Bist■.■■
Gr. Altın■.■■
Dolar■.■■
Euro■.■■

KUĞUNUN SON ŞARKISI

  • 21.11.2022 11:03

Bir dönem kapanırken…

KUĞUNUN SON ŞARKISI


Rivayet edilir ki, kuğu ölürken en güzel şarkılarını söylermiş.
Geçtiğimiz 13 Kasım Pazar günü Düzce 18 Temmuz Stadyumu’nda, Düzcespor-Afyonspor maçını izlerken kırmızı-lacivertli taraftarların tezahüratı kuğunun son şarkısı gibiydi…
Bir yandan maçı seyredenken diğer yandan bu stadyumla ilgili anılarım gözlerimin önünden adeta film şeridi gibi geçit töreni yaptı.
O stadyumda kimleri seyretmedim ki…
Kaleci Adnan ve Muharrem’den tutun da, Süha, Mehmet Şahan, Tuncer, Ahmet, Ersoy, Metin, Turgay, Atilla, Maksut, Demir, Güvenç ve daha bir nice ağabeylerim…
Dahası var…
Sözgelimi Galatasaray’la yaptığımız bir hazırlık maçında Fatih Terim’i o zamanki ismi Düzce Şehir Stadı’nda seyrettiğimi söylersem bana inanır mısınız?
Evet tastamam Terim çizgiye yakın oynadığı anda bizim Düzcelilerin kendisiyle yaptığı tatlı-sert atışmaların sesini duyar gibi oldum.
O stat ki, kimi zaman 90’ncı dakika düdüğünün ardından zafer sarhoşluğuyla ayrılışımıza, kimi zaman da aldığımız yenilginin ardından boynu bükük kırmızı-lacivertli hüzünlerimize tanıklık etti.

SON 15 DAKİKAYI BEKLEYEN ÇOCUK

Sadece Düzce için geçerli değil.
Türkiye’nin hemen her yerinde futbola gönül verip de harçlığı doğrultamadığı için son 15 dakikayı bekleyip de gönlünde yatan aslanların mücadelesini kalabalıklara abanarak seyretmemiş bir kişi gösterebilir misiniz bana?
Elbette hayır!
Düzce’de okuduğum yıllarda tribünlerdeki seyirciden dalgalanan seslere göre pozisyon mu kaçtı; yoksa gol mü oldu diye tahmin yürüttüğümüz maçlar…
Şansınız varsa bir yakınınızın sizi önüne alarak, görevliye yaptığı kaş göz işaretiyle ‘idare ediver’ deyip maça girdiğiniz günler…

NURETTİN AMCA’NIN İŞARETİNİ BEKLEMEK

Teyzemin eşi Fahri eniştemin akrabası Nurettin Batum amcamız…
Emniyet teşkilatının emektâr bekçilerinden.
Müşfik bir adam…
Bazı maçlarda görev yapacağı haberini alınca bayram yapardım.  Nurettin Amca’nın o gün görev yapacak olması bizim 90 dakika maç seyretmemiz anlamına gelirdi. Maç başlamasına yarım saat kala askeri birlik tarafındaki tribünün önünde durur, birazdan belirecek olan Nurettin Amca’ya kendimi göstermeye hazırlanırdım. Kalın çizgileri alnında keskin kavisler yapan beyaz saçlı, tıknaz yapılı Nurettin Amca, beni ve kuzenimi görür görmez bir el işareti yapınca işlem tamamdı.
Tahta tribünlere oturup birazdan oynanacak karşılaşmanın heyecanı başlardı.

DÜZCESPOR’UN KUTSAL TRİBÜNÜ

İşte o yıllarda, Düzce Şehir Stadı'nın hemen yanındaki Kültür Mahallesi Camii'nin minaresinde bir kişi dikkatimi çekerdi. Caminin imamı mıydı; yoksa müezzini miydi bilemiyorum. Düzcespor'un maçlarında minarenin şerefesine çıkar 90 dakika boyunca karşılaşmayı izlerdi.
Bir yandan maçı izlerken diğer yandan da ‘hâlâ orada mı’ diyerek gözümü minareye çevirirdim.
Tastamam 90 dakika boyunca orada olduğunu görürdüm.
O yüzden o caminin minaresine ‘Düzcespor’un kutsal tribünü’ derdim…

ADI UNUTULMUŞ BİR KAHRAMAN

Düzce Şehir Stadı 1980 öncesi kenarlarında yer yer çimlerin olduğu toprak bir sahaydı.
Askeri darbenin ardından Düzce Hapishanesi’nin amirliğini yapan bir adam sahneye çıktı.
Ahmet Samsunlu adında bir yüzbaşı…Cezaevindeki mahkûmları çalıştırarak sahanın zeminini bugünkü haline getirmişti. Denilebilir ki, o zamanki 1. Lig’de (bugünkü Süper Lig) oynayan ekiplerin birçoğunun sahası patates tarlasını andırırken Düzce Stadı yemyeşil bir hale bürünmüş, parlakla gösterilen bir yer olup çıkmıştı.

