Bist■.■■
Gr. Altın■.■■
Dolar■.■■
Euro■.■■

“ANLATILACAK DAHA ÇOK ŞEY VAR”

  • 5.12.2022 11:07

‘Prusias ad Hypium Bugüne Bakıyor’ belgeseline imza atan Sezgin Türk, Damla Gazetesi’ne konuştu:

“ANLATILACAK DAHA ÇOK ŞEY VAR”

Yönetmen-yapımcı Sezgin Türk uzundur üzerinde çalışıp noktaladığı ‘Prusias ad Hypium Bugüne Bakıyor” adlı belgesele yüklediği anlamı şöyle özetliyor:

“Filmin artık kendi yaşamı başladı. Bir film bittiğinde artık sizden çıkar ve kendi yolculuğu başlar. Belgesel yaptıysanız daha çok festivallerde yer almayı düşlersiniz. Ama benim düşüm Konuralp'te bir gösterim. Tüm o antik eserleri belgeselle selamlamak benim hayalim! Umarım bu belgesel antik kentin yeniden yaşamla buluşması çabasına katkıda bulunacaktır”.

Sezgin Türk’ün çektiği belgesel seyirciyle buluşacağı günü bekliyor. Deprem günlerinde beni kırmayıp sorularımı yanıtlayan Türk, öncesi ve sonrasıyla deyim yerindeyse ince eleyip sık dokuduğu belgeselini anlattı. İki bölüm halinde yayınlayacağımız söyleşimizin ilk bölümüne başlayabiliriz.

Geçmişte çok önemli ve başarılı belgesellere imza attınız. Yeni belgeselinizde Konuralp'i merkeze aldınız. Konuralp tercihi nereden kaynaklanıyor? Daha önce böyle bir plan var mıydı? Yoksa Konuralp'teki çalışmalar mı size esin kaynağı oldu?

Teşekkürler övgünüz için!  Belgesel yapmak bir yaşam hâli benim için! Hatta günlük yaşamı da bir belgesel yapar gibi yaşadığımı zannediyorum.  Belgesel yaratımda bilmediğiniz yaşamlara gidersiniz.  Kendi dışınızdaki yaşamı anlamak, içinden bakabilmek için tüm önyargılarınızı yok eder; kendinizi sıfırlarsınız. Ve o yaşam içinde yol alırsınız. Bu nedenle bizim filmlerimiz sadece bilgilendirme amaçlı değil; yaşamın içine girme, onun öyküsüne ulaşma ve anlatma istemiyle oluşur.  Hep yaşamımın içinden geçen konularda belgesel yaptım. Yâni ısmarlama veya herhangi bir konu popüler diye film yapmadım. Örneğin annem Çerkes’di; ‘Kaf Dağı Düşü’ belgeselini yaptım. Başka örnek Şimşirlik’te yaşıyordum ve doğada öğrenme sürecimi anlatan ‘Arkadaşım Dere’ belgeselini yaptım.

“KAZILARIN YAŞAMIMIZDA İLİŞKİSİNİ GÖRMEYE ÇALIŞTIM”

Düzce Belediye Başkanı Sn. Dr. Faruk Özlü’nün ilgisiyle Konuralp’teki kazılar Düzce’deki yaşamımıza çok etkili girdi. Açıkçası Düzce’de son yıllarda yaşanan en önemli gelişme olduğunu düşünüyorum. Bu kadar yıldır toprak altında uyuyan bir antik tiyatronun her gün biraz daha ortaya çıkışına tanık olmak olağanüstü. Bir yandan dünya kültürel mirasına müthiş bir katkıya tanık oluyoruz; diğer yandan Düzce’deki yaşamımızda kültürel kimliğimizi etkileyecek bir gelişme yaşıyoruz.  Bir göçmen kenti olarak 100 yıllarla açıklanabilecek bir geçmiş yerine Konuralp’te 1000’lerce yıllık bir geçmişe dokunuyoruz. Bu yaşamımızda çok büyük bir etki! Bu durumda bir belgesel yapılmaz da ne yapılır? Bu nedenle filmin ismini ‘Prusias ad Hypium Bugüne Bakıyor’ koydum. Sadece arkeolojik veriler değil, bu kazıların yaşamımızla ilişkisini görmeye çalıştım.

“KONURALP’TE ANLATACAK DAHA ÇOK ŞEY OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM”

Bildiğim kadarıyla geçmişte Konuralp'le ilgili birkaç belgesel çekilmişti. Sizin belgeseliniz onlardan farklı olarak bize neler söylüyor?

