Bist■.■■
Gr. Altın■.■■
Dolar■.■■
Euro■.■■

DÜZCE’DE TEKRAR ŞİDDETLİ BİR DEPREM OLUR MU?

Düzce’de 23 yıl sonra yaşadığımız şiddetli deprem büyük korkuya neden oldu. Travmayı atlatmaya çalışırken‘yeni bir deprem olacak mı?’ endişesi yaşanıyor. Deprem uzmanlarının yorumları merakla araştırılıyor. Düzce’de yeniden deprem olur mu sorularının yanıtına cevaplar aranıyor.

DÜZCE’DE TEKRAR ŞİDDETLİ BİR DEPREM OLUR MU?
12.12.2022 - 14:35
Haber Merkezi

Düzce’de tekrar şiddetli bir deprem olur mu? Çilimli fayı, Yığılca fayı harekete geçer mi?  sorularına yanıt aradık.  Araştırmacı Yazar Nejat Özsoy, bu soruların cevabını almak için başta AFAD yetkilileri olmak üzere uzmanlarla temasa geçti. İşte Özsoy'un araştırma yazısı: 

 

TARİHTE DÜZCE’YİDE ETKİLEYEN DEPREMLER HANGİLERİYDİ?

 

Değerli Düzceliler bölgemizde son 23 yıl içerisinde yaşanan şiddetli depremler hepimizi derinden sarstı. Karadere fayının 17 Ağustos 1999 depreminde kırılmayan kısmında yaşadığımız 23 Kasım depremi sonrası kendimizi toparlayarak bu şiddetli depremin yarattığı travmayı üzerimizden atmaya çalışıyoruz.

 

Her yanı diri faylarla çevrili olan Düzce ovasında benzeri bir depremin yaşanma ihtimalini göz önünde bulunduran halkımızın endişesi de yüzünden okunuyor. Bu aşamada yetkili devlet görevlileri ve deprem uzmanlarının yapacağı her türlü teknik bilgilendirme büyük önem kazanıyor. Bu konuda uzman olmayan biz köşe yazarlarının sorumluluğu da uzmanların yapmış oldukları açıklama ve makaleleri takip ederek sizleri bilgilendirmek.

ÇİLİMLİ VE YIĞILCA FAYLARINDA SON DURUM NE?

 

Düzce’de tekrar şiddetli bir deprem olur mu? Çilimli fayı, Yığılca fayı harekete geçer mi? sorusunun cevabını almak için başta AFAD yetkilileri olmak üzere uzmanlarla temasa geçtik. Almış olduğumuz cevapları özetle bilgilerinize sunmak istiyorum. 23 Kasım 2022 tarihinde meydana gelen 5.9 büyüklüğünde ana şok sonrası artçı sarsıntıları izlemek ve bunların hangi yöne doğru dağıldığını takip etmek amacıyla TÜBİTAK MAM Gebze Yerbilimleri tarafından Düzce’ye 8 tane geçici deprem istasyonu kuruldu. Bu seyyar istasyonların yanısıra bölgedeki AFAD istasyonlarındaki artçı kayıtları da izlenmekte.

 

Seyyar olarak kurulan istasyonların yardımıyla 0.5 büyüklük ve altındaki artçı depremler kaydedilebiliyor. Bu istasyonlar şu ana kadar 1000 civarı artçı sarsıntıyı kaydetmiş. Şu ana kadar kaydedilen artçı depremlerle ilgili ilk bulgulara göre artçı depremler Düzce havzası içinde doğu-batı yönünde dağılım göstermekte, ana faydaki stres boşalımı devam etmekte. Son yaşadığımız artçı sarsıntılarda bunu gösteriyor. Kuzeyde yer alan bahse konu iki fayla (Çilimli fayı, Yığılca fayı) ilgili alanda herhangi bir aktivite gözlenmemekte.

 

PROF. BARIŞ: BİLİMSEL ÇALIŞMAYA DAYANMIYOR

AFAD Deprem Danışma Kurulu üyesi Prof. Dr. Şerif Barış’ın Düzce ovası stres analizi haritası ve bölgemizde yaşanan endişeler ile ilgili yorumu şöyle:

    “Şekil 2 ile verilen analizde koyu kırmızı bölgeler Gölyaka depremi nedeniyle açığa çıkan enerjinin gerilmeyi artırdığı bölge ve miktarını; lacivert bölgeler ise gerilme boşalım alanlarını göstermektedir. Açıkta bu sonuçtan da görüldüğü gibi Gölyaka depremi Bolu civarından 1 barlık bir gerilme artışı oluşturmuş olup, Bolu’nun deprem riskini çok az artırmıştır. Medyada bahsedildiği gibi bu deprem Çilimli fayına herhangi bir gerilme aktarmamış olup, bilakis bu fayın üzerinde var olan gerilmenin bir miktar boşalmasına sebep olmuştur.

 

Yine bu deprem ne Sakarya ilinin doğusunda çok az bir gerilme aktarımı; büyük bölümünde de gerilme boşalımı yapmış olup; Kocaeli, İstanbul ve Yalova’ya ve burada mevcut olan gerilmeye herhangi bir stres yüklememiştir. Medyada sık sık özellikle her yaşanan hissedilir depremden sonra meydana gelen depremin başka bölgelerdeki fayları tetikleyerek deprem oluşturacağı beyanları medyada çok sık yer almakta ancak bu önermeler maalesef herhangi bir bilimsel esasa ve çalışmaya dayanamayan sismolojide çok belirgin olmayan ve tartışmalı bir konunun spekülasyonundan ibarettir.

 

Özellikle bilimsel tartışma ortamlarında yapılan depremsellik çalışmaları, artçı deprem etütleri, deformasyon analizleri, Coulumb gerilme transferi analizi ve o fayın civarındaki fayların deprem tekrarlama aralıkları bilinmeden yapılan bu beyanlar sadece deprem olan bölgedeki vatandaşları değil; tetiklenecek bölgelerde yaşayan insanları da tedirgin etmekte ve bu insanların devletin resmi kurumlarına, saygın bilim adamlarına olan güveni sarsmakta ve yaşanan tüm olumsuzluklar nedeniyle hayatın normal akışını bozarak büyük ekonomik kayıpları oluşturmaktadır.

 

Deprem oluş düzenleri konusunda çalışan bir uzman sismolog olarak bir depremin başka bir bölgedeki fayı tetikleyerek hasar yapıcı bir deprem oluşturacağı hususu henüz sismolojide kesin bir ilişki yoktur ve bunu belirleyebilmek ne bir formül ne de kesin fiziksel bir ilişki bulunmaktadır. Depremler sonucu açığa çıkan elastik dalgalar her yöne yayılarak yüzlerce kilometre öteye ulaşmakta ancak bu dalgalar eriştikleri bölgeye herhangi bir gerilme transferi yapmamaktadırlar. Açığa çıkan gerilme yerkabuğunu oluşturan tabakalardaki kayaçların sertliği ve geçirimsizlik özelliği nedeniyle yüzlerce kilometre öteye herhangi bir gerilme aktarımı yapmamaktadır.”

 

GELECEK KUŞAKLARA AKTARMALI VE UYARMALIYIZ

 

Değerli Düzceliler aldığımız bu cevaplar bizleri bir nebze rahatlattı. Bundan sonra hazırlıklarımızı bu deprem gerçeği üzerine kurarak bizden sonra Düzce’de yaşayacak olan gelecek kuşaklara bilgilerimizi aktarmalı ve onları sık sık uyarmalıyız. Bunu neden söylüyorum? Şahit olduğum bir anekdotu paylaşmak istiyorum. 23 Kasım depreminin yaşandığı saatte 4 katlı evinde ve uyanık olan 23 yaşındaki bir genç haliyle yaşadığı travma ile binaları sağlam olsa da artık eve girmek istemiyor. Söylediği şu: “12 Kasımı yaşayıp hala neden çok katlı binalarda oturuyoruz. Ben bu kadar şiddetli olduğunu bilsem çok katlı binada oturmazdım.”

 

TARİHTEKİ DÜZCE DEPREMLERİ BİLGİSİ ÇOK SINIRLI

 

Şimdide sizlerle geçmiş tarihlerde Düzce’yi de etkileyen depremlerle ilgili bilgileri paylaşmak istiyorum. Bu bilgileri derlerken, Journal of Geophysical Research (Jeofizik Araştırma Dergisi) Şubat 2008 sayısında yayınlanan  “Paleoearthquakes of the Düzce fault (North Anatolian Fault Zone): Insights for large surface faulting earthquake recurrence” adlı makaleden ve “The Seismicity of Turkey and adjacent areas. A Historical Review, 1500-1800” adlı kitaptan faydalandım. Makale İTÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Dr. Cüneyt Zabcı ve altı yabancı bilim adamı tarafından yayınlandı.

Tarihsel bilgiler çok sınırlı olduğu için 12 Kasım 1999 depremini üreten Düzce fayının tekrar ne zaman harekete geçeceği hakkında bilgi ancak paleosismolojiden elde edilebilip, çıkartılabilinir. 1999 depremlerinden kısa bir süre sonra fay boyunca farklı lokasyonlarda çeşitli paleosismolojik araştırmalar gerçekleştirilmiştir.

