• 14.12.2019 16:07

O sabah her zamanki rutin günlerden biriydi. En azından öyle başladı. 

Evde herkes sabah erkenden uyandı, anne Sebahat, baba Hasan, abla Melek, abi Muhammet. Bir tek 5.5 yaşındaki Abdullah uyanmak istemedi. Okula başlamamıştı henüz nasıl olsa. Halbuki her sabah mutlaka abisi ve ablasıyla birlikte uyanırdı.

Kahvaltılar yapıldı. Baba iki çocuğunu alıp okula bıraktı. 

Genelde sabahları çocuklarını okula bırakıp eve dönen baba Hasan o sabah işe erken gitti, eve dönmedi. 

Anne kahvaltı masasını topladı, çamaşır makinesini çalıştırdı. Oğlu Abdullah uyumaya devam ettiği için gürültüden rahatsız olmasın diye çocuk odasının kapısını kapattı.  

Çocuk odasının bitişiğindeki mutfakta kek yapmaya başladı. 

DUMAN

1 saat sonra site yönetiminden telefon aldı baba: 

Evinizde yangın var!

Hemen evine doğru koşmaya başladı. Sebahat yangından gelen dumanı fark ettiğinde koşarak oğlunun uyuduğu odanın kapısını açtı. Kapı açılınca alevler daha da arttı ama anne yine de odaya girdi ve hala yatağında olan oğlunu kucaklayarak dışarı attı kendini…

O arada itfaiye araçlarıyla dolmuştu bile evin önü. Ama evin içinde anne Sebahat ile Abdullah’ı bulamadılar. Kimine göre evin dışına sokağa çıktı kimine göre evin çatısına…

Abdullah dumandan dolayı hayatını kaybetmişti bile, Sebahat onu kucakladığında nefes almıyordu. Alevler ona ulaşmadı ama duman yapmıştı yapacağını.

Sebahat için ise umut vardı hala, nefes alıyordu. Evin önündeki kaldırımda ilk müdahalesi yapıldı, ambulansla hastaneye götürüldü ama hastanenin kapısında teslim etti o da canını. Duman onun da ciğerlerini ele geçirmişti.

Yürekler yandı! 

Hiç kimse bir anlam veremedi duruma!

Evin bir odasında, polis raporuna göre uzatma kablosundan çıkan yangın önce klimayı tutuşturdu sonra altındaki ranzayı. Yanındaki bebek yatağını…

Diğer odalara ulaşamadı bile. Söndürüldü ama ailenin hayatını alt üst etti! 

Peki anne Sebahat nasıl koştu odaya, nasıl çıkardı yavrusunu alevlerin içnden? Bilinmiyor…

Baba Hasan eve yetiştiğinde itfaiye ekiplerini gördü her yerde ve eşini buldu kaldırımda.

Sebahat’ın babası Esat İnan da Katar’daydı. Kızının ve torununun kaybı büyük şok yarattı onda da! 

5 çocukları olmuştu

Aslında 38 yaşındaki Sebahat ile Hasan’ın 5 çocuğu olmuştu. Geçtiğimiz yaz rahatsızlığından dolayı 2 yaşındaki oğullarını verdiler toprağa. Aradan aylar geçmesine rağmen Sebahat 2 yaşındaki oğlunun yatağını hala tutuyordu çocuklarının odasında. O da yandı!

Bundan 5 yıl önce bir oğullarını daha kaybetmişlerdi. Yine rahatsızlığı vardı yine 2 yaşındaydı o yavru da.

Karı koca bütün bu evlat acılarına birlikte göğüs germişlerdi. 

Ama şimdi… 

Baba yalnız kaldı artık, ona destek olan, teselli eden, çok sevdiği eşini kaybetti. 13 yaşındaki Melek ve 8 yaşındaki Muhammet’in yanında artık sadece kendisi var. 

Umutla başlayan yolculuk

2008’de Katar’a büyük umutlarla geldiklerinde kızları Melek 1 yaşındaydı. 

11 yıl sonra ise Melek, Muhammet ile eşi ve küçük oğlunun cansız bedenleriyle geri dönerken beraberinde yaşadığı o büyük acıları da götürüyordu Baba Hasan.

Duyan geldi

Herkes tek yürek oldu adeta burada. Olayı duyan koştu yardıma tanıyan tanımayan bir çok kişi. Evin etrafı doldu taştı insanlarla, özellikle Türklerle! 

Geride kalanlar için ellerinden geleni yapmaya çalıştılar. 

Komşusu olan Türk Okulu öğretmenleri kapılarını açtılar aileye ve taziye ziyaretlerine. 3 yıldır okuttuğu çocukları evlerinde bağırlarına bastılar belki de son defa. 

Cenazelerin Türkiye’ye gönderilmesi için gerekli hazırlıklar yetkililerin gösterdiği büyük hassasiyet, Türk Okulu öğretmenleri, Türk Büyükelçiliği yetkililerinin çabaları ve daha bilmediğim sayamadığım bir çok kişinin özverileri sayesinde bir günde tamamlandı.

Aile o gece Türkiye’ye geri döndü ertesi gün cenazelerini toprağa verebilmek için!

Katar vatandaşları yaşadıkları sitenin sosyal tesisinde taziye organizasyonunu kurdu. 

Sosyal medya gruplarında mesajlaşmalar, destek çağrıları doldu taştı. 

Benim insanım

Tıpkı Türkiye’deki gibi cenazenin taşınacağı uçağın kalkacağı ana kadar yanlarında bulundu insanlar. Hava alanına yalnız gitmedi dede, amca, baba ve çocuklar, cansız bedenler…

Bu acı dolu olay bir araya getirdi Türkleri gurbette. Anladık ki burada acı bir durum ile karşılaşırsak yardıma koşacak insanlar var! 

Benim insanım var! 

Türk insanı!