Bist■.■■
Gr. Altın■.■■
Dolar■.■■
Euro■.■■
Aykut Ekinci
Aykut Ekinci

Gazete: Düzce Damla Gazetesi

[email protected]

KISIRLAŞTIRMA YAPTIRMALI MIYIM?

  • 21.01.2023 10:11
  • (1)

Kedi ve köpekler evimizin içlerine girmeye hatta beraber yataklarımızı paylaşmaya başladığımız zaman, hasta sahiplerimiz ile pet hayvanlarımız arasında bazı uyumsuz davranışlar ortaya çıkıyor. Aynı evi paylaşan iki insan bile aralarında problemler olurken 2 tür arasında problem olması kaçınılmaz oluyor. Tabiki hayatı yaşanabilir ve daha güzel yapan, bu tip problemlerin üstesinden gelmektir.

Dişi kedi ve köpeklerde, insanlarda olduğu gibi cinsel bir döngü mevcuttur. Fakat bu döngü kedi ve köpeklerde insanlarınkinden farklı şekilde hatta birbiri arasında bile farklılıklar olmaktadır. Dişi köpeklerde genellikle 6-8 ayda bir kızan (cinsellik) dönemi olmaktadır. Dişi kedilerde ise mevsimsel olarak ocak ayında başlar sonbahara kadar devam eder. Bu zaman aralığında genellikle 21 günde bir kızan dönemi oluşur. Dişi kediler ışığa duyarlı oldukları için bazen ev içerisinde lambaların normalden uzun açık kalması mevsim haricinde tekrar kızan dönemi oluşturabilmektedir. Kızan dönemlerinde bazı fizyolojik ve psikolojik değişikler meydana gelmektedir. Fizyolojik olarak her iki tür için tüy dökülmeleri artmaktadır, kedilerde idrarı keskin kokulu olmaktadır, köpeklerde adet kanaması görülmektedir. Psikolojik olarakta kedilerde huzursuzluk, özellikle geceleri miyavlama ve etrafa işeme durumu, köpeklerde ise evden veya bahçeden kaçma  durumu görülmektedir. Erkek kedi ve köpeklerin kızan dönemi yoktur. Dişilerin kızan dönemlerine Flehmen yanıtı vermektedirler. Dişi kokularını aldıkları her zaman flehmen yanıtı oluşmaktadır. Flehmen yanıtında erkek kediler ve köpekler huzursuzluk, bağırma ve evden kaçma gibi durumlar gösterebiliyorlar.

Dişi veya erkek kedi-köpeklerin kızan dönemlerinde oluşan fizyolojik ve psikolojik değişikliklerin en büyük problemi sahiplerinin bu durumlardan rahatsız olmalarıdır. Kedi ve köpek tarafından bakılırsa aslında hiçbir problem olmamasına rağmen sahipleri tarafından bu değişiklikler istenmeyen durumlardır. Bakım evlerine bırakılan kedi ve köpeklerin %80’i davranış bozukluğu yüzünden olmaktadır. Sadece kızan dönemi davranış bozukluklarıda %80’in büyük kısmını oluşturmaktadır. Kızan durumunun üstesinden gelmek isteyen veya kızan durumuyla ilk defa karşılaşan hasta sahiplerimizin bize sordukları ilk soru ‘’ bunun ilacı yok mu?’’ akabinde gelecek sorular ‘’ kızana gelmemesi için ilaç yok mu?’’ veya ‘’kısırlaştırma ilacı yok mu?’’. Evet kızan döneminin giderilmesi için veya kızan dönemine gelmemesi için ilaçlar mevcuttur. Fakat bunlar hormon ilaçlardır. Sonrasında bizlere daha büyük ve masraflı problemler olarak geri dönmektedirler.

Birlikte daha uzun ve konforlu bir yaşam geçirmek için en etkili yol kısırlaştırmadır. Kısırlaştırma özellikle dişi köpeklerin hayatlarını uzatmaktadır. Dişi köpeklerin ölüm sebebinin %70’i meme tümörüdür. Progesteron hormonu dişi köpeklerde diğer türlere göre çok daha fazla tümör oluşturduğu testpit edilmiştir. 3 yaşına kadar kısırlaştırılan dişi köpeklerin meme tümörü olma ihtimali ortadan kalkmaktadır. Yani 3 yaşına gelmeden köpeğini kısırlaştırdıysan %70 yaşamını uzatmış oluyorsun. Ek olarak kısırlaştırılan dişi veya erkek kedi-köpeklerde rahim iltihabı riski bitiyor, davranışlarda değişiklikler gözükmüyor, kızan dönemine bağlı tüy dökülmeleri bitiyor, rahim ve testis kanserleri riski bitiyor. Her türlü kısırlaştırmak avantajlı hale gelmektedir. Kısırlaştırmanın faydaları gibi olumsuz yönlerinde var. Bunlar; ameliyat sırası ve sonrasındaki komplikasyonlar ve ameliyat sonrası aşırı kilo alma problemleri görülebiliyor. Fakat olumlu ve olumsuz yönleri değerlendirildiğinde kısırlaştırmak her zaman daha sağlıklı duruyor.

Hasta sahiplerimize bu durumları anlattıktan sonra tabiki hemen ikna olmuyorlar. Birçok hasta sahibimiz doğası gereği çiftleşme güdüsünün hayvanın elinden alınması konusunda empati kurup kısırlaştırma yapmak istemediklerini söylüyorlar. Yabani hayatta bir türün ne sıklıkla ürüyebileceğini doğanın dengesi belirler. Fakat unutmamak gerekir ki kedi ve köpekler artık ekosistemin bir parçası değillerdir. Dini hassasiyeti olan hasta sahiplerimiz bizlere ’’kısırlaştırmak günah mıdır?’’ sorusunu yönlendiriyor. Günah yönüyle bakarsak maalesef din alimi değiliz değerlendirmemiz çok doğru olmaz. Birlikte konforlu ve rahat yaşamamız için kısırlaştırmanın fizyolojik ve psikolojik yönüyle en sağlıklı bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz. Kısırlaştırmamak bir problemdir, hasta sahiplerimiz bu konuda sorunun mu çözümünü bir parçası olduklarına karar vermeleri gerekmektedir. Bizler bu canlıları ne kadar iyi tanırsak beraber o derecede iyi geçiniriz.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Damla Gazetesi (www.duzcedamla.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • Handan
    Handan
    21.01.2023 22:44

    Aykut Bey yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum.Bilgilendirmeleriniz için çok teşekkürler..