• 24.08.2019 15:29

O zamana kadar olan 2 yıllık  iş tecrübemde, 3 günlük olanı da sayarsak 6 tane iş değiştirmiştim. Orası 7. ve Düzce’deki sonuncu işyerim oldu. 

4 yıl sürdü.

Yanında çalışmaya başladığım ilk gün bilgisayarda haber yazdığımı söylediğimde yüzünde gördüğüm ifade hala bir fotoğraf karesi gibi durur aklımda. 

Bir kaç ay sonra gazetenin künyesine haber müdürü olarak yazmıştı adımı. 

Bendeki çabayı gördü ve yolumu açtı. Kendimi yetiştirmem için gerekli olan sabrı, emeği gösterdi…

Uzun uzun anlatırdı gazeteyi, gazeteciliği. Bıkmadan, usanmadan… 

“Patronunu beğenmiyorsan eleştirme istifa et” yazısını duvara asarak gizli ultimatomlar vermeyi de, evinin kapılarını açarak çocuklarıyla birlikte ailesinin bir parçası yapmayı da çok iyi bilirdi. 

En büyük  hatalarımda da en küçük başarılarımda da arkamdaydı.

İstanbula okula gideceğim zaman çok kırdı beni yalnız. 

- Gideceksin, başarısız olacaksın, geri döneceksin.  Ve döndüğünde seni tekrar işe almayacağım! Demişti...

3 yıl ne aradım ne sordum. Küstüm ona! Bir evladın babasına küstüğü gibi.

3 yıl sonra kırgınlığım hafiflediğinde gittim yanına nedenini sordum.

- Buradan ümidini kesip oraya odaklanman için söyledim” dedi. 

Bana göre yanlış olduğunu söyledim. O doğru yaptığını anlattı.

Sonraki bir kaç yıl her gazeteye yaptığım ziyarette o davranış yöntemini tartıştık. Açıkladı, anlattı bıkmadan usanmadan... 

Sadece gazetedeki yıllarımda değil ayrıldıktan sonra bile, gazeteciliğimin dışında kişiliğimi de besledi.

Ve biliyorum ki benim gibi yüreğinden vererek beslediği çok kişi oldu…

Bir nevi babaydı, iş hayatımdaki baba, mesleğimin babası…

Benim ben olmamdaki katkılarından dolayı teşekkürler MESLEK BABAM…

Teşekkürler ALİ BEŞER…