Aşk ve Sevgi

Son zamanlarda bir şeyler eksik diye düşünmekteydim. Hayvanları gözlemlediğimde insanlara karşı tedirgin bakmaktaydılar. Duvar tepesinde bir kedi vardı, yüzü yaralıydı. Ona hafifçe yaklaştığımda bana bakıyordu. Ve ona bana poz verir misin diye sormuştum. Telefonum elimde fotoğrafını çektim ardından teşekkür ettim ve bana son kez bakıp gitti. Eksik birşey vardı. Fark ettim ki sevgi eksikti....
Son zamanlardaki eksik olan düşüncem gelmişti aklıma. Ve soru sordum Aşk ve sevgi nedir kendime.

Aşk Farsça kökenli kelimedir. Aşeka bitkisinden gelmektedir. Aşeka bitkisi günümüz Türkçesi ile sarmaşık bitkisidir. Orada türemiş bir kelimedir. Ve aşeka bitkisi sarmaşık sıkı saran bir bitkidir. sardığı ağacı kurutan bir bitkidir. Aşeka zamanla aşk adını almıştır sevgi belirtisinde.

Peki sevgi nedir? Sevgi sevmekten olarak türemiştir.
Dilbilgisi ne de güzel anlattı aşk ve sevginin tanımını. Türk Dil Kurumuna göre aşk tanımı; bir kimse veya bir şeye karşı duyulan çok kuvvetli sevgi ve bağlılık duygusudur. Ya sevgi? Türk Dil Kurumuna göre sevgi tanımı ise; insanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu; muhabbettir. O zaman soruyorum aşk ve sevgi arasında fark var mıdır? Ve nedir? Peki, size göre aşk nasıl olmalı?

Bu soruyu bir çok kişiye sordum. Bu soruyu sorduğum arkadaşlarım, tanıdıklarım öyle güzel cevaplar verdi ki.

Hepsinde fark olduğunu söylediler. Aşkı tutku olarak tanımladılar. Tek kişilik dediler, geçici dediler, yalan dediler, saçmalık dediler, aşkı eşi , sevgiyi çocuklarım diyen de oldu. Aşk bağılılıktır diyen de oldu.Aşk etkileşim dediler. Aşk yoktur dediler. Aşk gereksiz diyen de oldu. Aşk herşeydir diyen de oldu. Aşk koşulsuzdur dendi. Aşkı çok çok çok sevmek dediler. Aşk geçici heves dediler.. Aşık olmadım ki bilmiyorum diyen de oldu. Ve zor soru bu cevaplardan da vardı.

Aşk zor galiba. Sevginin cevabı netti aslında. Sevgi gerçektir dendi. Sevgi uzun süreli dendi. Sevgi derindir dendi. Sevgi herkese beslenir dendi. Sevgi herşeye beslenir dendi. Sevgi huzur dendi. Sevgi ömürlük dendi. Sevgi ailem dendi. Sevgi güvendir dendi. Sevgi hissetmektir dendi. Sevgi ömürlüktür dendi. Sevgi çocuklarım dendi. Sevgi sevmektir dendi. Sevginin o kadar çok anlattılar ki....

Bütün bu cevaplar hayal gücümü, bilgi darağacımı genişletti. Düşündükçe sorunun cevabını kendimce buldum galiba.

Bir ara aşk ve sevgi münanzarası yapıldı. Katılımcılar erkekti ve beklemediğim yorumlar vardı. Çünkü günümüz insanı aşkı ve sevgiyi unutmuştu. Ben onları dinlerken günümüz insanların aşkı ve sevgiyi nasıl bildiklerini ve bilemediklerini düşündüm.

Türk toplumumuz aşkı ve sevgiyi biliyor mu acaba?
Biliyor musunuz bana göre aşk ve sevgi arasında fark yok. Çünkü ikisinin de kökeni Yaradandan gelir.

