Bist■.■■
Gr. Altın■.■■
Dolar■.■■
Euro■.■■

Ekmek ve nimet israfı

  • 30.03.2022 14:35

Dostlarım bizim çocukluğumuz, gençliğimizde yemek bir tencerede pişer, bir kaptan yer sofrasında bağdaş kurarak yenirdi.

Hanede evin reisi baba çalışır, çabalar ailesini gül gibi geçindirirdi.

Şimdiki gibi restoranlar, kafeler yoktu.

Kazanılan paralar bir kesede toplanır, bir keseden harcanırdı.

BEREKET VARDI. Sevgi, saygı, hürmet vardı. Şimdi öyle mi?

Hanede herkes çalışıyor, çabalıyor. Fakat bir türlü iki yakaları bir araya gelmiyor.

Çünkü evlerde tencere kaynamıyor, bacalar tütmüyor. Herkes yemeğini dışarıda yiyor. Kahvesini kafede içiyor. Dolayısıyla gelirleri ayarlayamıyorlar.

Restoranlarda self servislerde ekmeklerin, yemeklerin yarısı çöpe gidiyor. İSRAF EDİLİYOR.

Afrika’da savaşlarda bir dilim ekmeğe, bir kap yemeğe muhtaç olan milyonlar, bir bardak suya hasret kalan insanlar var.

Ekmek Yaradan’ımızın insanlara sunduğu en büyük nimetlerden biridir. Onun uğruna insanlığın başından beri ne savaşlar veriliyor.

Dostlarım bugün sizlerle ekmek ve nimet israfını tartışalım mı?

Yurdumuzda her gün çöpe atılan ekmek milyonları buluyor.

Bunun para olarak değeri trilyonları buluyor.

Dostlarım Dünyada her gün binlerce çocuk, yetişkin açlıktan, çaresizlikten, ekmeksizlikten, gıdasızlıktan, ilaçsızlıktan ölüyor.

Yaradan’ımız bizleri bolluk içinde yaratmış. Maalesef şükür etmesini bile beceremiyoruz. Bu kadar bolluğa rağmen bazı AÇLARI DOYURAMIYORUZ. Bizlere verilen nimetlerin kıymetini bilemiyoruz. Şükrümüzü eda edemiyoruz.

Çünkü zoru görmedik, sıkıntı çekmedik... KITLIK VE SAVAŞ görmedik.

Yediğimiz önümüzde, yemediğimiz arkamızda yaşıyoruz.

Dostlarım ekmek ve nimet israfını nasıl önleriz bunu tartışalım mı?

Bizim çocukluğumuzda bu kadar bolluk yoktu. Yıllar önceki savaşların sıkıntıları çekilirdi. İş alanları bu kadar çok değildi.

FAKAT BEREKET VARDI. Fakirde, zenginde mutluydu.

Kanaat vardı, şükür vardı, bölüşme vardı. İnsanların birbirine saygısı, sevgisi, ilgisi vardı.

Evin reisi baba çalışır, çabalar, eşini, çocuklarını ele güne muhtaç etmemeye çalışırdı.

Bizim hane sekiz kişiydi. Rahmetli babamın pazarcılıkla kazandığı parayla gül gibi geçinirdik.

O huzurlu ve mutlu günlerimizi özlüyoruz

Bu kadar çeşitli ihtiyaçlar yoktu. Elektiriği ilkokul üçüncü sınıfa giderken evimize taktılar. Telefon, televizyon yoktu.

Anacığıma simit satıp AYGAZ almıştım... Onun dualarıyla buralara kadar geldik çok şükür.

O dönemde büyük büyüklüğünü, küçük küçüklüğünü bilirdi. Huzur, sevgi, saygı vardı... Büyüklerimizin, öğretmenlerimizin önünden geçmez, saygıyla selama dururduk.

Bereket vardı, ekmeğe, nimete hürmet vardı. Ekmeğimiz yere düşünce üç kere öper başımıza koyardık.

Bizim evde bir dilim ekmek çöpe atıldığını hatırlamıyorum.

Rahmetli anacığım “Ekmek Yaradan’ımızın bize en büyük nimetidir” derdi ve artan ekmekleri kapalı bir kapta biriktirir, haftada bir EKMEK PAPARASI dediğimiz içine kıyma, keş koyarak çok güzel bir yemek yapardı.

Dostlarım ekmek kavgası yaptığımız gibi ah birde ekmeğe saygı hürmeti öğrenebilseydik.

EKMEK NİMETTİR NİMETE NANKÖRLÜK OLMAZ.

Sevgi saygı ve hürmetlerimle....

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Damla Gazetesi (www.duzcedamla.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.