Bist■.■■
Gr. Altın■.■■
Dolar■.■■
Euro■.■■

DÜZCE’DE YATAN BİR ‘BABA KATİLİ’

  • 23.01.2023 10:24

İlyas Temel Şafak…
Düzce Üniversitesi’nin en aktif akademisyenlerinden…
Birbirleriyle bağlantısız konularda ‘üstad’ derecesinde mahir.
Dijital alandan elektroniğe, edebiyattan lojistiğe birçok  mevzuda hayranlık veren derecede donanımlı bir kişilik.  Disiplinler arası bir kimlik.  Yazı-çizi işlerinden en bunaldığım anda yardımını istediğim sayılı insanlardan biri.  Hiç beklenmedik anda telefonumdaki Whatsapp uygulamasından gönderdiği bilgi ve belge karşısında günümü aydınlatan dostum.

“EDEBİYAT AÇISINDAN PAHA BİÇİLMEZ BELGELER”

Geçen sene bu zamanlar…
İlyas Hocam’ın telefonla yolladığı 4 sayfalık öyküyü bir nefeste okuyunca ‘yazarın vefatının sene-i devresinde bunu yazmalıyım’ deyip bugünü beklemiştim.  
Sadede gelelim.
Birazdan bahsedeceğim küçük öykü, Anadolu köy ve kasabalarının sorunlarını anlatan toplumcu-gerçekçi roman ve hikâye yazarı Kemal Bilbaşar imzasını taşıyor.
Bilbaşar’dan bir parça bahsetmezsek haksızlık olur.
Polis komiseri Hüsnü Bey’in oğlu.
1910 Çanakkale doğumlu…
Girdiği Edirne Öğretmen Okulu'ndan 1929 yılında mezun olan Bilbaşar, altı yıl sonra Gazi Eğitim Enstitüsü, Tarih Bölümü'nü bitirdi. 1937 yılında İzmir Karataş Orta Okulu'nda başladığı tarih öğretmenliğini, 1961 yılında emekli olana kadar sürdüren yazarın ilk öyküsü, 1939 yılında İlhan İleri ve Cahit Tanyol ile birlikte çıkardıkları edebiyat dergisi "Aramak"ta yayımlandı. Aynı yıl ilk kitabı olan "Anadolu'dan Hikâyeler" basıldı. Hürriyet Gazetesi yazarı ve edebiyat eleştirmeni Doğan Hızlan  Bilbaşar'ın eserlerini "Kasaba olgusu değerlendirilmesinde edebiyat ve toplumbilim açısından paha biçilmez belgeler taşır" şeklinde yorumluyor…

“KÖY VE KASABA-GÖÇ VE GECEKONDULAŞMA”

Bilbaşar kaleme aldığı hikâyelerinde genel olarak sınıfsal farklılıklar, inanç ve gelenekler, çok partili hayata geçiş süreci, memurların sorunları, köy ve kasaba hayatı, göç ve gecekondulaşma, kadınların ezilmesi, eğitim gibi toplumsal konular üzerinde yoğunlaştı.  Edebiyat otoriteleri özellikle Cemo ve Memo adlı romanlarıyla tanınan üstadımızın 1943 yılında yazdığı “Denizin Çağrısı” adlı ilk romanı, ‘edebiyatımızda yabancılaşma’ olgusunun ilk örneği olarak gösteriyor.

ESKİ BOLU CADDESİ’NDE DÜZCE CEZAEVİNDE

Yazımın başında dediğim gibi İlyas Temel Şafak’ın bana gönderdiği öykü Kemal Bilbaşar imzasını taşıyor. 1976/Şubat ayında yayımlanan 293. Sayılı Türk Dili Dergisi’nin 106. Sayfasında yer alan öykünün adı ise Otobüs Şoförü
Öykünün final kısmı E-5 karayolu henüz devreye girmeden önce şehirlerarası yolun Eski Bolu Caddesi’nden geçtiği yıllar olduğu anlaşılıyor.
Çok muhtemeldir ki, 1955 öncesi dönem…
Düzce’de oıtobüsü bir çınar gölgesinde durduran şoför, yolculara "çay molası" diye seslenerek "Yirmi dakika kalacağız burda. Kahvecinin çayı da güzeldir hani" diyor.
Yazarın sözkonusu ettiği bölge  Eski Bolu Caddesi’ndeki cezaevi mevkii.
İşte öykünün en çarpıcı yeri de tastamam burada başlıyor.

