Bist■.■■
Gr. Altın■.■■
Dolar■.■■
Euro■.■■

BİRİNCİ MEVKİDEN MERDİVEN ALTINA…

  • 19.09.2022 09:51

Bu köşede kaleme aldığım ‘Düzce’ye ‘Şahitlik’ Eden Film’ başlıklı yazım beklediğimden fazla ilgi gördü.
Bir önceki yazımı okuyan dostlardan bazıları filmin başında perdeye yansıyan ‘Ümit’in Kahvesi’yle ilgili hatıralarını dile getirdi.
Kimileri ise filmden çok, söz konusu ettiğimiz sahneye konu olan ‘horoz döğüşü’nün geçmişte normal ama bugünden bakıldığında ‘vahşet’ olarak gördüklerini anlattı.
Düzce’nin geçmişinde ‘bellek mekânlar’dan biri olan o kahvehane yaşanan tanıklıklar her bakımdan kayda değerdi.
‘Ümit’in Kahvesi’ nasıl bir yerdi?
Müdavimleri kimlerdi?
Bu ve benzer soruların yanıtını almak için o dönemin aktörlerinden Hikmet Neğuç’a başvurdum.  
Hikmet Neğuç sıradan biri değil…
Merkezi Düzce’de bulunan Kümes Hayvanları Federasyonu Genel Başkanı…
Konuyla ilgili olarak hafızasında tazeliğini yitirmemiş anıları bulunan Hikmet Bey önce kısa bir  perspektif çizdi:
- Düzce'de horoz müsabakaları parkta, Azmimilli mahallesindeki belirlenen noktalarda, askerlik şubesinin önünde ve şehirde bulunan bazı kahvehanelerde yapılırdı. Daha sonra Terzi Cihat'ın kahvesine taşındı.  Merhum Ümit Teke’nin kahvesi çok sonraları popüler oldu. Ama belleklerde silinmez bir yer aldı.

EMNİYETÇİLERDEN MİLLETVEKİLLERİNE

Bugün yasal düzenlemelerle ‘yasak’ olduğu için deyim yerindeyse kalitesi düşüp, merdiven altına inen horozcuların geçmişteki sosyolojik profiline bakıldığında bambaşka bir tablo ortaya çıkıyor.
Neğuç’u dinliyoruz:
Eski milletvekilleri, emniyet müdürleri, emekli hakim ve savcılar ve zabıtalar çok ilgi gösterirdi. Merhum bakanımız Avni Akyol’un babası fotoğrafçı Hasan amca, kooperatifçi Mehmet, saatçi İshak, Necdet Demircioğlu, rahmetli  Kemal Demir'in amcasının oğlu, Turan Kuşçuoğlu bunların en bilinenleridir. Geçmişte amirinden memuruna birçok kesim  gelirken, günümüzdeki horozculuk mevcut yasaktan dolayı karanlığa gömüldü, seyirci kalitesi zamanla düştü. Bir diğer ifadeyle birinci mevkiden merdiven altına indi.

HOROZCULUĞUN BAŞKENTİ DÜZCE

Düzce’nin horozculukta şöhretli bir yer tuttuğuna işaret eden Hikmet Neğuç’un şu sözleri dikkat çekici:
- Düzcemiz 2004'den önce Türkiye horozculuğun başkentiydi. Şimdi de federasyonun merkeziyiz.
Hikmet Bey’e horoz dövüşlerinin günümüzde ‘vahşet’le eşdeğerde bir algısı olduğunu hatırlatıyorum.
Bu görüşe kesinlikle katılmıyor:
-  Bizim müsabakalarımız Uzakdoğu’da yapılanlar gibi hiçbir zaman ölümcül olmadı. Belli saat diliminde ve horozların kiloları birbirine denk olarak yapılıyordu. Daha çok eğlence ve unvan için horozlar ringe salınırdı. Eskiden müsabakada horozu kazanan kimse şehir içinde davuz-zurna eşliğinde faytonla tur atardı. Bu işi folklorik bir boyutu da vardı.

HİÇ YENİLMEYEN HOROZ: HERKÜL

Sözü o döneme damgasını vurmuş kişilere ve yetiştirdikleri horozlara getiriyorum.
İsimlerini ve kapasitelerini dün gibi hatırlıyor Hikmet Neğuç:
‘Herkül’ adlı bir horoz vardı. Arpacı Mustafa ve Nurettin Acar'ındı. Hiç yenilmedi. ‘Zürafa’ isimli başka bir horozu hatırlıyorum, kendine has bir tarzı vardı; çok başarılıydı. Saatçi Nurettin'in Ballı adlı horozu da çok namlıydı. Öylesine şöhretliydi ki,  Ankara'da festivalde çaldılar.  Hiç unutmam;  ‘Profesör’ diye bir horoz vardı. Her horoza göre tertip yapıp müsabaka çıkaran yapan horozdu. Postacı Ali’nin karyağdı adlı horozu da anılmaya değer. Tyson ve Tsunami adlı horozlar da unutulmazlar arasındaydı.

DÜZCE’DEN TÜM TÜRKİYE’YE

Düzce’nin yetiştirdiği horozların diğer bölgelere göre farkını şöyle özetliyor Neğuç:
Bizim horozlar festivallere çok gitti. Türkiye damızlık horoz Düzce'den alıyordu. Bu sektörde üç pilot bölge vardı; İstanbul, Düzce ve Kayseri. İzmir'de Roma döneminden kalma müsabakalar yapılıyordu;  ama Düzce kadar coşkulu değildi. Sonradan öne geçti. Eskiden buraya horoz almaya gelenler çok  olurdu. Antep'e Adana'ya gidince 'Düzceli horoz' diye şehrin reklamı olurdu.

FIKRA GİBİ OLAY

Neğuç’tan  Ümit’in Kahvesi’nde unutamadığı bir olayı anlatmasını istiyorum. Mütebessim ifadeyle başladığı konuşmasını kahkahayla tamamlıyor:  
Allah rahmet eylesin ‘Kobra Sebahattin’ namıyla tanınan bir abimiz vardı. Kervan'da otururdu.  Yetiştirdiği horoz 4-5 rakibi seri şekilde yendi.  Namı aldı yürüdü. Kimse karşısına horoz çıkaramaz olmuştu.  Bir gün ringe girip elindeki çantayı ortaya koydu. Mağrur bir ifadeyle ‘rakip arıyorum' dedi. Tüm ısrarlara rağmen bir türlü çantayı açıp,  horozu çıkarmıyordu. Ona yaklaşabilenler çantayı yoklayıp, ağırlığı hissetti. ‘İçinde horoz var yok’ derken, Sebahattin Abi’yi karga tulumba ringten çıkardılar. Bir de ne görsünler? 
Çantadan çıka çıka koskoca bir tuğla çıktı.

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Damla Gazetesi (www.duzcedamla.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar

Kenan Işık

BU YILIN ŞARKISI  

1 Aralık 2022 Perşembe
Lütfü Şimşek

BENZER MANZARALAR  

30 Kasım 2022 Çarşamba
Fatih Özüdoğru

NEYİN VAR?

26 Kasım 2022 Cumartesi
Burhan Tutkun

SONUÇ BİLDİRİSİ

22 Kasım 2022 Salı
Çiğdem Kanarya

BAKMAK

21 Kasım 2022 Pazartesi
Tüm Yazarlar

Resmi İlanlar