Bist■.■■
Gr. Altın■.■■
Dolar■.■■
Euro■.■■

AKÇA ŞEHRE KOCA AŞK!

  • 3.10.2022 10:24

Akçakocalı eğitimci-yazar İbrahim Bilgin, bu yılın ilk günlerinde okurla buluşan “Küçük Şehrin Büyük Hikâyesi” isimli kitabıyla ilgili olarak Damla Gazetesi’ne konuştu.

Eğitimci-yazar İbrahim Bilgin, doğup büyüdüğü ve yaşadığı Akçakoca’ya tam anlamıyla âşık bir kimlik. Zaten kendisi de bu sevdayı “AŞKÇAKOCA” olarak kavramsallaştırıyor.
Bilgin’in 2022 başlarında raflarda yerini alan “Küçük Şehrin Büyük Hikâyesi” adlı kitabını deyim yerindeyse bir solukta okudum. 8 bölümden oluşan kitabı bitirdiğimde bir kez daha anladım ki, bir şehri tanımak, o şehri içselleştirmek için edebiyatla taçlandırmak gerekiyor.
Elbette şehirle ilgili rehberleri yok saymıyorum.
Kentle aranızda kurduğunuz/kuracağınız ilişki edebi metinlerle destekleniyorsa eskilerin deyişiyle söylersem tam anlamıyla ‘temellük’ etmiş oluyorsunuz. Bu bilgilerin üzerine kent rehberi yayınlarla dolaşmak da ‘çifte kavrulmuş’ tadı vereceğinden şüphe yok.
İbrahim Hoca’nın kitabını Akçakoca güzellemesini içinde barındıran bir metin olarak okumakla birlikte söz konusu şehre bilinen yollardan değil de farklı sokaklardan girmeyi tercih ettim.
O sokaklar da bir parça ukalalık riskini göze alarak söylersem sosyo-kültürel ve antropolojik patikalardan oluştu.
Sabrınızı daha fazla zorlamadan iki bölüm halinde yayınlayacağımız söyleşiminiz ilk bölümüne başlayabiliriz artık.

“ESERİM OLGULARDAN BESLENEN BİR KURGU”

İlk sözü getireceğim yer şu; bizim edebiyatımızda yabancı evlilikleri genelde erkek Türk, kadın ise yabancılardan kurgulanır. Kitabınızda Akçakocalı bir genç kızı İtalyan erkekle evlendiriyorsunuz. Bu kurguyu yaparken öncelediğiniz neydi? Yoksa Akçakoca pratiğinde bu tür evliliklere tanıklık edildi mi?

İBRAHİM BİLGİN: Bizim gelenek ve göreneklerimiz, sizin anlattığınız gibidir. İnancımız gereği, Müslüman kızımızla evlenmek isteyen gayrimüslim erkeklerden önce Müslüman olması istenir. Hatta sünnet bile yapılır. Muhtemelen, Akçakoca'da geçmişte bu gibi evlilikler yapılmıştır. Çünkü 1081 - 1924 arası, yaklaşık 850 yıl, Rumlar ve Türkler bir arada yaşamış ve tarihe yansıyan önemli bir sorun yaşanmamış. Akçakoca'da buna bağlı bir hoşgörü kültürü vardır. Mesela 1980 öncesi de hiç sağ-sol çatışması olmamıştır. Cumhuriyet'in kuruluşu sırasında da ciddi bir olay yoktur. Bu kitabı yazarken, İzmir Çeşme'de yaşayan Rum bir kadından bazı bilgiler aldım.  Bana, "Bizim Rum kızları güzel olurmuş; onun için sizin Türk erkekleri, bizim kızları kaçırırlarmış” demişti.  Kanaatimce işin özü güzellikten daha ziyade;  Müslüman kızların evin dışında tesettüre dikkat ederek çıkmaları ve erkekler ile mesafeli durmaları. Karşı tarafa bakıldığında ise Rum kızlarının ise daha rahat olmaları ile alakalı olacağını düşünüyorum. Ancak günümüzde dünya bir köy haline geldi. Kişisel hak ve özgürlükler geleneklerimizin önüne geçti. Artık evliliklerde, dil, din ve milliyet kavramı önemini yitirdi. Gençler yuva kurarken, sevgi, saygı ve güven duygusunu önceleyerek, daha mantıklı kararlar veriyorlar. Hikâyeyi kurgularken Akçakoca'lı bir kızın, makul bir gerekçeyle Yunanistan'a gitmesi gerekiyordu. Romalılar (İtalyan) ve Helenler (Yunanlı) birbirine yakın milletlerdir. Bunları dikkate alarak, hikâyemde kurguladığım evlilik;  kızımın da arkadaşı olan Akçakoca'lı bir kızımızın evliliğidir; yani olgulardan beslenmiş bir kurgudan söz edebilirim”.