İnsanoğlu yaratılırken bedensel olarak topraktan ne ile beslersen o şekilde büyürmüş. Toprağa tohum ektiğinde güneş, su, rüzgar, gübre ve zaman gerekmektedir. Oysa ruh nasıl yaratıldı bilinmez. Kuranda bedenselden daha çok bahsedilmektedir. Kuran - ı Kerimde İsra Suresinin 85. ayetinde bahsetmektedir ruhun yaratılışında...

Dedim ya aşk ve sevginin kökeni Yaradan'dan gelir diye. Ruh, Rabbin emrindendir demektedir kuran. Ben, buna istinaden aşkın ve sevginin kökenin Yaradan'dan geldiğini düşünmekte ve bilmekteyim.

Bana göre aşk ve sevgi aynıdır. Aşk tutku ise Sevgide çok çok sevmek vardır. Önemli olan her ikisinde saygı olmasıdır. Çünkü saygı aşkı ve sevgiyi tamamlar.

Başta sormuştum ya aşk ve sevgi arasında fark var mı diye. Nedenlerini sunduklarında cevaplayanların ortak noktası bence aşka ve sevgiye nasıl baktıklarıdır. Bu bakış toplumun örf adetlerinden ve aile terbiyesinden gelmektedir. Çok insan sevmeyi bilmiyor. Sevmeyi bilmeyen aşkı bilmez, tadamaz, anlayamaz ve yaşayamaz. Çok eskilerden çocuğunu kucağına alıp onu sevmezdi babalar ve anneler çünkü ayıptı. Anne ve baba ne gördüyse ebeveylerinden çocuklarına onu öğretmişlerdi.

Seni seviyorum diyemezlerdi eskiler, seni seviyorum diyemeyen özür dilerim de diyemezdi. Ve onların sevgisi yani seni seviyorum davranışlarında, bakışlarındaydı. Özür dilerimleri de aynı şekildeydi. Eskilerden beri böyle devam etti.

Ve günümüz insanları kendilerini sevmeyi bilemedi. Çünkü bekledikleri sevgiyi göremediklerini düşündüler hissettiler. Aşk ve sevgi karıştı kendi duygusal dünyalarında.
Oysa sevgi de aşkta ruhtan gelmekte. Aşk ve sevgi kalbin derinliklerindeydi.
İnsan kendisini sevdiği müddetçe sevmeyi bilir ve aşkı yaşar. Kendisini seven saygı duyar kendisine. Kendisine saygı duyan aşkı da öğrenir. Aşkta ve sevgide saygı oldukça hayatlarının anlamı olur.

Kendisini seven, kendisine saygı duyar ve böylece aşkı yaşar demiştim. Kendisini seven ise sevmeyi öğrenir ve öğretir. Ve sevgiyi alır. Evet, sevgi ve aşk alıp vermektir. Hangi tanımda olursa olsun. Sevgi ve aşk saygının tamamlamasıyla alıp vermesidir.
Kendinizi sevmekten korkmayın.

Dünyanızı ancak kendiniz kurtarırsınız. Kendi dünyasını kurtarsan dünyayı da kurtarır. Aşktan korkmayın hak ediyorsunuz. O aşk özeldir. Çünkü o size lütuf edilmiştir.

Tanrının lütfu çok değerlidir ve onun kıymeti paha biçilmezdir. Bunu tatmaktan korkmayın. Özünüz ondan gelmedir. Sevginiz sizsiniz aşkınız da sizsiniz ve onu paylaşmak yeterlidir.
Sorumda bir de size göre aşk nasıl olmalıdır. Evet, soruyorum aşkınız nasıl olmalı?
Benim cevabım canım nasıl istiyorsa öyle olmalı aşk. Çünkü ben yaşıyorum aşkı. Bu kadar basittir aşk. Aşk yaşanır sadece....
Ruhunuzda ve kalbiniz bir de aklınızda sevgi daim olsun. Aşk peşine gelir zaten. Saygı hep onlarla çünkü....
Aşk ve sevgi bütündür...
Ve kendinizi sevin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Çiğdem Kanarya - Mesaj Gönder

# huzur, baba

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Damla Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Damla Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Damla Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Damla Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.