Her belgeselin oluşumu birbirinden farklı oluyor. Ve farklı faydalar sunuyor.  Habertürk’te yayınlanan belgeseli çok başarılı buluyorum.  Şimdi ismini hatırlayamadım. Neydi?  Hem arkeolojik veriler, hem kazı ekibinin yaşamı bir arada çok güzel anlatılmış. Bizim belgeselimizin diğerlerinden farkı zannediyorum daha kapsamlı olması ve kazılarının yaşamla ilişkisine yönelmesi! Konuralp’teki yalnız antik tiyatro değil; tüm arkeolojik eserler belgeselde yer alabildi. Surlar, su kemerleri, Roma köprüsü, Atlı Kapı, Agora, hamamın olduğu yer… Ama dediğim gibi asıl olarak yaşamla ilişkisi, insanların yaşamına yansıması bizim için önemliydi.  Bunu anlatamazsak sadece bir arkeolojik veri olarak kalıyor eserler.   Filmimizde bir başka farklılık filmin sözel anlatımının antik çağlar, 1800’li yıllar, Cumhuriyet sonrası dönem ve günümüzden kaynaklardan alıntılarla oluşması oldu.  Hem böylece zaman içinde dolaşabildik; hem de dışsal bir anlatım yerine içsel bir anlatım oluşturabildik diye düşünüyorum.  Prusias ad Hypium’la ilgili daha çok belgesel yapılacağını düşünüyorum. Çünkü kazı ilerliyor. Yeni bulgular ortaya çıkıyor. Ayrıca Konuralp’in kentsel SİT alanı ilan edilmesiyle Konuralp’te yaşamda çok hızlı bir değişim olacağını ve anlatılacak daha çok şeyin olduğunu düşünüyorum.

Belgesel dışarıdan bakıldığında kolay gibi gözüken; ancak içine girildiğinde işin içinden çıkılamayacak kadar zor bir alan. Çalışmanızda karşılaştığınız zorluklar oldu mu? Bunları nasıl aştınız?

“SAYIN ÖZLÜ İLE SAYIN NECLA ERDOĞAN BİZE GÜÇ KATTI”

Genel anlamda Türkiye’de belgesel çekmek çok zor. Her film büyük finansal olanaklar istiyor. Ancak T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkısıyla belgesellerimizi yapabiliyoruz. Bu katkı filmin bütçesinin 50’si kadar! Elbette yeterli olmasa da önemli bir katkı! Ayrıca Düzce Belediyesi’nin sponsorluk katkısı büyük destek sağladı.  Sn. Dr Faruk Özlü ve Sn. Necla Erdoğan’nın ilgisi bize güç kattı. Zaten Sn. Dr. Faruk Özlü’nün Konuralp antik kentindeki çalışmayı ne kadar önemsediğini biliyorsunuz.  Benim için ilk zorluk ilk kez antik çağlara ilişkin bir belgesel yapmakta oldu. Yeterince yetkin olduğum bir dönem değildi. Tarihsel konularda en büyük moral destek Düzce Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Dr. İsmail Yaşayanlar benim için. Yüz yüze gelmememize karşın onun çalışmaları belgesel yapma itkimi güçlendiriyor.  Ama bu çalışmada asıl desteği hiç karşılamamış olmama karşın ve bu çalışmayı yaptığımız dönemde Almanya’da olması nedeniyle bir araya gelemediğimiz yine Düzce Üniversitesi’nden Onur Sadık Karakuş’un ‘Roma İmparatorluğu Dönemi’nde Prusias ad Hypium’ isimli çalışması oldu.  Onun çalışması tümüyle bilgi kısmını tamamlıyordu. Elbette Konuralp Antik Kenti’yle ilgili diğer bilim insanların çalışmaları da kaynak oluşturdu.  Filmin anlatım kısmı tümüyle bu kaynaklardan alıntılarla oluşturuldu. Çekime girdiğimizde bilgi kısmına tümüyle egemendim. Yani bir uzman desteği almadan tek başına neyi çekmemiz gerektiğini biliyordum. İyi ki de ön çalışmada bu kadar çok çalışmışım. Çünkü çekim anında sadece Düzce Belediyesi Konuralp Antik Kenti arkeoloğu Güldemet Yıldız Dursun ve Konuralp Antik Kenti Sanat Tarihçisi Semih Seçkin yoğun temposu içinde bize vakit ayırabildi ve sadece onlarla söyleşi yapma olanağımız oldu.   T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı destekli ve tüm çekim izinleri alınmış bir belgesel çekimi yaptığımız için alandaki diğer görevlilerden benzer bir desteği, ilgiyi almak isterdik.

GELECEK BÖLÜM: KONURALP BİTMEYECEK BİR BELGESEL GİBİ…

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Damla Gazetesi (www.duzcedamla.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.