“DAĞLARINDAN BAL, NEHİRLERİNDEN YAĞ AKARMIŞ”

Akçakoca'dan Yunanistan'a göçler olduğunu biliyoruz. Araştırmacı bir yazar olarak, oralardaki Akçakoca kökenli olan Rumlarla bir temasınız oldu mu? Olduysa bu romanı kurgularken etkileri var mı?

BİLGİN: 1924 yılında mübadele de Yunanistan'a göç edenler olmuş. Hatta Tepeköy de yalnız yaşayan, yaşlı bir kadın unutulmuş. Devlet görevlilerine haber verilip daha sonra gönderilmiş, (adının çok kazanı varmış. onları almak için ihbar etmişler; ama bunu yazmak doğru olmaz diye düşünüyorum) Benim herhangi bir temasım olmadı. Beş on yıl önceydi. Sosyal medya da bir yazı okumuştum. O yazıda, hatırladığım kadarıyla, Akçakoca'lı bir kadın şöyle konuşuyordu:
“İş için gittiğim Yunanistan'da yemek yerken, tanıştığım Yunanlı kadına Akçakoca'lı olduğumu söyleyince, ‘Ben de Akçakocalıyım’ dedi. Uzun uzun konuştuk. Ninesi mübadele ile Yunanistan'a gelmiş. Kadının çocukluk yıllarında, ninesi o’na hep Dia diye Akçakoca'yı anlatmış. Dağlarından bal, nehirlerinden yağ akarmış. Dia ayna demekmiş. İki farklı milletin arasında dere varmış. Aynanın karşısında insanın kendisine çeki düzen vermesi gibi birbirine bakarak etkilenmişler" diye yaklaşık bir sayfalık yazıydı. Dia hikâyesini hatırlayabildiğim kadarıyla bu olayı kurgulayarak, diğer tarihi ve efsanevi bilgilerden de faydalanarak Akçakoca'nın antik dönemini anlatmaya çalıştım”.

Hilmi Yavuz'un felsefi ve post-modern anlatısı olarak kabul edilen Taormina’sında bir denizin iki kıyısına kurulmuş ve bir kıyıdaki bölümü, öbür kıyıdakinin izdüşümü gibi tasarlanmış bir kentten bahsediyordu. Kitabınızda Melenağzı (Değirmenağzı Deresi) köyünün bir yakasında Rumlar diğer yakasında Türkler'in olduğunu okurken aklıma Taormina geldi. Günümüzde bir Melenağzı'nın bir kenarında Gürcü diğer köyünde Abhaz köyü olduğunu duymuştum. Bu özellik hala korunuyor mu?

BİLGİN: Evet korunuyor diyebiliriz. Melenağzı Köyü, Gürcü köyü olup, Melen nehrinin denize döküldüğü yerde. Biraz daha geride Melen nehrinin kıyısında Abhazların yaşadığı Esmahanım Köyü vardır. Son günlerde yaptığım araştırmalarda, Akçakoca bölgesinde kurulan ilk yerleşim yerinin; yani Dia'nın Melenağzı Köyü ile Esmahanım köyü arasında yine Melen kıyısında olan Uğurlu Köyü civarında kurulmuş olduğu kanaatindeyim. Burada yaşayan Yunanistan'ın Megaris bölgesinden gelen kokon, kokoneslerin, 2019 yılında 7 can verdiğimiz, Esmahanım ve Uğurlu Köylerinde yaşanan sel gibi, antik dönemlerde de yaşanan büyük bir sel sonucu, teldüzü dediğimiz bu günkü kale civarına göçtükleri mantıklı görülmektedir.

GELECEK BÖLÜM: AKÇAKOCA DÜZCE’NİN MİSAFİR ODASIDIR

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Damla Gazetesi (www.duzcedamla.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar