• 30.12.2021 09:06

Düzce’miz depremler öncesi Batı Karadeniz bölgesinin ticaret merkezi idi. İstanbul Ankara karayolu ortasında olması nedeniyle yolcu konaklamalarından küçümsenmeyecek gelir elde ediyordu.

Otoban yapılınca büyük ölçüde gelir kayıplarımız oldu.

Düzce’mize hareket ve canlılık veren tesisler bir bir kapandı.

Köylümüzün geçim kaynağı olan şeker pancarı, tütün, mısır, fındık hükümetlerin ilgisizliğinden tükenme noktasına geldi.

Köylüm emeğinin karşılığını alamayınca ziraattan soğudu. Kahve köşeleri köylümüzün ikinci adresi oldu.

Düzce ticaretini ayakta tutan kereste, parke ve ağaç kaplama sanayii büyük ölçüde geriledi. Bu sektörlerin öncüleri başka sektörlere kaydı.

Mobilya imalatına Türkiye’de öncülük eden ustalarımız -bende dahil- birlik, beraberlik olmadığından maalesef sektörü Ankara’ya, İnegöl’e, Kayseri’ye ve yurdun her kesimine kaptırdık.

Unumuz, yağımız, şekerimiz vardı. Maalesef helvayı yapamadık. Birliği kuramadık.

Son günlerde Düzce’nin ileri gelen yaklaşık 25 mobilya mağazası işletmecisi bir araya gelerek yeniden --DÜZ MOB-- Düzce Mobilyacılar Sitesini kurma gayretine girdiler.

E 5 İstanbul yolu üzerinde devlete ait 40 dönüm bir araziye talip olduk.

Maalesef bunu duyan Düzce’mizin ekmeğini yiyenler, ihalede Düzceli mobilyacılara bu arsayı vermemek için ellerinden geleni yapıp, ihaleyi almayı başardılar.

Bu durum karşısında Düzceli mobilyacılar olarak,

NEREDE BU DEVLET, NEREDE VALİMİZ, NEREDE BELEDİYEMİZ, NEREDE DÜZCE TİCARET ODAMIZ, NEREDE MOBİLYACILAR ODAMIZ diye hakkımızı arasak suç işlemiş olur muyuz?

Av tüfeği ve silah sanayiimiz Konya’dan sonra ikinci sırada idi. Dünyanın her yerine ihracatımız vardı. İlgililerin ilgisizliği yüzünden bu sektörde birkaç firma dışında geriledi.

Binlerce sanatkar ve usta işsiz kaldı.

Bu kadar olumsuzlukların ardından asrımızın en büyük iki deprem felaketi ile karşılaştık. Takdiri ilahiye boyun eğdik.

Düzce’min imtihanı felaketlerden sonra da devam etti. Evini, işini, işyerini ve canlarını kaybeden insanımız geçim derdine düştü. Hükümetimizin teşvik yasasına Düzce’mizi alması halkımızda memnuniyet yarattı.

Bu gelişmeler bazı YABANİ AÇIKGÖZLERİN iştahını kabarttı. Rant elde etmek için AKBABA GİBİ başımıza çöreklendiler. İşi, evi, düzeni yıkılan esnafımızın ekmeğine göz diktiler.

ALLAH GÖZLERİNİ DOYURSUN. Maalesef binlerce esnaf, ihtiraslı, gözü doymazların yüzünden belini doğrultup düzenini kuramadı. Kaypak ticaret yapamadı.

Ormana balta girmiş, ağaçlar birbirine eyvah yıkıldık, BALTANIN SAPI BİZDEN demişler.

Bu adamları Düzce’mizin göbeğine yerleştiren, ruhsat verenler, yarın Düzce esnafının karşısına nasıl çıkacaklar? O mevkilere bir daha nasıl gelecekler? BİRAZ ZOR GELİRLER.

Düzcelim bu kadar olumsuzluklarla mücadele etmek, ayakta kalmak, başı dik gezmek istiyorsan, seni zor gününde kollayan, düğününde, cenazende, iyi, kötü gününde birlikte olduğun Düzce esnafına sahip çık. NAMERDE MUHTAÇ ETME.

O seni zamanında korudu, kolladı. Yokluğunda, zor gününde idare etti.

DÜZCELİME VEFASIZLIK YAKIŞMAZ.

Not: Düzce esnafı, sanatkarı kelaynak kuşları gibi bir bir tükeniyor.

Nesli tükenmeden lütfen sahip çıkalım.

Lütfen duyarlı olalım. ALIŞVERİŞİMİZİ DÜZCELİDEN YAPALIM.

Sevgi saygı ve hürmetlerimle...