Bist■.■■
Gr. Altın■.■■
Dolar■.■■
Euro■.■■

Ali Beşer’ e sevgilerimle…

  • 31.03.2022 10:35
  • (1)

İstanbul’ da yaşadığım için Düzce ile ilgili haberleri 3-4 günde bir yerel gazetelerin internet sayfalarından takip ediyorum. Zaten günümüz dünyasında kötü haberin ulaşması saniyeler aldığından dolayı genelde zaman bulduğumda tüm Düzce gazetelerine göz atıyorum ama ilk göz ağrım olan Damla Gazetesinin tamamını karıştırıyor, hatta takip etmediğim zamanlardaki kısımlarını da geriye dönerek okuyorum.

Yıl 1983’ tü, Damla Gazetesi “İnsan” konulu bir kompozisyon yarışması düzenlemişti. Ben de o zamanlar lisede arkadaşlarımın kitaplarının sayfalarına, teneffüslerde sınıfın tahtasına yazdığım yazılardan çıkarak daha uzun yazılar yazmaya başladığım dönemlerdi. Ve o kompozisyon yarışmasında dereceye girdiğim için “Damla Gazetesi” nin şimdiki belediye binasının karşısında kalan dar sokaktan girilen ofisine resim çektirmek için gitmiştim. Ali Beşer ile ilk kez orada karşılaştım. Diğer liselerden gelen iki kişi ile birlikte toplam üç kişiydik. Ali Bey bize her zamanki gibi çay söylemiş ve sonra da fotoğrafımızı çekmişti. Fotoğraf çekilirken Ali Bey’in masasının arkasında duvarda bulunan dolmakalem ucunu - ki sanıyorum o zamanlar gazetenin logosu olarak hatırlıyorum – hiç unutmam. Ve meslek hayatına atıldığımdan bu yana çalıştığım her yerde masamın arkasında çalıştığım kurumun veya firmanın logosunu ben de bulundurdum.

Daha sonraki süreçte yaz tatiline rastlayan dönemde gazete muhabir aradığı için, daha önceki yarışmadan dolayı kendime olan özgüvenim ile tekrar ofisin yolunu tutmuştum. Ali Bey bana “resim çekmesini biliyor musun” diye sormuştu ben de “bilmiyorum” dedim, O da bana “zor bir şey değil, öğrenirsin” dedi. Daha sonra çalıştığım yıllarda defalarca iş değiştirdim, ama hiçbir işe başvuru aşamasında bana böyle güven veren bir kişi olmamıştı. Yapamıyorum dediğim bir konuda yapabileceğimi bana ifade eden patronla bir daha karşılaşmadım. Hala aklıma geldikçe duygulanırım. Ve o zamandan bu yana çok zorunda kalmadıkça hep yanıma yeni mezun genç arkadaşlar veya tecrübesi olmayan arkadaşları alırım.

Ve ben çalışmaya başladım. O zamanlar Atilla Gösterişli askere gitmişti. Ayşe Şen hem muhasebeye bakar hem de magazinle ilgilenirdi. Daha sonra inşaat teknikeri olan ve İstanbul’da tam 25 yıl sonra birlikte yine çalıştığımız Döndü Öztürk muhabir olarak çalışıyordu. Mehmet İbrahimoğlu Düzce’de pasajdaki dükkanını işletirken aynı zamanda spor müdürüydü. Keramettin Beşer de hem yazı işleri müdürü hem de o dönemde Düzce’ de tabela işleri yapan biriydi. Ben henüz 18 yaşında iken bu saydığım isimlerin yanında bir taraftan kişiliğim gelişirken bir taraftan da olayları gözlemlemek, yazılar yazmak, insan manzaralarını izlemek konusunda çalışıyordum. Aynı dönemde şimdi isimlerini tam hatırlayamadığım matbaa kısmında çalışan birçoğu benden yaşça büyük insanlarla çok güzel arkadaşlık ilişkileri içinde o yıl üniversiteyi kazanıp gidene kadar muhabir olarak çalışmıştım. Ve benim gitmeme yakın zamanlarda yine muhabir arıyorduk ve Kenan Işık o günlerde gelmişti. Aslında bu yazıyı yazmam konusunda Kenan’ ın “Ali Beşer” başlıklı yazısında yazdıkları etkili oldu. Yıllar çabuk geçse de hatırlandığı kadarını anlatabilmek her zaman önemli.

Çalıştığım dönem boyunca Ali Bey benim için bir idoldü. Ali Bey’in okuduğu kitaplar, yazdığı yazılar, dinlediği müzikler benim için önemliydi. Zülfü Livaneli’ yi ilk kez orada dinlemiştim. Yine Ahmet Selçuk İlkan orada dinlediğim sanatçılardandı. Ali Bey serbest olarak bıraktığı için Döndü hanımla birlikte Düzce’ yi dolaşır, haber bulma çabasında olurduk. O zamanki Düzce bana göre daha sevimliydi. Küçük olan herşey daha güzel ve daha sevgi dolu olur. Düzce de öyleydi. Bütün gün dolaştıktan sonra gelir, yazılar yazar, akşamüstü de gazetenin baskı öncesinde mizanpajını yapar daha sonra da ön baskısını kontrol eder, gazete basılınca da dağıtımcı ofise gazeteleri bırakırdım. Bunları yaparken de her zaman Ali Bey sadece eksikleri söyler, ne yaptığımıza karışmazdı. Belki zor günlerdi ama güzel günlerdi. Mizanpaj ile ilgili o günlerde öğrendiklerimle hayatım boyunca hem akademik çalışmalarımda hem de çalıştığım yerlerde reklam veya baskı ile ilgili işler olduğunda hep ben yaptım. Her zaman benim hayatıma faydası oldu.

Ben üniversite için ayrıldıktan sonra her Düzce’ ye geldiğimde Ali Bey’e uğrayıp sohbet ettik. Daha sonra gazete o adresten taşındı, yeni taşındığı yer daha düzgün dizayn edilmişti. Atilla Gösterişli ‘ de askerden döndükten sonra bir süre ticarete atılmıştı, ama aynı zamanda gazeteye devam da etmişti. Mehmet İbrahimoğlu ile de sürekli görüştük, onu da daha sonra yerel tv programlarında da izledim sürekli. Üniversite bitip de iş hayatına atılınca Düzce ile de irtibatım bayram ve özel günler dışında olmadı. O nedenle de görüşemedik. Ama depremde çalıştığım kurum tarafından Düzce’de görevlendirilmiştim. O zaman Düzce’de İsmet İnönü Parkı’na kurmuştuk çadırlarımızı ve kendi karargahımızı. Ali Beyi orada gördüğümde çağırmıştım ve Düzce’ de kaldığım süre boyunca sürekli sohbet etmiştik. Ondan sonraki süreçlerde de karşılaşıp sohbetlerimiz olmuştu.

Ali Bey, farklı biriydi. Tam bir ağabeydi. Hata yapsak da hatayı anlatan, hata olduğunu belirten daha sonra da doğrusunu ifade eden biriydi. Zaten ağabeyler bunun için vardır. Hata yapınca bağırmak kızmak için değil. Sakinliği, olaylara karşı soğukkanlı davranışları her zaman bana örnek olmuştur. Bazen fikir anlamında uyuşamazdık, bazen hayat görüşlerimizde, beklentilerimizde farklılıklar olurdu ama karşılıklı saygı çerçevesinde konuşabiliyorduk. Tarihe hem meraklıydı hem de tarihi konularda çok bilgiliydi. Düzcespor’ a olan sevgisi tamamen farklıydı. Kısaca Düzce’ de olup Düzce hakkında sevgi ile dolu olan bir insandı. Bu satırları okuyanlar farklı şeyler düşünebilirler, bunlar normal şeylerdir. Ama olanları, yapılanları inkar etmemek kısaca nankör olmamak lazım. Ben Damla Gazetesi ve matbaasında yaşadığım kısa sürede olan herşeyi özetlemek istedim. Ali Bey ile son kez görüşmek isterdim, ve “herşey için teşekkür” etmek isterdim. Olmadı, olamadı ama ben içimden aklıma gelen her anda teşekkür ediyorum. Hani yeni kişisel gelişim yazarlarının ortaya attığı bir ifade vardır “kişiye dokunmak, hayata dokunmak gibi”, evet Ali Bey benim hayatıma dokunmuştu. Kendisine bunun için minnettarım.

Arkadan söylenecek sözler bazen hiç olmaz bazen de o kadar çok olur ki sayfalara sığdıramazsınız. Sayfalarca yazabilirdim ama ben bu kadarla kalmasını istedim. Allah rahmet etsin, mekanın cennet olsun Ali abi.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Damla Gazetesi (www.duzcedamla.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • kenan ışık
    kenan ışık
    1.04.2022 20:43

    İbrahim Düzce'ye geldiğinde görüşelim. Atilla ve Mehmet İbrahimoğlu ile bir araya gelelim.

Yazarın Diğer Yazıları

Resmi İlanlar