Bist■.■■
Gr. Altın■.■■
Dolar■.■■
Euro■.■■

SARAYLI KADININ DÜZCE’DEKİ DRAMI

  • 28.11.2022 10:15

23 Kasım Düzce depreminin yeniden hatırlattıkları…

SARAYLI KADININ DÜZCE’DEKİ DRAMI

 

5 gün önce Düzce’de yaşanan deprem başta İstanbul olmak üzere birçok ilde hissedildi.
Depremin ardından Düzce’de kimi aradıysam hemen hepsi hemfikirdi:
12 Kasım depreminden farksızdı!
Şükürler olsun ki, bu kez korkulan olmadı.
Bereket versin ki 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinin ardından yaşanan tablo bu kez tekrarlanmadı.
Ve yine şükürler olsun ki, 2 can kaybımız ve birkaç istisna dışında ağır hasarlar oluşmadı.

MARKA MUHABİRİN KALEMİNDEN

O 12 Kasım ki birbirinden hüzünlü, dramatik, tirajik ve iç burkucu öyküler bıraktı.
Bunların her biri kendine özgüydü.
Hiçbirisi diğerinden daha az önemsiz değildi.
İşte onlardan bir tanesi de gençliğinde 'saray' hayatı yaşayan Fikriye Hanım'ın depremle birlikte altüst olan hikayesiydi…
Aşağıya alıntılayacağım haberi  deprem günlerinde okuduğumda içim parçalanmış ve kesip saklamıştım.
29 Kasım 1999 tarihli Milliyet Gazetesi’nde yer alan haber, şahsen tanışma onurunu yaşadığım ‘marka muhabir’  Azer Bortaçina’ya ait.
Fotoğraflayan ise bir başka usta isim Garbis Özatay
Şimdi gelin haberi Bortaçina’nın usta kaleminden okuyalım…

SARAYLIYDI, ŞİMDİ SOKAKTA

Fikriye Hanım Suudi Arabistan'ın eski Kralı Faysal'ın Başyaverinin eşiydi. Konaklardan Düzce'ye geldi. Şimdi ise sokakta, yanında oksijen tüpü, elinde eski fotoğraflarıyla belki bir çadır verilir diye bekliyor... Suudi Arabistan Kralı Faysal'ın başyardımcısı Yemenli General Ali Salih Bey'in sevgili eşi bu hallere mi düşecekti? Düzce'de, sokakta bir çadıra muhtaç mı kalacaktı? Konaklarda gösterişli bir hayat süren, İtalyanca, Almanca, Rumca, Çerkesçe, Arapça'yı ana dili gibi konuşan Fikriye Hanım'a bir çadır vermek o kadar da zor muydu?

 

SELANİK'TEN YEMEN'E

Selanik'te doğan Fikriye Hanım'ın öyküsü İkinci Dünya Savaşı'nda Almanların tüm aileyi İtalya'nın güneyindeki Napoli'deki kamplara sürmesiyle başlıyor. 17 yaşındaki Çerkes güzeli Fikriye yeşil gözleri, fidan boyu, edası, artistleri kıskandıran güzelliğiyle göz kamaştırıyordu. Kamptaki çeşitli ülke subaylarının da gözü hep Fikriye'deydi. Yemenli Ali Salih de gönlünü kaptırmıştı Çerkes güzeline. Bir gün dayanamayıp, kapıya dayanır genç subay. İster Fikriye'yi babasından. Baba, "dini aynı, milleti fark etmez" deyip verir Fikriye'yi Ali Salih'e.
Sana'a ve Kızıldeniz'in kıyısındaki Hudeyde şehirlerinde, Yemen'in konaklarında yaşar Fikriye. Bir dediği iki edilmez. Üçü erkek, biri kız dört çocuğu olur Fikriye'nin. Ali Salih Bey'in başarıları Yemen dışına taşar. O Suudi Arabistan Kralı Faysal'ın sağ koludur artık.
Savaş bittikten sonra Düzce'ye yerleşip, imamlık yapan baba ocağına da sık sık gelir Fikriye ailesiyle. Ali Salih Bey cömert, her gelişinde keselerle altın dağıtır sevdiklerine. Bir gelişlerinde çelik kasa içinde mücevherlerini de taşırlar ama, aileden biri evdekilerini uyutup, duvarı delerek çalar sandığı. Fikriye bilir çalanı ama, "Allah'ın bulsun" diyerek yine de ihbar etmez onu.

KRAL FAYSAL'DAN KARA HABER

Türkiye'ye son geldikleri 1968'de Suudi Arabistan Kralı Faysal'dan kara haber gelir Fikriye'ye: "Kocanız şehit düştü, malınızın mülkünüzün başına dönün."

Yüreğinin yarısı giden 37 yaşındaki Fikriye'nin parada pulda gözü yoktur, dönmez.
Acısı bitmez Fikriye'nin. Bir yıl sonra İran'da askeri öğrenci olan oğlu Tarık'ın şehit düştüğü haberi gelir. Ardından Mısır ordusunda subay olan oğlu Sahir de esir düşer, sonra serbest kalır ama gelmez Yemen'den. 30 yıldır Cidde'de yaşayan Faruk ise Suudi Arabistanlı bir kadınla evlendikten sonra huyu değişir. Düzce'ye gelip annesinden vekâlet alır ve kraliyet ailesinden bağlanan maaşa da el koyar. Oysa ihtiyacı yoktur ki paraya, saray yavrusu bir villada yaşar. Acıları içine gömer, aldırmaz görünüz Fikriye. Yanındaki tek kızı Rafie ve torunu Ebru'ya verir sevgisini.
Önce astım, ardından kalp, şeker hastalıkları yapışır bedenine. Son darbeyi de felç vurur. Tam felce alışacakken bu kez de depremle hayatı tipten sarsılır. Torunun aldığı ev yıkılır. Anıları da o evle birlikte enkazın altında kalır. Geriye üç-beş fotoğraf kalır.

SON YILLARI TEKERLEKLİ SANDALYE ÜZERİNDE GEÇMİŞ!

2017 yılında bu haberi Facebook’a iktibas ettiğimde Düzce’de yaşayan Gönül Yağız Öztürk’le ilgili olarak önemli bir not düşmüştü.
Şunları yazmıştı Gönül Hanım:
Fikriye Hanım bizim komşumuzdu en son tekerlekli sandalye kullandığını duymuştum, ama sonra rahmetli olduğunu öğrendim çok üzülmüştüm’ mekanı cennet olsun çok yemeğimi yemişimdir...

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Damla Gazetesi (www.duzcedamla.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.