 

Bu araştırmalarda 2100 yıla ait 300 ila 800 yıl aralığında bir tekrarlanan ve sondan bir önceki 300 yıl önce olan, 3 ile 5 arasında eski deprem kanıtları bulundu. Jeomorfolog Dr. Ömer Emre ve arkadaşları M.S. 665’ten bu yana en büyüğü ve en küçüğü sırasıyla M.S. 665 – 1050 ve M.S. 1650– 1750 tarihlerinde olmak üzere üç eski deprem kanıtı buldular.

 

Türkiye’de son 2000 yıldır yıkıcı depremlere ilişkin tarihsel bilgiler mevcut olsa da Düzce fayı ile bağlantılı olan depremler ile ilgili net bir bilgi bulunamadı. Tarihi sismik kataloglarda belirtilen depremlerin hiçbirinin Düzce fayını kırdığına dair bilgiye ulaşılamadı. Muhtemelen bunun nedeni günümüzde bile ağırlıklı olarak tarım merkezi olan Düzce bölgesinde o yıllarda sınırlı bir yerleşimin olması sonucudur.

 

20. yüzyıla kadar Düzce fayı ile potansiyel olarak bağlantılı olabilecek kadar yakın olduğu bilinen yegane tarihi depremler şunlardır:

 

M.S. 967 (Eylül 967 Bolu-Gerede depremi) 

 

25 Mayıs 1719 (Marmara denizinin doğusu İzmit merkezli bir deprem. Bu deprem 1999 Gölcük depreminin ikizi gibidir), 

 

2 Eylül 1754 (İzmit Körfezi Sapanca arasında meydana gelen bir deprem)

 

19 Nisan 1878 (Adapazarı civarında meydana gelen bir deprem)

 

10 Temmuz 1894 (Yalova Çınarcık havzasında meydana gelen bir deprem)

 

Yakın tarihli diyebileceğimiz ve aletsel büyüklükleri ölçülen diğer depremlerde şunlardır:

 

20 Haziran 1943 (Ms:6,6) (Adapazarı-Hendek Depremi. Düzce’de 150’ye yakın evde ağır hasar ve yıkım oldu. Düzce Kaymakamı yaptığı açıklamada vefat olmadığını bildirdi.)

 

1 Şubat 1944 (Ms:7,5) (Bolu-Gerede Depremi. Düzce merkez ve köylerde 85 ölü, 155 yaralı, 928 yıkılan ve 520 ağır hasarlı ev.)

 

10 Şubat 1944 (Ms:5,4) (Bolu-Gerede depremi sonrası Düzce merkezli bir deprem.)

 

5 Nisan 1944 (Ms:5,6) (Bolu-Gerede depremi sonrası Mudurnu merkezli bir deprem.)

 

26 Mayıs 1957 (Ms:7,0) (Bolu-Abant depremi. Ana deprem ve güçlü artçıları Düzce’de hasar meydana getirmiştir.) 

 

22 Temmuz 1967 (Ms:6,8) (Adapazarı-Akyazı-Mudurnu depremi.)

 

30 Temmuz 1967 (Ms:5,7) (Ana deprem artçısı Akyazı depremi.)

 

17 Ağustos 1999 (Ms:7,4) (Kocaeli-Gölcük depremi.)

 

13 Eylül 1999 (Ms:5,8) (Gölcük ana deprem artçısı Adapazarı-Sapanca depremi.)

 

11 Kasım 1999 (Ms:5,6) (Gölcük ana deprem artçısı Adapazarı-Sapanca depremi.)

 

12 Kasım 1999 (Ms:7,2) (Düzce-Kaynaşlı depremi.)

 

17 Kasım 2021 (ML:5,2) (Düzce Depremi.)

 

23 Kasım 2022 (Mw:6,0) (Düzce-Gölyaka depremi.)

 

Değerli Düzceliler sizler için derlediğimiz bilgiler şimdilik bunlar. Türkiye’nin deprem gerçeği açısından en riskli noktalarından birinde olan ilimizin depreme her an ve her zaman hazır olması için bireysel ve toplumsal sorumluluklarımızın lütfen bilincinde olalım ve öyle hareket edelim. Herkesin bu zorlu günleri aşarak normal düzenine kavuşması en büyük dileğimiz.

 

NEJAT ÖZSOY

Araştırmacı/Yazar


Editör: D. Karpuz

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Damla Gazetesi (www.duzcedamla.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.