• 5.05.2021 13:52

Ben ilk okulu Muş ATATÜRK İlkokulu?nda okudum (1960-65) Okulun karşısında babamın bakkal dükkanı vardı. Babam emekli eğitimci ve çok titiz olduğu için dükkanı çok moderndi. Ürünler Malatya, Elazığ ve Antep?ten gelirdi. Fırsat buldukça yada babamın işi olunca bakkalda dururdum. Birde babamın arkadaşı Selim hoca vardı. Bakkaldan hiç çıkmaz, hep kasada oturur, bol bol gazete okurdu. Ben onu cami imamı zannederdim. Dördüncü sınıfa gidiyordum. Öğretmenim Adnan TUZCU aynı zamanda kütüphane sorumlusu idi. O derse gelince ben kütüphaneye giderdim. Babamın arkadaşı Selim hoca kütüphanenin müdavimlerindendi. Kitap alır, okur, geri kalan bölümünü evine götürür okurdu. Okulun öğretmenleri hep ona hocam derlerdi, hatta sokaktaki insanlarda ona hocam derdi. Sonradan öğrendim ki bu bölgede en çok öğretmenlik yapmış kişiymiş Selim hoca. Selim hoca dükkanda durduğu zaman dükkana bırakılan mektupları sahipleri alırken onlardan izin alır pullarını koparırdı. Merak edip sordum: Ne yapıyorsun bunları yoksa mektup mu atıyorsun? Anlamadığım bir cevap verdi ?Koleksiyon yapıyorum yarın kütüphanede sana anlatırım dedi. Kütüphaneye gittiğimde öğretmenim Rahmetli Adnan Tuzcu ile sohbet ediyorlardı. Beni yanına çağırdı. Bir defter verdi. Sayfaların araları pul doluydu. Bunu al yakında İstanbul?a gideceğim oradan sana pul defteri getiririm dedi. Öğretmenim hemen bize takılarak Ne o Selim hocamla arkadaş olmuşsunuz. Meğer öğretmenimin de öğretmeniymiş Selim hoca. İstanbul?dan kırmızı kaplı pul defterim geldi. Ben işi ilerlettim konsolosluklardan pul istemeye başladım. Her hafta okula benim adıma 8-10 mektup gelmeye başladı. Derken birisi bu okulda casus var diye şikayette bulunmuş. Kütüphanede Selim hocayla oturuyorduk. Birden kapı açıldı. Okul müdürü, yanında fötr şapkalı ve yaşlı iki kişi, iki polis vede elinde 5-10 mektup postacı içeri girdi. Selim hoca ayağa kalktı Hayırdır müdürüm diye sordu. Fötr şapkalılardan genci cevap verdi. Burada casus varmış Selim hocam. Selim hoca bir daha sordu Nereden biliyorsunuz? Postacı mektupları göstererek Bakın bunlardan her hafta böyle 8-10 mektup geliyor. Lütfü ŞİMŞEK adına. Bunların içinde ne var diye sordu. Selim hoca kahkaha ile gülmeye başladı. Cevabı ben verdim. Kafanız çalışmıyor mu açın bakın içinde pul var diyince şok oldular. Nerden akıllarına gelecek ki o dönemde bir ilk okul çocuğu konsolosluklardan pul isteyipte koleksiyon yapacak. Hele ki MUŞta. Durum öğrenildi. Oturdular, öğretmenimi vede babamı çağırdılar. Çaylar içildi. Foterlilerin yaşlısı hepimizi özellikle beni işaret ederek Bu bey efendiye rezil olduk. Bu delikanlıyıda alarak bana kahve içmeye geleceksiniz talimatı verdi. (Milli Eğitimden sorumlu Vali yardımcısı imiş) Birkaç gün sonra babam mal almaya Antep?e gitti Selim hoca her zaman olduğu gibi kasada duruyor, bende müşterilere bakıyorum. Karşı kaldırımdan trındaz giyimli foterli elinde baston hafif aksak bir beyefendi bakkala yöneldi. Buyur ettim. O domatesleri mıncıklamaya başladı. Bende beyefendi mıncıklama alacaksan sıradan al dedim. Adam sinirli bir şekilde Ben seçip alacağım ona göre de paranı vereceğim deyince bende Çok paran varsa çok al, beğendiklerini ye beğenmediklerini de fakir komşuna ver dedim. Dedim ama bir taraftan Selim hoca, diğer tarafta adamın yanında el pençe duran zat bana durmadan işaret edip susmamı istiyorlardı. Adam bastonu kaldırarak Bunu görüyor musun dedi. Bende Ben görüyorum da, sen onu eline tutuşturan neden tutuşturmuş onu anlamıyorsun galiba deyince adam çekti gitti. Selim hocadan fırça yedim. Meğer o adam Muş Valisi Sayın Ertuğrul SÜER imiş. Biraz sonra çok iyi dostumuz olan valilik evrak katibi Salih amca geldi. Bir kasa domates aldı ve Pala dayımın oğlu Vali bey seni kahve içmeye çağırıyor dedi. Bende Babam Antep?te gelince gelirim dedim. Üç gün sonra babam geldi ama Salih amcada geldi. Beraber Valiye gittik. Kapıyı çaldı açtı içeri bakarak Sayın Valim Pala dayımın oğlunu getirdim. Vali ayağa kalktı. Yanında Milli Eğitimden sorumlu Vali Yardımcısı da vardı. Onu tanıdım, oda ayağa kalktı. Vali Salih amcaya dönerek Bu delikanlı Pala dayının oğlumu diye sordu. Babamın bıyıkları uzun olduğu için herkes ona pala dayı derdi. Oda evet cevabı verdi gitti. Buyur edildik, ısrarla kahveler söylendi. Sıra tanışma faslına geldi. Vali bey yanındakine bakarak Ağa bey bu delikanlı bana baston dersi veren delikanlı deyince Vali yardımcısı ayağa kalkarak Sayın Valim bu delikanlı bizim casus diye aradığımız Lütfü ŞİMŞEK dedi. Vali bey kalktı yanıma geldi, boynuma sarıldı ve ?Bundan sonra arkadaşız tamam mı? dedi. Hayli zaman bazen ben çay içmeye giderdim, bazen bakkala gelirdi. Bazen de birilerini alır kütüphaneye çay içmeye gelirdi. Biz bir yıl sonra Düzceye geldik. Ama mektuplaştık. Bende o gün bu gündür pul biriktiririm. Yüzlerce milli, yüzlerce uluslar arası seriler biriktirdim. Vede Türkiye?de pulu sevdirmek için okullarda pul sergisi açan tek kişi ben oldum.