Rumi’nin Kitabı

Mevlana üçlemesinin üçüncü kitabına geldi sıra. Serdar Özkan’ın Mevlana Çağırınca isimli kitabı; Rumi’nin Luna için yazdığı kitabı, Luna okumaya başlarken bitiyordu. Şimdi biz bu kitabı okuyacağız. İster “Mevlana bugün olsa nasıl ve neler yazardı?” sorusuna, ister “Luna gibi babasını yeni kaybetmiş bir genç kız nasıl teselli edilebilir?” sorusuna birer cevap olsun; ister yüzlerce yıl öncesinden gelen ve bugün de devam eden bir Endülüs hazine avcılığının hikayesine katılmak, ister kıymetli sufi Ahmed el Müstagnemi’nin Allah’a yakarış ve dualarını öğrenmek olsun pek çok şeyin peşine düşmek için muhteşem bir fırsat bu kitap. Ayrıca Ahmed Andalusi’nin yazdığı bir kitap da var bu kitabın içinde. Yani kitap içinde kitap, onun içinde de başka bir kitap..  Aynı zamanda üç kitaplık maratonun da sonu… İlginizi çekti mi?

 Mevlana’nın ağzından bu kitabı takdim yazısı şöye;

“Bir kitap yazmamı istemiştin benden, senin ruhun için, sadece sana özel. Ama insanlığın ruhu bir değil midir? Sen, ben, hepimiz, tek bir kişi, tek bir ruh değil miyiz? İşte bu kitap senin için, sadece sana özel. Bu demektir ki, o herkes için, herkese özel. Biz sufilerin yolu, bir kişinin herkes, herkesin bir kişi olduğunu bilmektir, başka bir şey değil. O hâlde, buyur yavrum. Bir hazine avı hikâyesi seni bekliyor. Senin de o hâzineyi bulmanı tüm kalbimle ümit ediyorum.”

 İki hikaye bir arada anlatılıyor metinde; biri Rumi’nin yüzyılında bir tekkede, diğeri Luna’nın yüzyılında Endülüs’te geçen ve bir noktada kesişen iki hikaye. Birinin kahramanı bir mürşit (Ahmed Andalusi) diğerininki Luna gibi bir genç kız, (ismi Şeyma). Bu kitapta Rumi’nin Luna ile paylaşmak istediği her şey bulunmakta…

 Güzel alıntılar yapalım bu çoksesli metinden;

“Sır verilmez, bulunur, bulunduğunda ise aslında sır olmadığı anlaşılır.”

 “Bu hayat ağırdır, bir kul, hayatı kendi gücüyle yaşamaya kalkarsa, onun altında ezilir. Sıkıntı çeker, üzülür, sinirlenir, endişe duyar, korkar. İşte biz bu hayatı kendi gücümüzle değil, Allah ile, Allah’ın gücünü arkamıza alar

“Okyanus ile biriken, hayatı bir damla olarak yaşamak ne kadar büyük bir israf olurdu değil mi? İşte biz hayatı Allah ile yaşamak varken, nefsimizle yaşayıp israf edenlerden olmak istemiyorduk.”

 “Öbür aleme göçerken, avuçlarımız açılmaz mı, bu dünyaya ait hiçbir şey götüremediğimizi itiraf edercesine. Evet dostlarım, bu dünyaya ait olanı bu dünyada bırakırız. Ama bu dünyadan yine de birçok şey götürürüz. Ruha ait olan her şeyi. Kalbimize sevgi yerleşmişse onu götürürüz. Cömertsek, onu götürürüz, merhametliysek, onu götürürüz, doğru sözlüysek de onu. İşte bunun için bu dünya hayatı önemlidir dostlarım.  Bu dünyadan almamız gereken bir sürü şey var. Zaman ise çok az.”

 “Bu dünyayı bir hazine, hayatımızı ise, ruhun yüce vasıflarını toplamak için bize sunulan bir zaman olarak bilelim. Allah, Kuran’da şöyle buyuruyor mu? “Bu dünyadan nasibini unutma.””

 “Dünyanın hazinesi kimseye yar olmaz.”

 “Bu yol ümitsizlik yolu değil” derdi hep üstadımız. “Rabbinize, “Büyük bir derdim var,” demeyin. Derdinize, “Büyük bir Rabbim var” deyin,” diye nasihatte bulunurdu.”

 “Allah’ı arzulayan bir kimse, bunun yanında dünyaya ait bir şey de arzuluyorsa, onu elde etmek için yapabileceği en iyi şey, yine Allah’a dönmektir. (…) Allah’a yapılacak en güzel hizmet de, O’na kalbini vermek, O’nu sevmektir. Çünkü Allah bu dünyayı, alemi bunun için yaratmıştır, sevgi için. Allah her şeye sahiptir, hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, ama yine de kulunun kalbini ister. Kulunun muhabbetine, sevgisine büyük bir iştiyak duyar.”

 Özkan’ın sufi dünyası, Mevlana sevgisi, Allah’a sevgi ile ulaşma çabaları orijininde küçük ama geniş açılı bir spektrum bu anlatı. Bir kez daha heyecanla ve sevgiyle okudum. Bu üçlemeyi (Allah ömür verirse) on yıl sonra tekrar okumayı diledim kendi kendime. Size de birden çok kez hazla, kazanımlarla, aydınlanmayla okumayı dilerim. Selam ve muhabbetle…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doç. Dr. Latif Onur Uğur - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Damla Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Damla Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Damla Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Damla Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.