• 1.01.2022 11:56

Bir çok unvan vermiştir dostlarım bana, bunlardan biride 'FOTOĞRAF SANATÇISI'.

Bir çok unvan vermiştir dostlarım bana, bunlardan biride 'FOTOĞRAF SANATÇISI'. Ben fotoğrafçı değilim, sadece hobi olarak 59 yıldır fotoğraf çekerim. Bana göre fotoğrafın sanatı olmaz, biz karşımıza konan sanatı kopyalar, bilgi, beceri ve cesaretimizi kullanarak onu geleceğe aktarırız. Çünkü fotoğraf geçmişi günümüze, günümüzü de geleceğe aktaran en güzel ve de doğru anlatım unsurudur.

Orta okul yıllarımda elişi öğretmenim saygı değer rahmetli Növber İÇİNGİR elime bir liste tutuşturarak 'bunlarla buluş, Düzce'nin geçmişi ile ilgili bilgi, belge ve fotoğraf topla' dedi. Ben o gün bu gündür bu görevi yerine getirmeye çalışıyorum.

O yıllarda örnek alıp iletişime geçtiğim Sezai ÖNAL, Kitapçı Vahip (BALAMİR), Kırtasiyeci Niyazi EMİR (düğünlere fotoğraf makinası kiraya verirdi) ve gazeteci Orhan BAYRAKTAR. Bunların yanında bilgi ve de iletişimleriyle bana çok büyük destek olan Enver GÖLE, Erol ÇAKMAN, İbrahim İBRAHİOĞLU, Orhan İBRAHİMOĞLU, Rıza Malatyalı, Afer TÜTÜCÜOĞLU, Hidayet GÖSTERİŞLİ, Hilmi BAŞAR ve hepsini rahmetle yad ettiğim Düzce dışında gönlü Düzceli olan Güngör URAS gibi dostlar sayesinde buralara kadar geldik. Hele bunlar arasında öyle birisi var ki bey efendiliği, bilgisiyle, saygınlığıyla gönlüme taht kurmuş FOTOĞRAF OKUTMANIM Ahmet GÜNEY abim. Allahım sağlıklı ömürler nasip eyleyip başımızdan eksik etmesin.

1968 yılında İstanbul’dan bir fotoğrafçı geldi. Belediye getirmiş, minarelerden fotoğraf çekecekmiş. Sezai abi beni çağırdı 'Oğlum bu fotoğrafçı çok şişman, minareye sığmaz, benim çocuklarda (Yenal-Ünal abiler) minareye çıkamaz, adam sana tarif etsin sende çek'. Tarif üzerine verilen görevi yerine getirdik. Bir takım bana verecektiler ama olmadı. Dönemin kaymakamı İsviçre’ye giderken fotoğrafları götürmüş. Daha sonraki yıllarda Hilmi BAŞAR abimizin sayesinde kaymakamı bulduk fotoğrafları 2004 yılında kendisinden alarak 2008 yılında aynı noktalardan tekrarını çekip sergilerde mukayeseli olarak kullandık.

1969 yılında meteoroloji balonları ve de kendi yapımım olan roketle Çay Mahallesindeki evimizin bahçesinde Düzce'nin havadan fotoğraflarını çekmeye başladım, ne varkı emniyet bizi takibe almış, yakalandık, nezarete atıldık, bütün malzemelerimize el kondu. Biraz moral bozukluğu oldu ama yılmadık, devam ettik öğretmenimizin verdiği görevi tamamlamaya.

