Bist■.■■
Gr. Altın■.■■
Dolar■.■■
Euro■.■■

“Akçakoca, Düzce’nin misafir odasıdır”

  • 10.10.2022 10:35

Akçakocalı eğitimci-yazar İbrahim Bilgin’le ilk bölümünü geçen hafta yayınladığımız söyleşiye kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Akçakoca ilk turizm belgesini alan şehrimiz. Kitabınızda merhum Başbakanlardan Bülent Ecevit'in Akçakoca izlenimlerine yer veriyorsunuz. Ecevit, o yıllarda ticaretle yeni tanışan esnafın, şehre gelenlere ‘müşteri karşılamaktan’ çok ‘misafir ağırlama’ muamelesi yaptığından bahsediyor. Biz de biliyoruz ki, turizmin, ticaretin girdiği yerde geleneksel tablo da yapı bozumuna uğruyor. Şu andaki durum nedir?

İBRAHİM BİLGİN:  Akçakoca turizminin en güçlü olduğu dönemler, 1960 - 1970 yılları arası olmuştur. Güven ortamının bozulması ile aksamalara neden olan turizm yapılanması daha sonra amatörce sürdü. Hatta Akçakoca’nın 1983 Rahmetli Başbakan Turgut Özal'ın turizm hamlesinden yeterince faydalanamadığını söyleyebiliriz. Türkiye'de kurulan ilk Turizm Derneği Akçakoca'da olmasına rağmen, Bodrum, Marmaris, Alanya, Çeşme hatta Erdek bizi geçti. Ankara'ya en yakın deniz olmamıza rağmen, ulaşımda ki gelişmelerin de bizim geride kalmamıza sebep oldu diye düşünüyorum. Akçakoca, turizmi geliştirmeye dönük sorunlar yaşarken, fındık ticaretinin getirdiği refah, ticari bakış açısını tarıma yöneltti. Bunun sonucu, deniz sezonu da çok kısa olan Karadeniz’in incisi kendi halinde yaşamaya devam ediyor.

Daha önce sevgili akademisyen dostumuz Fatih Özçelik'ten duyduğumda çok ilginç bulmuştum. Geçmişte Akçakoca'nın etnik yapısında Gagavuzlar'ın olduğundan bahsediyordu Fatih Hoca. Sizin kitabınızda da aynı şeyi görünce ilgim ikiye katlandı. Peki günümüzde şehirde veya köylerde Gagavuzlar var mı?


“RAHMETLİ DEDEMİN GAGAUZ OLDUĞU SÖYLENMİŞTİ”

BİLGİN:
Bilinen tarihsel bilgiler göstermektedir ki, bölgedeki ilk yerleşimler Helenler (Yunanlı) tarafından kurulmuştur. 1070 yıllarından itibaren bölgeye müslüman Türk milletler gelmeye başlamış. Daha önce yerleşmiş olan Hristiyan milletler ile ekonomik paylaşımlar sırasında anlaşmazlıklar olmuş. Müslümanlardan rahatsız olan Rumlar, kendi bölgelerini güvenli hale getirmek için, Gagauzya'dan Hristiyan Türkleri getirip, Türk yerleşim yerleri ile Hristiyan yerleşim yerleri arasına yerleştirmişler.  Tespit edebildiğim kadarıyla. Akçakoca'ya iki grup halinde gelen Gagauzların bir grubu, Kızılcakilise (Nazımbey) ve (Uğurlu) köylerinin yakınına bu gün kü Hasançavuş köyü civarına, diğer grubu da Akkaya köyünün olduğu yere yerleştirmişler. Ancak dil birliği, din birliğinin önüne geçmiş, akl-ı selim galip gelmiş. Türklerden İslami öğrenen Gagauzlar hızla müslüman olmuşlar. Araştırmacı yazar rahmetli Mustafa Şükrü Dönmez abim ile sağlığında yaptığımız bir sohbette, Hasançavuş köyünden gelerek şehre yerleşen dedemin Gagauzlardan olduğunu söylemişti. Rahmetli dedem hem şehrin saatçı ustası, hem de döneminin en büyük mahallesi olan Kapkirli'de imamlık yapmış.