“DÜZCE DAMINA KORSANIZ BEN ARADA YOKLARIM KENDİSİNİ”

Bilbaşar’ın kaleminden okuyalım:
Otobüs halkı döküldü çınarın gölgesindeki masalara.
Şoför, dolaptan çıkardığı büyücek paketle az ileride, levhasında CEZAEVİ yazılı binaya doğru yürüdü. Arkasından dişini çöple karıştırarak bakan muavine sordum:
"Hısım akrabası mı var cezaevinde?"
"Hayır âbi!" dedi şoför muavini, "Babasının katiline yiyicek götürüyor" Şaşırdığımı görerek açıkladı: "İçeride yatan Şoför İsmayıl üç yıl kadar önce bizim ustanın babasını çiğnediydi. Hatırladıkça yüreğim sızlar âbi... Bizim ilde üstüne şüför yoğdu, ama oldu işte. Yazgısı kötüymüş. Seferden yorgun dönmüştü. Kötü haberi verdiler: Karısı olacak o….u  herifin biriyle kaçmıştı. Haber, varyoz yemiş gibi yıktı İsmayıl Âbi'yi... Sendeleyerek Hacı'nın meyhanesine atacaktı kendini. Patronu karşısına dikildi: 'On yedi numaranın şoförü hastaneye kaldırıldı. Arabayı sen götüreceksin sefere!" dedi. İsmayıl âbi direksiyon tutacak halde değildi: 'Bugün beni bağışla ağam. Çok kötüyüm, heç bir yanım tutmuyo." diyecek oldu. Ama patronu söz dinlemez, Allah'sızın biriydi. Kanlı kanlı bakıp: 'Sen götüreceksin! dedim. Çok konuşma, atla arabaya!" diye bağırınca İsmayıl Âbi geçti direksiyona. Zati kuzu gibi adamdı, heç kimseye karşı gelmezdi. Ellerine tükürüp sürdü otobusu. Lise yoluna saparken de çarptı bizim ustanın babasına. Fakir ihtiyar, yoğurt almış, evine dönermiş. Yolun kıyıcığından yürürmüş, ama İsmayıl görmemiş, arkasından bindirmiş. İhtiyar, yolun sağına devrilmiş, başı kaldırıma çarpmış, biçare beyin kanamasından ossaat ölmüş." Şoför muavini sözünün burasında bir sigara yaktı: "Rahmetli ihtiyar, emekli subaydı. Ne Yemen'i kalmış, ne Çanakkale'si... Kurtuluş Savaşında da sonuna dek döğüşmüş. Bir koca kutu dolusu madalyası vardı. Bayram günleri el öpmeğe gittiğimde kutusunu açar gösterirdi. Çocuk gibi sevinirdi onlara bakarken.
Şu Tanrı'nın yazgısına bak âbi! Sen onca savaşa gir, düşmanın süngüsünden, kurşunundan, güllesinden kurtul gel! Sonra bir otobusun çamurluğu yıksın seni kaldırımın taşına, ruhunu teslim et! Küfredesi geliyor valla âbi insanın içinden tövbe tövbe!.." Sigarasını üst üste çekip duman püskürdü: "İsmayıl Âbi dört yıl yedi. Başka cezaevine yollayacaklardı. Ustam araya girmiş; "Bakacak kimsesi yok. Düzce damına korsanız ben arada yoklarım kendisini.' demiş savcıya... Hep şaşmışlar âbi, hani babasının katiline sahip çıkıyor diye... Oysa ustam: 'Neye sahip çıkmayayım?' der, 'Suçlu o değil ki. Asıl dama girecek adam, onu kara gününde sefere yollayan Allah'sız...' Üç yıldır buradan her geçişinde Şoför İsmayıl'a yiyecek taşır. Patronu olacak Allah'sız bir maaş bile göndermedi..."Açık kapıdan baktım, bizim otobüsün şoförü, parmaklık arkasındaki adamın yanaklarından öpüyordu. Sonra döndü, cezaevinin merdivenlerinden indi. Birden otobüs şoförü, boylanmış gibi, heybetli göründü bana.
***
Vefatının 40. Yıldönümünde (21 Ocak 1983) usta kalem Kemal Bilbaşar’ı saygıyla anıyorum… (M.Ş)










Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Damla Gazetesi (www.duzcedamla.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.