Aradan yıllar geçti. Çok maceralı, bazen hoş, bazen nahoş yolculuktan sonra artık icraat zamanı gelmiştir dedik ve Cumhuriyetin 75 yılı münasebetiyle bir nostalji sergisi yapalım dedik. Ama sokakta yapmaya karar vedik. Kimin kapısını çaldıysak pek inanamadılar ama lafla da olsa ne emrin varsa yapalım ümidini ve de vaadini verdiler. Davetiyeler dağıldı, açılışa üç gün var yanımızda hiç kimseyi bulamadık. İş başa düştü. Gece gündüz çalıştık, 21 panoluk sergimizi bayraktar sokakta açılışa hazırladık. Bütün panolar kapalı olduğu için herkes merak içinde idi. Dönemin Valisi Nusret MİROĞLU, kaymakamımız Celalettin ÖZDAL, belediye başkanımız Ruhi KURNAZ ve davetliler nezdinde sergi açılışı ile panolar tek tek açılarak gezildi.

Durumun ehemmiyetini gören sokak esnafı Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle sokağı baştan aşağı bayraklarla donattılar. Şehit ve de gazilerimizin fotoğrafları da sergilendiği için Jandarma komutanlığımızda her panonun başına bir Türk bayrağı dikti.

Bir hafta boyunca insanlar geçmişiyle buluşup tanışırken bir taraftan da bazı vatandaşlar hiç tanımadıkları büyüklerini o sergide tanıdılar.

Biz o panolarla birçok sergi yaptığımız gibi bir çok insana da örnek ve de destek olduk. Valilik, Belediye, Üniversite, Milli Eğitim,Ticaret odası gibi bir çok kurum ve de sanat çevresi yararlandı. Çünkü bu sergi TÜRKİYE'DE İLKTİ.

Bir çok sergiden sonra Cumhuriyet tarihinde tek Pilakası ile Cumhuriyetin kuruluş tarihini çakıştıran 81.YIL-81.İL KÜLTÜREL ETKİNLİĞİ'ni de yapmak bize nasip oldu.

Bazen sorarlar ne yaptınız, ne kazandınız? Tanıtım amaçlı gazete sayfaları yaptık, Nostaljik takvimler yaptık. Düzce’nin dünü-bu günü albümünü yaptık. Birçok öğrenciye, eğitimciye, hatta araştırmacıya rehber olduk. En önemlisi M. E. MÜZESİ'ne kaynak olduk. NEMİ KAZANDIK? Biz vaatlerle yetindik bizden çalanlar para kazandıklarını zannettiler. Yani anlayacağınız bize gök gürültüsü geldi yağmur başkalarının tarlasına yağdı. Nasıl mı onu da anlatalım.

2001 yılında dönemin belediye başkanı bir geceliğine nostaljik bir albüm aldı. 15 yıl sonra albümün kopyası belediye hatırası olarak elime geçti.

Bir diğer belediye başkanının bana destek kapsamında aldığı albümü bir yıl sonra birileri bana satmaya kalktı.

Başkan talimatıyla bilgisayarlardan silinmesi gereken fotoğraflar diğer başkan tarafında bastırılıp İstanbul’da dernek gecesine giden protokol mensuplarına hediye edildi.

Yetmedi,

Bir diğer başkan sözde tanıtım kitabı adı altında reklam kitabı yaptı.

Üniversitenin 5.yılı albümü için alınan fotoğraflar ve yanında belgeler kullanılan albüm adreste bulunamadığı gerekçesiyle bana verilmedi. Ama bulunamayan belgeleri alan eğitimcinin tez kitabında kullanıldı.

 

Ne hikmetse, BİZE ULAŞMAK ZOR OLUYOR. Ama bizim emeğimizi, yaptığımız çalışmalardan yada internetten kopyalayıp, adımızı silip, kendi adlarını yazarak kullananlar arşivci olup, çalıntı unvan kazanıp, rağbet görüyor.

TEPKİ GÖSTERDİĞİMİZDE DE 'SİZİN GİBİ İNSANLAR MÜTEVAZI OLMALIDIR' diyorlar,

MÜTEVAZİLİK ERDEMLİKTİR... Utanmazların enayisi değildir bence.

Biz kapımızı her zaman açık tutuyoruz yeter ki açmaya gönlünüz olsun SAYGILAR vede SEVGİLER.