• 7.12.2019 14:04

Burada yani gurbette en çok ihtiyaç duyduğumuz birbirimiziz!

Burada en çok hissettiğimiz zorluk 

yalnızlığımız!

Gurbette en çok gördüğümüz, kendi ülkemizde kaçtığımız oluyor. 

Ötekileştirme!

Ötekileri, ötekileştirenleri görüyoruz her yerde. Çaresiz baş etmeye çalışırken ya uzak duruyoruz ya da biz de başlıyoruz ötekileştirmeye…

Pozitif ayrımcılık

Nerede doğduysan oranın kaderine sahipsin. 

Birini tanımak için sorulan ilk soru “nerelisin” değil midir güzelim ülkemde? Herkes bilir nerede doğdu ise oraya göre muamele göreceğini, göstereceğini.  Bu yurt dışında da aynı…

Nerelisin? Türkiye

Türk olmak genelde pozitif ayrımcılık sebebi oluyor burada. Türklüğümüz ile bir kez daha gurur duyuyoruz o sebeple.

Fakat bu sefer öyle olmadı.

Zamanla anladım insanların yargılama şekillerini, bakışlarının anlamlarını. Tarihin öne çıkıyor ve genel refah seviyen. Ataların ya da politikacılar savaş yapmış, doğru yanlış kararlar almış. O karalardan etkilenenler bakıyorlar sana ciğerlerine işlenmiş o zehirleriyle...

Saf Ermenice

Bir olay geldi başıma.

O güne kadar o şekilde birebir yaşamamıştım bu “ötekileştirmeyi”. 

Ermeni biriyle tanıştım Ermeni olduğunu bilmeden. Lübnanlı sanıyordum ama meğer Türkiye’den uzaklaştırılan Ermenilerden birinin çocuğu, 

torunuymuş. 

İlk buluşmamız, bir kaç anne ile birlikte parkta olacaktı. Çocuklar oynayacak biz de kahvelerimizi içecektik ama hava çok sıcak olunca evine davet etti herkesi.

Gittik. Çocuklarıyla daha önce duymadığım bir dilde konuşuyor. Sordum hangi dil konuştuklarını “Saf Ermeni dili” dedi. 

Allah Allah neden böyle bir vurgu yapma ihtiyacı hissetti ki? “SAF” derken ne demek istedi?  Meğer o benim Türk olduğumu çoktan biliyormuş…

Kahve

Diğerleri kahvelerini almışlardı parkta. Geciktiğim için gittiğimiz evde içerim diye düşünüp 

almamıştım. 

Sonrasında kahve yapmak için mutfağa gitti. Geri geldiğinde elinde bir tane kahve vardı. Kendisi için. Yanıma oturdu ve afiyetle içti. Olabilir, kültürel bir durumdur diye düşünüp üzerinde durmamaya karar verdim. Herhalde Ermeniler misafirlerine kahve ikram etmiyor!

Tarihte yaşanılanlar

4 bayan salonunda otururken bana hafif arkasını dönerek beni vücut dili ile grubun dışında bıraktı. Sonra sohbet arasında biraz Türkçe bildiğini, dedesinin ve babasının ise çok iyi Türkçe bildiklerini söyleyiverdi zekice bir 

manevrayla.

Grupta bulunan Çinli bayan nereden bildiğini sorunca dedesinin Türkiye’den göç ettiğini ama neden göç ettikleri konusuna girmek istemediğini söyledi. Burada sağlam bir kinaye sezinledim ama hala “yok” diyorum kendime.  Son cümle her şeyi netleştirdi. 

Göç sebebi tarihte yaşanılanlar ile ilgili! 

Büyük ihtimal 1917’de Türkiye’den göçe zorlananlar arsındaydı ailesi. Yorum yapmadım. Tarihte ne olmuş kavgası yapmanın anlamı yok…

İkinci buluşma

İkinci görüşmemiz, tam da Amerika Parlamentosunda Ermeni soykırımının kabul edildiği güne denk geldi. Aslında gitmeyi düşünmüyodum, o ortamdaki başka bir Türk arkadaşı arayıp nasıl gittiğini sordum.

“Bilmiyorum bir bayan var burada ondan dolayı biraz huzursuz oldum” dedi.

Anladım kim olduğunu. “Tamam geliyorum yalnız kalma orada.” dedim

Gizli bir yarış-oyun (adını net koyamadığım bir şey) başladı aramızda. 

Dominant bir karakteri olduğu için ortamı ve sohbeti kontrolü altına aldı. Bir Filipinli iki Çinli, iki Lübnanlı (Biri Ermeni olan) ve biz iki Türk bir araya geldik. 

Yine sohbeti Amerikan parlamentosundaki oylamaya getirdi. Yine girmedik politikaya. Hepsi politika sonuçta. Orada yaşadığımız ise hayatın kendisi: Hepimiz insanız. 

Öteki yok, çıkarlar var…

Saygı

Sakin ve tepkisizce yaklaşarak, diğerleriyle sohbet ederek, boş olmadığımızı gösterdik, vücut dilinin bizi alt etmesine izin vermedik…

 Ve sohbetin ilerleyen saatinde vücudu bize doğru da dönmüştü ve gözümüzün içine bakarak bizimle sohbet edebiliyordu artık. Bize saygı duymaya başlamıştı…

Arkadaşımla birbirimizi tebrik edip geceyi tamamlayarak onu ruhundaki ötekileştirme zehiriyle baş başa 

bıraktık.

Tarihin peşinde

Öncelikle geçmişte alınan politik kararlar ve de hatalar burada veya her yerde asırlar sonra bile karşına çıkıyor… Onu öğrendim !

Tarihin seninle gidiyor her yere, kendinden değil ülkenden sorumlusun gurbette… Gıyabında karalar alınmış, soğuk-sıcak savaşlar yapılmış ve bunlara dahil olmamış olabilirsin ama her şeyin içindesin aslında… Kaçış yok.