19 MAYIS’TA O SAHADA ADIMLAMAK

Düzce Ticaret Lisesi’nde okuduğum yıllarda 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı provalarını Düzce Şehir Stadı’nda yapmıştık. Ve haliyle de bayram gösterilerini.
Tribünlerden maçları seyreden bir lise öğrencisi olarak, çoğu arkadaşım için eziyet olan gösteri provaları benim için eğlenceli ve heyecan verici bir hâl almıştı.
İşin ucunda Düzcesporlu futbolcuların top koşturduğu o zemine ayak basmanın çocuk gururu anlatılamazdı…
13 Kasım Pazar günü, Düzce 18 Temmuz Stadyumu’nun sahneden çekilmesine sayılı günler kala…
İşte bunları düşündüm…

UZMAN GÖRÜŞÜ (DR. ÖMER SİVRİKAYA)

Düzce Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Spor Yöneticiliği Bölümü Öğretim Üyesi Doktor Ömer Sivrikaya’dan Düzce 18 Temmuz Stadyumu’nun taşınması kararını değerlendirmesini rica ettim.
Ömer Hoca’nın yaptığı kuşatıcı analizi noktasına virgülüne dokunmadan alıntılıyorum:

“ÖMRÜNÜ TAMAMLAMIŞ BİR STADYUM”
 
Stadyumlar, yatırım ve işletme maliyetleri yüksek olan spor tesisleridir. Bu tesislerin sadece spor faaliyetleriyle bu maliyetleri 50 yılda bile çıkarmaları mümkün değildir. Çünkü takım sporlarının icra edildiği stadyumlarda genellikle yılda 20 civarında müsabaka düzenlenir. Tam doluluk oranıyla bile seyir ücretleri bu maliyetleri karşılamaya yetmez. Bu sebeple modern stadyumlar çok amaçlı sportif, kültürel ve alışveriş merkezleri olarak dizayn edilmektedir. Gelişmiş ülkelerde spor kulüpleri tarafından yapılan ve işletilen stadyumlar bu maliyetleri karşılayacak biçimde yönetilirler.

Barcelona’nın Nou Camp stadyumu, bir alışveriş merkezi gibi seyircilerin haftanın her günü gidip ziyaret edebileceği, maç seyretmek dışında stadyum içindeki farklı mekânlarda spor faaliyetlerine katılabileceği, mağazalardan alışveriş yapabileceği, yemek yiyebileceği bir yaşam merkezidir. Kulüp stadyum içindeki müze ve tribün turlarını da ücretli yapmaktadır. Barcelona’ya giden her turist Nou Camp’ ziyaret eder. Sadece maç gelirleriyle Nou Camp yönetmek akıllıca değildir. Bu sebeple stadyum şehir merkezinde ana ulaşım akslarından biri üzerinde yapılmıştır.

“ESAS OLAN TOPLU TAŞIMLA DEĞİL YAYA GİTMEKTİR”

Düzce şehir stadyumu yapı ömrü dolmuş bir stadyumdur. Yıkılıp yenisinin yapılması yerinde bir karardır. Ancak şehrin dışında ulaşım akslarına uzak bir noktaya yapılması, işletme maliyetleri açısından doğru değildir. Başka bir yere taşınması ancak daha iyi bir ulaşım aksında olmasıyla mümkündür. Ulaşım aksı kavramını motorlu araçlara göre değil, nüfus yoğunluğuna göre ele almak gerekir. Stadyumlara ulaşımda esas olan toplu taşıma ve yaya ulaşımıdır. Diğer türlüsü şehre bir hareketlilik kazandırmaz. Şehirlerin geleneğinde stadyumlara yaya gitmek vardır. Stadyum kapasitesinde otopark veya yol bulmak mümkün değildir.

“STADYUMUN BÜYÜKLÜĞÜ ÖLÇÜ DEĞİLDİR”

Düzce Şehir Stadyumunun şehrin dışına çıkarılması, o bölgedeki hiçbir problemi çözmez. Müsabaka günleri dışında o bölgede trafik, gürültü, otopark vb. problemler mevcuttur. Yeni yapılacak stadyumla bu problemleri çözmek mümkün olabilecektir. Şehrin dışına yapılacak bir stadyum, ulaşım ve güvenlik gibi problemler sebebiyle daha az kullanılacaktır. Daha az kullanılan stadyumların verimliliği düşecektir. Bu durumun en bariz örneği Atatürk Olimpiyat Stadyumudur. Büyüklüğüne nazaran ülkede en az taraftar kullanımına sahip, en masraflı stadyumdur.



Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Damla Gazetesi (www.duzcedamla.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar