ile geçimini sürdürmüş.  1965 yılında vefat eden Cafer Şamil, Hendek?teki aile kabristanına defnedilmiş. Cafer Şamil Bey?i rahmetle anıyorum?