• 27.05.2022 11:09

Yapılan araştırmalar Düzce’nin özellikle 1900’lü yıllarda tarım ve hayvancılık konusunda Anadolu’nun en verimli topraklarına sahip olduğunu gösteriyor. İstanbul’un tarımsal ihtiyaçları Düzce bölgesinden sağlanıyor. Buğday, tütün ve mısır ana üretim maddeleri. Büyük ve küçükbaş hayvancılığın yanı sıra manda ürünleri de çokça tercih ediliyor.

Düzce ovası o yıllarda birkaç ailenin hakimiyeti altındaydı. Batı bölümü

Kasapgiller unvanı ile bilinen bir aileye aitti. Koyun ve manda besiciliği yaparlardı. Birde kalitesi yüksek tütün üretirlerdi.

Fevziye bölgesi büyükbaş, İbrahimağa bölgesi küçükbaş, kahveler yanı yani Arabacı Köyü bölgesi ise tütün ile uğraşırdı.

Ailenin ileri gelenlerinden Mustafa bey, oğlu Muhammed’i İstanbul’dan gelen bir kervan ile birlikte Hac ziyaretine göndermeye hazırlanıyordu. Hac yolculuğu at ve develer ile yapılırdı. Köyün ağası Mustafa bey oğlu Muhammed beye ağalık unvanını devretmişti. Hac kervanı büyük törenle karşılandı. Ekibe Bakacak’a kadar eşlik edildi. Köyün ileri gelenlerinden Çoban dede dedikleri Ramazan beyde uğurlama ekibinde yer aldı. Kervan devam etti, uğurlama ekibi köye döndü. Tavaf dönemi geldiğinde ağanın evinde büyük bir ziyafet verildi. Muhammed ağanın hanımı höşmerim hazırlayıp ikram etti. İkram anında Çoban dede konağa uğradı. Mustafa Ağa Çoban dedeye bir tabak höşmerim sundu. Tabağı bitiren Çoban dede Muhammed’in hanımına “Hanım bir tabak daha hazırla. Ağam bunu çok sever ona da götüreyim” dedi. Hanım tabağı doldurdu ve Çoban dedeye verdi.  

Tabağı alan Çoban dede koyunlarını alıp yola çıktı. Haftalarca tabak geri gelmedi. Hanımda ayıp olmasın diye tabağı sormadı. Birkaç ay sonra Mustafa ağa Hac’dan döndü. Bakacak’ta karşılanan ağanın gözleri Çoban dedeyi aradı. Ancak karşılamaya gidenler arasında Çoban dede yoktu. Nerede olduğunu sorunca da “Meşelikte koyun güdüyor” cevabını aldı. Karşılama heyeti ile birlikte meşelik yolunu tuttular. Ancak ne yazık ki Çoban dedenin cansız bedenini buldular. Herkes hayretler içerisinde kaldı. Çünkü ağa heybesinden höşmerim gönderilen tabağı çıkarttı. Mustafa ağa hanımına tabağı tanıyıp tanımadığını sordu. Hanım tabağı görünce “Çoban dedeye verdiğim tabak. Sana höşmerim götüreceğini söyleyerek almıştı” dedi.

Mustafa Ağa “Çoban dede tavaf anında karşıma dikildi. Bana ‘Ağam sen höşmerimi çok seversin. Senin için getirdim. Dönerken tabağı götürürsün. Koyunlarım başkasının bahçesine girmesin. Ben gidiyorum’ dedi ve gitti. Ben bu durumdan çok etkilendim. Döner dönmez kendisini görmek istedim. Ancak Emrihak vâki oldu. Çoban dedem Hakk’ın rahmetine kavuştu” diyerek hikayesini anlattı.

Ağanın kararıyla Çoban dedenin vefat ettiği yere bir türbe yapıldı. Rivayet odur ki çevrede otlayan koyunlar mutlaka bir yolunu bulur Çoban dedenin türbesinin yanına gelir. O gün bu gündür bu türbe civar halk tarafından ziyaret edilir.