• 5.01.2022 10:00

Sevgili dostlarım,yaradanımız biz kullarını zaman zaman imtihan eder.Mal verir,mülk verir,evlat verir imtihan eder.

Verdiklerini depremle, yangınla, selle, salgın hastalıklarla elinden alır, imtihan eder.

Yıllarca çalışır, çabalar, bu Dünya da bir dikili ağacım olsun diye çırpınır.

‘Helal, haram ver Allah, senin kulun yer Allah’ der her şeyin kendisinin olduğunu sanır, yer yüzünde gururlanarak yürür.

Otuz, kırk, elli yıl çalışır, çabalar, evler, apartmanlar diker, en son model arabalar alır, hâşâ Dünyayı ben yarattım der gibi gururla yaşar, yalan Dünyada emanetçi olduğunu unutur.

Akşam zengin yatanlar, sabaha bir ekmeğe muhtaç olarak kalkarlar.

1999 Marmara ve Düzce depremlerinde hepimiz yaşadık o duyguları.

Kırk beş saniyede otuz kırk senelik emeğimiz, kendimizin zannettiğimiz servetlerimiz, evlerimiz, apartmanlarımız, dairelerimiz, işyerlerimiz, arabalarımız yerle yeksan oldu.

İşte o zaman anladık MÜLKÜN SAHİBİNİN KİM OLDUĞUNU.

Çadırlarda, konteynırlarda, kamyon kasalarında yaşamak zorunda kaldık.

Kaldıkta ibret aldık mı ? Maalesef anlamadık. Sanki o sıkıntıları, çileleri yaşayan bizler değilmişiz gibi burunlarımız yine Kaf dağına çıktı.

O KADAR NİĞMETLERE, NİĞMET AZGINI OLDUK.

Birbirimize sevgimiz, saygımız, sadakatimiz kalmadı.

Bu devirdeki gibi KADINA ŞİDDET, ERKEĞE HİDDET yaşanmadı.

Kadınlar, erkekler dul, çocuklar yetim kalmadı.

Yaradan’ımız kuluna zulmetmez. Edecek olsaydı yaratmazdı.

İnsanlar zulmü birbirine ediyorlar.

Çin’in bir pazar yerinde KOVİT 19 diye bir virüs çıktı maalesef. İnsanların sorumsuzluğu, vurdumduymazlığı sayesinde tüm Dünyayı saran, etkileyen, milyonlarca insanın ölümüne, milyonlarca insanın ev ve işyerlerinin, düzenlerinin bozulmasına, hayallerinin yıkılmasına sebep oldu.

Paramız var yiyemiyoruz, arabamız var binemiyoruz, sokağa rahat çıkamıyoruz, eşimize, dostumuza gidemiyoruz, camide ibadet edemiyoruz, düğünlerimize, cenazelerimize gönül rahatlığıyla gidemiyoruz.

Bu olumsuzluklara sebep bizleriz, biz sorumsuz insanlarız.

‘Bu felaketler Allah’tan geldi’ deyip sorumluluktan kurtulamayız.

Tedbir almadan, aşıya, sosyal mesafeye uymayanlar her şey Allah’tan diyorlar.

TEDBİR KULDAN, TAKDİR ALLAH’TAN...

Yaradanım devletimize, milletimize, hükümetimize, idarecilerimize, sağlık ordumuza zeval vermesin.

Kimse kusura bakmasın; devletimiz, hükümetimiz üzerine düşen tüm görevlerini fazlasıyla yerine getirmeye çalışıyor, çabalıyor. Adeta ÇIRPINIYOR.

Sağlık Bakanımız ve sağlık ordumuzun gözüne uyku girmiyor.

Ailelerinden, eşlerinden, çocuklarından mahrum yaşıyorlar.

Devletimizin aldığı tedbirleri beğenmeyen, olumlu her şeye karşı çıkan bir ZÜMRE ZİHNİYET var.

Önüne üç koyun versen gütmesini becermeyenler, Devletin 84 milyona aş, iş, para vermesini bekliyorlar.

Herkesten akıllı olduklarını zannediyorlar.

Bulduğunu israf eden, bir paket sigaraya 30, bir şişe rakıya 300 TL verip, yediğinden fazlasını israf edenler hep fedakarlığı devletten bekliyorlar.

Varken Ağustos böceği gibi yan gelip yatanlar, ötenler, sanki felaketleri devlet yapmış gibi HERŞEYİ DEVLETTEN BEKLİYORLAR.

Çok kazandığınız iyi günlerinizde, elinize geçen paraları, imkanları sorumsuzca harcayacağınıza böyle kara günlerinde geleceğinin hesabını yapsaydınız.

Her şeyi Devletten beklemeseydiniz.

Ne güzel Atasözlerimiz var.

SAKLA SAMANI GELİR ZAMANI.

AK AKÇA KARA GÜN İÇİNDİR.

Sevgi saygı ve hürmetlerimle.