Bist■.■■
Gr. Altın■.■■
Dolar■.■■
Euro■.■■

Satranç

  • 13.08.2022 14:26

Bugün masama satranç takımı koyduğumda ona öylece baktım. Çoğu insan onu ya oynar ya da onu süs olarak kullanır. Oynarken kafam karışık şekilde oynadım çünkü bazen anlamakta zorlanıyorum bu oyunu. Kaybettim, ama keyif almıştım oyundan.

Sonra aklıma geldi. Acaba insanlarımız bu oyunu oynar mı? Bu oyunun kültür kesimi var mı diye. Bu oyunun tarihçesini okumuştum daha önce ve onu düşündüm. Eskiler vakitlerini geçirmek için zekâlarını kullanabilecekleri oyun icat etmişler. Acaba o zamanlar satrancı kimler oynuyordu? Yetişkinler mi? Üstün zekâlılar mı? Çocuklar mı? Erkekler mi? Aristokratlar mı? Ve oynanıyorsa böyle bir ayrımcılık var mıydı? Böyle ayrımcılık varsa neden vardı?

Günümüzde satranç her insan tarafından oynanmakta. Hatta bunun için turnuvalar düzenlenmekte. Irk, yaş, cinsiyet ayırmaksızın bu oyun oynanmakta. Kimisi keyif için oynar. Kimisi zekâsını geliştirmek için oynar. Ortalama geneline bakıldığında dünyadaki tüm ülkelerde oynanmakta. Özellikle gelişmiş ülkelerde daha çok oynanmakta. Bazısı bu oyunu dini açıdan günah olarak görür ya da boş işler olarak algılar. Ancak olaya o açıdan bakmamaktayım.

Bugün oynarken bu oyunu rakibim bir çocuktu. Biz insanlar çocuklarımızla ne kadar oyun oynuyoruz diye düşünmeye başladım. Aslında satranç oynanması şart değil. Bir çocukla çocuk olundu mu onu düşündüm. Oynarken oyunu, her ne kadar satrancı gözlemlesem de rakibim çocuğu gözlemledim. Ondaki heyecan ve gözlerinde ışık beni mest etmişti.

Bir çocuğu mutlu etmek bana paha biçilemez gelmişti. Acaba çok mu zor çocuklarla oynamak.

Sosyal ortamlarda bazı videolar görmekteydim. Yere tebeşir ile ya da boy ile seksek çizmişler ve üzerinden geçenleri çekmişler. Seksek oynayan keyifli anlar yaşamış oldu kendisi için ve onu izleyenleri gülümsetti. Burada oyunu oynayan aslında içindeki çocuğu kaybetmemiş olmakta.

Ve bir çocukla oyun oynandığında yetişkinin içindeki çocuğu kaybetmediğini göstermektedir. Hangi oyun oynanırsa oynansın burada söz konusu çocukla çocuk olmaktır ve o keyfi yaşamaktır.

Hayatınızda gerçekten çocukla oyun oynadınız mı? Satranç oynadınız mı? Ya da seksek, ya da saklambaç, ip atlama, beştaş, ya da istop, evet bunlar eski oyunlar. Haklı olunabilir günümüzün çocukları bu oyunu bilmez. Onların çocukluğuyla oynamak istenilirse eğer muhtemelen bilgisayar oyunlarını oynanmak zorunda kalınacaktır. Hani şu meşhur oyunlar var. Silahlı oyunlar, isimlerini pek hatırlamasam da belli oyunlar bilmekteyim. Küplerle şehir kurma gibi oyunlar, hoplamalı, zıplamalı oyunlar. Bunlar ne kadar sağlıklı bilinmez. Zekâ geliştirir mi sorgulanmalı aslında. Peki, az önce bahsedilen oyunlar çocuklarla oynanıyor mu acaba? Öğretiliyor mu o oyunlar.

Hayatınız da hiç basket oynadınız mı? Ya da voleybol? Muhtemelen vakit yoktu. Muhtemelen yaş uygun değildir… Ama içimizdeki çocuğu çıkarmanın yaşı yoktur aslında.

Arada çocuk olmak gerek bu hayatın hengâmesinde. Ve arada çocuk olunduğunda karşımızdaki çocuğun gözlerinin içinin gülümsediğini fark edilecektir. O gözlerin ışıltısı var olmanın keyfini vermiş olacaktır.

İçinizdeki çocuğu ihmal etmeyin….

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Damla Gazetesi (www.duzcedamla.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.