Laik demek dinsiz demek değildir

“Laiklik dinsizliktir!" diye bağırıyordu ağzından salyalar saçarak. Gözlerinden kin ve nefret fışkırıyordu. Vücudu konuşurken sarsıla sarsıla titriyordu. Sara hastası gibi nöbet geçirmesi an meselesiydi. Oysa laikliğin bütün dinlerin garanti belgesi olduğunu bilmiyordu. Öyleyse biz anlatalım...

   Ama önce laikliğin bir tanımını yapalım. Laiklik, devletin bütün dinler karşısında eşit mesafede bulunması ve devletin din kurallarına göre yönetilmemesidir. Şunu demek istiyoruz: Devletin dini yoktur! Başka bir deyişle laiklik, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 6. maddesinde yazdığı gibi, egemenliğin kayıtsız şartsız millette olması demektir.

   Laiklik, demokrasi ve özgürlüğe açılan kapıdır. Ancak burada demokrasi ve özgürlükten ne anladığımızı da açıklamamız gerekiyor. Demokrasi, söz ve eylem hakkıdır. Özgürlük ise, köle ya da tutsak olmamaktır. Bu şu demek oluyor: Laiklik yoksa özgür düşünce prangaya vurulmuş demektir. Başka bir deyişle laikliğin olmadığı yerde kara bulutlar güneş ışığının yeryüzüne ulaşmasını engeller. Buna karşın yanlış anlaşılmamak için şu açıklamayı yapmamız gerekiyor: Her laik ülke demokratik ve özgür değildir. Ama laiklik olmadan demokrasi ve özgürlük olmaz! Bundan ötürü laikliği demokrasinin ve özgürlüğün eşiği olarak tanımlıyoruz. Bir şey daha: Laik cumhuriyet diyoruz. Öyleyse cumhuriyetin tanımını da yapalım. Cumhuriyet, ulusun milletvekilleri aracılığıyla temsil edildiği bir devlet biçimidir. Laik cumhuriyet ise, milletvekilleri tarafından temsil edilen ulusun din kurallarına göre yönetilmediği bir devlet biçimidir.

   Laiklik bütün dinlerin garanti belgesidir demiştik. Neden? Çünkü laik bir devlette nasıl yaşayacağınıza devlet karar vermez! Oysa din adamlarının egemen olduğu bir toplumda nasıl yaşayacağınıza ve kulluk görevinizi nasıl yerine getireceğinizi din devleti belirler. Düşünebiliyor musunuz, din devletinde, dinsel kurallara uyum sağlayıp sağlamadığınızı denetleyen din polisi bulunmaktadır. Din devletinde dinsel kurallara uymayanlar ise cezalandırılır. Dahası dinsel kurallara uysanız bile din polisi bir açığınızı bulup cezalandırılmanızı sağlayabilir. Örneğin, Suudi Arabistan'da, ramazan ayında, din polisi Türk işçilerinin çalıştığı şantiyeyi basıp, çaydanlık sıcak mı soğuk mu diye denetler. Ya da namaz saatinde sokaklarda dolaşanları yakalayan din polisi, döverek onlara namaz kıldırtır. Oysa laik bir toplumda eğer dinsel inancınızı yerine getirmek istiyorsanız, bunu korku imparatorluğuna teslim olmadan, kulluk görevinizi gönüllü olarak yerine getirebilirsiniz. Gönüllü diyoruz. Çünkü din devletinde dinsel kurallara uymak bir zorunluluktur. İşte bunun için laiklik, insanların dinsel inançlarını tepelerinde Demokles'in kılıcı olmadan (din polisi) gönüllü olarak yerine getirebilmesidir. Burada bir ayrıma dikkatinizi çekmek istiyoruz: Din devletinde bireyler kuldur. Laik devlette ise bireyler yurttaştır. Özgür kul olmaz. Çünkü kul demek köle demektir. Ama özgür yurttaş olur. Çünkü özgür yurttaş aklın egemenliğini savunan yurttaştır. Özgürlük aklı egemen kılmakla başlar.

   Bir de söyleye söyleye dilimizde tüy kalmadı. Laik demek dinsiz demek değildir. Laik demek, din işleriyle ilgisi olmayan demektir. Laik demek, din adamı olmayan demektir. Laik demek, din adamı dışında kalan halk demektir.

 

   İran İslam Cumhuriyeti kurulduktan sonra kendilerinden kuşkulananlar çoğunlukla yargılanmadan kurşuna dizildiler. Karısı kuşkulanıldığı için zorla alınıp götürülen bir yabancı işadamı, elçiliğin birkaç gün süren uğraşlarından sonra şu resmi yanıtı aldı:

   "Eşiniz fahişe sanıldığı için kurşuna dizilmiş. Bu yanlıştan ötürü özür dileriz."

   Ne dememi bekliyorsunuz?

   Humeyni şöyle diyordu:

   "Gençler, sinemaya gide gide alışırlar ve doğru yoldan saparlar. Müzik de belli etmeden adamı baştan çıkarır, insan beynini uyuşturur. Silin atın müziği kafanızdan! Müzik halka karşı, gençliğe karşı işlenen bir suçtur. Müziği bütünüyle yok edin!"

   Tina Arena kalabalık bir izleyici karşısında, sahnede The Winner Takes It All parçasını seslendiriyor. Olağanüstü bir ses. Olağanüstü bir yorum. Olağanüstü bir orkestra. Dilini bilmeseniz de müzik evrenseldir. Müziği dinlerken kendimden geçiyorum. Hayal kuruyorum. Bütün kötülüklerin kovulduğu sosyalist bir dünyanın hayalini kuruyorum. İnsan yaşlanır. Hayaller genç kalır. O hayallerden yeni bir dünya kurulur. Kurulan yeni dünyada hayaller gerçek olur. Hayallerin gerçek olduğu dünyada savaşlar hayal olur.

Yararlanılan kaynaklar:

1. Felsefe Sözlüğü, Afşar Timuçin.

2. Bitmeyen Kavga Laiklik, Hakan Mertcan.

3. Kemalizm Laiklik ve Demokrasi, Ahmet Taner Kışlalı.

4. Kurtuluş Kuruluş,  Bülent Tanör.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ulviye Dikmen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Düzce Damla Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Damla Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Düzce Damla Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Düzce Damla Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.