• 27.04.2017 17:29

    16 Nisan 2017 pazar günü yapılan referandumun şaibeli sonuçlarını YSK sanırım üzülerek açıkladı. Evet % 51.4, hayır, % 48.6. Ama bu bizce normal sonuç değil. Daha doğrusu evet’lerin başarısı değil, aslında hayır’ların başarısıdır. Çünkü bir kere propaganda turları hiç mi hiç eşit şartlarda yapılmadı. Evet’çiler devletin bütün uçaklarını, arabalarını, valilerini, kaymakamlarını, imamlarını, paralarını, televizyonlarını ve medyalarını yani her türlü devletin imkanlarını kullandılar. Ayrıca karşı tarafın imkansızlıklarının ötesinde onlara her türlü baskıyı uyguladılar. Onlara salonların, meydanların verilmemesini, ışıklarının söndürülmesi sağlandı. Silahlar gösterildi, saldırılar sağlandı, kazandıkları takdirde iç savaş çıkabileceği tehdidinde bulunuldu. Anketlerde hayır diyecek işçileri, memurları işlerinden attırıldı.vs. vs. Bunun ötesinde sözüm ona bazı din görevlileri hayırcıları dinsiz ilan ettiler. Evet’i savunanlar hayır’cıları teröristlerle, Fetocülerle işbirliği ile suçladılar. Yeni anayasanın 18 maddesinin neler içerdiğini pek açıklayamadılar. Hep sayın Kılıçdaroğlu ile uğraştılar, yalancılıkla itham ettiler. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Buyurun istediğniz TV kanalında istediğniz kişilerle çıkalım, medenice tartışalım. 18 maddeyi millete bir bir açıklayalım, yalanlarım varsa beni utandırın” şeklindeki hodri meydanlarına, çıkışlarına hiç birisi cesaret edip çıkmadı, çıkamadı. Sabah  akşam TV lerde hep sayın Cumhurbaşkanımız ve sayın Başbakanımız boy gösterdi.
    Millet bu referandumun tek adamlık için olduğunu, yüce Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının bin bir zorluklarla kurdukları cumhuriyeti ve daha birçok güzel meziyetleri milletimize hediye ettiklerini pek anlayamadı. Tek adam yani başkanlık rejiminin en sonunda memleketi felakete götüreceğini pek anlayamadı. Tarihteki ve bugünkü mevcut tek adam yöneticilerin yönetimlerini pek inceleyemediler, incelemediler. Bu işi partiler meselesi ile karıştırdılar. Onun için iktidar da bu referandumu millet  tam anlayıncaya kadar alelaceleye getirdi. Yoksa Türk Milleti demokrasiden, özgürlüğünden, laikliğinden vazgeçermiydi. Nitekim bunu anlayanlar evet değil, hayır dediler. Büyük şehirlerde daha ziyade kültürlü kesimlerde hayır oyları çok çıktı. Varoşların çok olduğu kesimlerde hem evet çıktı, hem de baskı ve tehditler uygulandı. Dolayısıyla bu şaibeli yüzdeler pek geçerli değil bence. YSK nın bu kararına (bir kişi hariç) hiç bir hukukçu olumlu bakmadı, bakmıyor. Bu yüzdeler 60-65 lerde olsaydı belki inandırıcı olurdu. Şimdi ise rahmetli Erbakan’ın bir  bütçe görüşmesinde olumsuz anlamında kullandığı oy için “kerhen” dediğini ben de bu oylama için kullanıyorum. Yani Kerhen tebrik ediyorum. Çünkü ben kendime, nefsime sindiremedim. Bile bile bu yanlışları sizler vicidanlarınızla hesaplaşarak sindirebilirseniz diyeceğim bir şey yok. Şimdi iyi düşünüp pişman olsanız bile iş işten geçmiştir. Şu anda sizleri Allah’a havale ediyorum. O kadar.
    Ha bir de çok faydalı bir kitap olan ilahiyatçı Sn. Ayşe Sucu’nun 192 sayfalık SİYASAL İSLAMIN GERÇEKLERİ isimli kitabı herkes alsın ve okusun. Kütüphanelerinde bulunsun. Gerçekleri ve doğruları öğrensin  istiyorum. Mutlakta alın ve okuyun.
    Sevgi ve saygılarımla…