 

Kitabınızın son bölümünde bizim oralara has olan 'hangi millettensin' sözünü tartışmaya açıyorsunuz? Haklı gerekçeleriniz de yok değil. Şimdi kışkırtıcı bir sorunun tam zamanı. Akçakocalı dostlarımdan duymuştum. Bazı hemşehrilerimiz kendilerini Düzce'ye ait olmadıklarından hareketle şaka yollu "biz 81,5’uz’ diyorlardı. Şu halde Düzce'den bağımsız bir Akçakoca kimliğinden bahsedilebilir mi? Bu kimliğin belirleyici olan özellikleri neler?

 

“SANDALDA DOĞMUŞ AKÇAKOCALILARI BİLİYORUM”

BİLGİN:
Evet çok ilginç bir tespit ve oldukça da zor bir soru bu…  Dilimin döndüğünce, kimseyi kırmadan cevaplamaya çalışayım. Düzce ile Akçakoca arasında hiç hoşlanmadığım anlamsız bir rekabet var. Tabii ki bunda coğrafyanın yapısı etkili olmuş. Akçakoca Düzce'den çok önce şehir kültürünü tanımış. Uzun yıllar ulaşım zor olmuş. Düzce ile Akçakoca arasındaki, asfalt yol 1950 yıllarında tamamlanmış. Yanılmıyorsam 1956 yılında insanlar araba ile şifalı suya kadar gidip Kabalak bayırını yürüyerek çıkmışlar. Sonra da tepede bekleyen arabalar ile Düzce'ye gidebilmişler. O yıllarda Akçakocalılar daha ziyade deniz yolunu kullanırmış. Hatta Karadeniz Ereğli'ye hastaneye giderken, sandalda doğmuş ve halen yaşayan Akçakocalılar olduğunu biliyorum. Ondan önceleri orman içinden öküz arabaları ile gidilebilen stabilize bir yoldan bahsederler. Bir de antik çağlarda Romalılar döneminde yapılan, Çayağzı'ndan (Lilaion) Konuralp'e giden kırma taş döşeli Roma yolu varmış. Kısacası geçmişte Düzce ile Akçakoca arasına ulaşım girmiş. Daha sonraları ise köyden kente göçün başladığı yıllarda, köylü-kentli uyuşmazlığı sosyal statüyü bozmuş. Bu çatışmalar, kaynaşmayı yok etmiş. Bu da insanların içine kapanmasına neden olmuş.

“DÜZCE-AKÇAKOCA REKABETİ ÇOK ANLAMSIZ”

Benim çocukluk yıllarım, yaz tatillerim Düzce'de geçti. Annem Düzce'li olduğu için okullar tatil olunca dayımın teyzelerimin yanına giderdim. Günlerimiz Civit minibüsleri ile Lale sinemasında, bayram sinemasında geçerdi. Dolayısıyla Düzce'yi de en az Akçakoca kadar severim. Düzce vilayet olduktan sonra,  Düzce-Akçakoca rekabeti; özellikle son yıllarda, siyasette daha fazla görünmeye başladı. Oysa her ikisinin de, güçlü ve zayıf yanları var. Birlikte hareket edilse her ikisi de daha güçlü olacak. Karasu'yu büyüten Sakarya'dır. Akçakoca'ya ise Bolu'dan gelenler Düzce'den fazladır. Oysa Akçakoca Düzce'nin misafir odasıdır.  Nerede nasıl bir sorun var tam olarak bilemiyorum. Her iki tarafın akil insanları bir araya gelip, var olduğu düşünülen sorunları çözmeli. Birlikten güç doğduğuna inanıyorsak neden yapmıyoruz? Artık dünya köy oldu. Çağ dışı kalmış etnik milliyetçiliği bırakalım. Hep birlikte Düzce olalım.

Yayınlandıktan sonra kitap ile ilgili eleştiri aldınız mı?

BİLGİN: Evet, tabii ki bir çok yorum aldım. Büyük çoğunluğu güzel bir çalışma olduğunu, bilmedikleri bir çok şeyi öğrendiklerini söyledi. İki kişi ise eksiklikten bahsetti. Biri ‘en güzel rakı Akçakoca'da içilir yazmamışsın’ derken, diğeri "Turistik Akçakoca hikâyesindeki Kenan karakteri hiç inandırıcı değil. Eşinin her dediğini yapan erkek mi olur” diye eleştirdi.

Teşekkür ederim…

BİLGİN: Ben teşekkür ederim…

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Damla Gazetesi (www.duzcedamla.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.