Bist■.■■
Gr. Altın■.■■
Dolar■.■■
Euro■.■■

Bütün mesele imanlı ölebilmek

  • 11.04.2022 10:29

O kadar çok hayalimiz yok, imanlı ölelim yeter.

Çocukluktaki hayallerimiz o saf su katılmamış düşlerimizdir. Süte su katılır ise çoğalır derdi bir sütçü. Bozulmaz mı derdim ucuz satarsan hem bozulmaz hem de bozmaz derdi.

Sel olsaydı olacakları hayal ederdim bazen. Hayalim gerçek oldu. Bir gün kalktık ki  Dörtyol Ocaklıyı sel başmış. Portakal bahçeleri havuza dönmüş. Evlerine su dolanlar bir telaş suları tahliye ediyor. Selde herkes caddelere dökülüp, paçalarını sıvayıp gezecekti hayal ya bu. Kimi kayıkların üstünde kimi arabaların tepesine çıkmış olacaktı. Hatta evlerin çatısından bizi helikopter ile kurtaracaklardı. Hatta sırf sel olsun kapımızın önü diye her gece dualar ettiğimi hatırlarım. İnsan bir felaketi hayal eder mi? Çocukluk işte. Her şey hayal edebilir.

Fakat afetler ve kazalar hep gözyaşı ve hüzün birde garibana çile getirdiğinden beridir hayallerim bile farklılaştı. Bir de eve dilenci gelince bizimkilerin para verip göndermesine içten içe çok kızardım.

Babam derdi ki isteyeni azarlama. Bu kim olur ise olsun.

Büyüyüp kendi evimi alınca dilenen kişiyi evime alıp onunla kahvaltı yapmayı hayal ederdim. Hatta sefer tasına iftarlık koyup yalnız yaşayanların iftar ortağı olmayı hayal ettim.

Ne safmışız çocukken. Saf ve tertemiz...

Şimdilerde çocukluk hayallerimin, kırklı yaşların verdiği ağırlık nedeniyle mi bilemiyorum hayallerimin farklılaştığını görüyorum.

Dün eski Akçakoca’da gezerken Hasan Amca’ya  ve eşine selam verdim. Çok dertliydi. "İnsanlar önümüzden geçiyor bir merhaba, iyi günler, günaydın demiyorlar" diyor.

Sonra Hatun Nine’nin kapısından geçerken selam verdim. Bak hele deyince yanına oturdum. "Bu yoldan yüzlerce insan geçiyor kimse demiyor ki var mı bir derdin ihtiyacın" diyen yok.

‘’Hayat çok kısa bir gün oda bugün’’ sözünü çok severim.

Yarınla ilgili hayaller kuranların hep arkada bıraktıkları bir sürü dert keder ve yıkım var.

Üç kardeş çarşıda 20 bin TL kiraya verilecek bir dükkan için bir birine girmiş. Kimse kimse ile konuşmuyor. Kardeşin bir tanesi dükkanı sahibinden kiraya koymuş diğer kardeşin haberi yok. Diğer kardeş dükkanda iş yapıyor.

Dünya malı bizi birbirimize düşürmesin.

Dünya geçici bir han gelip görüp gidiyoruz.

İnsan dünyevî bir diploma aldığında, o diploma, hayatı boyunca geçerliliğini korur. Fakat mânevî hayatta durum böyle değildir. Orada böyle bir garanti yoktur. Bilâkis, kazanılan hâl ve makamın her an kaybedilme tehlikesi vardır. Bu dünyada verilen payelerin hepsi bir anda yok oluyor.

Onun için kendimize dikkat edip insan olmayı başarabilmeliyiz.

Bir insanın imanlı bir şekilde ölmesiyle ilgili tartışmalar her zaman vardır. Her insan Müslüman’ca düşünmek, Müslüman gibi yaşamak zorundadır. Burada da Bakara Surenin bir ayetinde şöyle ifade edilmiştir; “İnsan nasıl yaşarsa öyle ölür nasıl ölürse öyle dirilir.” Yani insan şuuraltıyla ölür ve ona göre de dirilir. Göreceği mükâfat ise buna bağlıdır.

Eğer insan bedenini ve ruhunu neyle doldurmuşsa yani gün boyunca neyin peşinden koşmuş ve neyi kendisine aziz olarak bilmişse ölürken de aynen öyle gözlerini kapatacaktır. Yani uyuyan bir insanı düşünün uykusunda konuşması dünyada yaşadıklarıyla alakalıdır. Yani insanın ruh haline ne tesir etmişse onunla uğraşır. Elbette ki öteye de onlarla gider.

Çok hayaliniz olsun ama imanla ölmek en büyük hayaliniz olsun.

Hayırlı Ramazanlarınız olsun.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Damla Gazetesi (www.duzcedamla.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.