Bist■.■■
Gr. Altın■.■■
Dolar■.■■
Euro■.■■

Mutluluğa giden üç basamak

  • 17.03.2022 11:23

Dostlarım yazar Gülay Atasoy un yılar önce kaleme aldığıgüzel bir yazısı elime geçti. Gençlere yol gösterici bir yazı olduğu için sizlerle paylaşmayı uygun buldum. Beğeneceğinizi umuyorum.

Genç kadın sızlanıyordu, Eşim ne beni duyar,nede sevdiğini dile getirir.
Kendine ait bir Dünya kurmuş orada tek başına yaşar. Sonra da  bana --Hiçbirşeyden mutlu olmayan kadınsın--deyip işin içinden çıkar.
Evet evliliikte mutluluğa giden üç basamak vardır.
Duymak-- Anlamak--Sevmek.
Duymak insanı anlamak basamağına, anlamaksa sevmek basamağına çıkarır.
Nasıl ki dilsiz ve sağır insanın dilini bilmediğinizden duyamazsınız. Duymadığınız için de anlayamazsınız. Eşler de  birbirinin beklentilerini duyup cevap veremezse eşin sürekli  BENİ  ANLAMIYORSUN diye sızlanmasına zemin hazırlar.
Böyle bir eş eşinin sadece madde boyutunda yanında oluri Ruh boyutunda ise yanlız bırakır.Ruh dünyasının gereksinimlerini yerine getiremez.

Anlaşılmadığını düşünen eş ise kendini yanlız hisseder. Yanlızlığın başladığı evlilikte ise ciddi puroblemler ortaya çıkar.
Eşler birbirini çok sevse bile birbirinin beklentilerinin ne olduğunuanlamadıkları için Neden beni anlamıyorsun, anlamak istemiyorsun tartışmaları arasında sevgileri de  buz keser.
Birbirlerini anladıklarında,beklentilerine cevap verdiklerinde aralarındaki tartışma kalkar. Anlayış güneşi sevgi buzunu çözmeye, anlayış ateşi sevgi aşını pişirmeye başlar.

Genelde birbirleriyle anlaşamayan eşler, ayrı ayrı fert olarak mükemmel insanlardır.Fakat eş olarak bir araya geldiklerinde birbirleriyle anlaşamaz, hatta ayrılırlar.
Prof Nevzat Tarhan ın çok güzel bir tesbiti var. Aileyi oykestraya benzetir. Eşlerin her biri çaldıkları ensturamanı tanır, bilir ve dilinden anlayarak çalarsa o orkestrada uyum olur.
Aksi halde ortaya kulakları sağır eden bir ses çıkar.Ki böyle bir orkestranın olduğu ortamda bulunanlar orayı terk eder.
İşte ayrı ayrıyken mükemmel olan ama bir araya geldiklerinde anlaşamayan çiftler, kendilerini o orkestanın bir parçası olarak kabül etmez.

Çalacağı enturamanın diğer enturamana uyum sağlaması gerektiğini anlamadan bildiği gibi çalar. O zaman da eşler arasında uyum olmaz. Her kafadan bir ses çıkar. Aile curcunaya döner Ve birlik beraberlik  de bozulur.
Demek ki evlilikteki mutluluk formülü  DUYMAK--ANLAMAK--SEVMEKTİR .Bu formül evlilikte biz duygusunu harekete geçirir.
Eşler, Bizim evimiz.bizim çocuğumuz,bizim aşkımız, bizi sevinç ve kederimiz,diye düşünür.
Aksi halde eşlerin Ben seni dinlemek zorunda değilim .Çünkü ben bilirim.Beni böyle sev, düşüncesi olmaya başlar.
Ben duygusunun hakim olduğu ailede despot bir kral ve uyulması gereken kurallar vardır. Aile bireyleri o kurallara uymak zorundadır.

Uymayan anında cezalandırılır.
Eşler biz dediği zaman ise katı kurallar ın hakim olduğu despot baskı ortadan kalkar Paylaşım başlar.
Paylaşımın olduğu yerde ise huzur,saadet ve mutluluk vardır.
ÇÜNKÜ.
SIKINTILAR PAYLAŞILDIKÇA AZALIR..
SEVİNÇLER PAYLAŞILDIKÇA ÇOĞALIR....
Burhan Tutkun....Sevgi saygı ve hürmetlerimle...

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Damla Gazetesi (www.duzcedamla.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.