h Dolar 8,3423 %-0.64
h Euro 10,1145 %-0.64
h Tam Altın 7.968,10 %-1,51
h BIST100 1.461,70 %0.06
a İmsak Vakti 02:00
Düzce 16°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Lütfü Şimşek

Lütfü Şimşek

07 Haziran 2021 Pazartesi

Geriş Düzce’nin değeri

Geriş Düzce’nin değeri
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yığılca sınırları içerisinde kalan Geriş köyü doğası ve tarihi ile dikkat çekiyor. Hasanlar Barajının doğusunda kalan Geriş’in kelime anlamı iki tepe arası. Gerişliler Yığılca’nın ilk oymaklarından ve Türkmenler.

Bu bölgenin özelliklerinin tanınması gerekiyor. Muhteşem mesire alanları var. Üstelik tarihi değerlere de sahip. Ben, muhtarımız Bahattin Gümüş, Hüseyin Çiçek, İbrahim Topkaraoğlu ve Kültür Müdürlüğü ile Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü ekipleri alanda Vali Cevdet Atay’ın talimatıyla bir inceleme yaptık.

Bir önceki Valimiz Zülkif Dağlı’dan baraj üzerine bir köprü yapılması talebimiz vardı. Aynı talebi ve yaptığımız araştırmaları mevcut Valimiz Cevdet Atay’a da ilettik. Kendisi dosyamızla yakından ilgilendi ve Kültür Müdürlüğü ile Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü ekiplerini yönlendirdi.

Bu değerlere sahip çıkılması bizim için çok önemli. Umarım taleplerimiz olumlu değerlendirilir ve Geriş turizme kazandırılır.

 

 

Devamını Oku

Pul kolleksiyonu meraklılarına

Pul kolleksiyonu meraklılarına
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ben ilk okulu Muş ATATÜRK İlkokulu’nda okudum (1960-65) Okulun karşısında babamın bakkal dükkanı vardı. Babam emekli eğitimci ve çok titiz olduğu için dükkanı çok moderndi. Ürünler Malatya, Elazığ ve Antep’ten gelirdi. Fırsat buldukça yada babamın işi olunca bakkalda dururdum. Birde babamın arkadaşı Selim hoca vardı. Bakkaldan hiç çıkmaz, hep kasada oturur, bol bol gazete okurdu. Ben onu cami imamı zannederdim.

Dördüncü sınıfa gidiyordum. Öğretmenim Adnan TUZCU aynı zamanda kütüphane sorumlusu idi. O derse gelince ben kütüphaneye giderdim. Babamın arkadaşı Selim hoca kütüphanenin müdavimlerindendi. Kitap alır, okur, geri kalan bölümünü evine götürür okurdu. Okulun öğretmenleri hep ona hocam derlerdi, hatta sokaktaki insanlarda ona hocam derdi. Sonradan öğrendim ki bu bölgede en çok öğretmenlik yapmış kişiymiş Selim hoca.

Selim hoca dükkanda durduğu zaman dükkana bırakılan mektupları sahipleri alırken onlardan izin alır pullarını koparırdı. Merak edip sordum: Ne yapıyorsun bunları yoksa mektup mu atıyorsun? Anlamadığım bir cevap verdi ‘Koleksiyon yapıyorum yarın kütüphanede sana anlatırım’ dedi.

Kütüphaneye gittiğimde öğretmenim Rahmetli Adnan Tuzcu ile sohbet ediyorlardı. Beni yanına çağırdı. Bir defter verdi. Sayfaların araları pul doluydu. ‘Bunu al yakında İstanbul’a gideceğim oradan sana pul defteri getiririm’ dedi. Öğretmenim hemen bize takılarak ‘Ne o Selim hocamla arkadaş olmuşsunuz’. Meğer öğretmenimin de öğretmeniymiş Selim hoca.

İstanbul’dan kırmızı kaplı pul defterim geldi. Ben işi ilerlettim konsolosluklardan pul istemeye başladım. Her hafta okula benim adıma 8-10 mektup gelmeye başladı. Derken birisi bu okulda casus var diye şikayette bulunmuş.

Kütüphanede Selim hocayla oturuyorduk. Birden kapı açıldı. Okul müdürü, yanında fötr şapkalı ve yaşlı iki kişi, iki polis vede elinde 5-10 mektup postacı içeri girdi. Selim hoca ayağa kalktı ‘Hayırdır müdürüm’ diye sordu. Fötr şapkalılardan genci cevap verdi. ‘Burada casus varmış Selim hocam’. Selim hoca bir daha sordu ‘Nereden biliyorsunuz?’ Postacı mektupları göstererek ‘Bakın bunlardan her hafta böyle 8-10 mektup geliyor. Lütfü ŞİMŞEK adına. Bunların içinde ne var’ diye sordu. Selim hoca kahkaha ile gülmeye başladı. Cevabı ben verdim. ‘Kafanız çalışmıyor mu açın bakın içinde pul var’ diyince şok oldular.

Nerden akıllarına gelecek ki o dönemde bir ilk okul çocuğu konsolosluklardan pul isteyipte koleksiyon yapacak. Hele ki MUŞ’ta.

Durum öğrenildi. Oturdular, öğretmenimi vede babamı çağırdılar. Çaylar içildi. Foterlilerin yaşlısı hepimizi özellikle beni işaret ederek ‘Bu bey efendiye rezil olduk. Bu delikanlıyıda alarak bana kahve içmeye geleceksiniz’ talimatı verdi. (Milli Eğitimden sorumlu Vali yardımcısı imiş)

Birkaç gün sonra babam mal almaya Antep’e gitti Selim hoca her zaman olduğu gibi kasada duruyor, bende müşterilere bakıyorum. Karşı kaldırımdan trındaz giyimli foterli elinde baston hafif aksak bir beyefendi bakkala yöneldi. Buyur ettim. O domatesleri mıncıklamaya başladı. Bende ‘beyefendi mıncıklama alacaksan sıradan al’ dedim. Adam sinirli bir şekilde ‘Ben seçip alacağım ona göre de paranı vereceğim’ deyince bende ‘Çok paran varsa çok al, beğendiklerini ye beğenmediklerini de fakir komşuna ver’ dedim. Dedim ama bir taraftan Selim hoca, diğer tarafta adamın yanında el pençe duran zat bana durmadan işaret edip susmamı istiyorlardı. Adam bastonu kaldırarak ‘Bunu görüyor musun’ dedi. Bende ‘Ben görüyorum da, sen onu eline tutuşturan neden tutuşturmuş onu anlamıyorsun galiba’ deyince adam çekti gitti.

Selim hocadan fırça yedim. Meğer o adam Muş Valisi Sayın Ertuğrul SÜER imiş. Biraz sonra çok iyi dostumuz olan valilik evrak katibi Salih amca geldi. Bir kasa domates aldı ve ‘Pala dayımın oğlu Vali bey seni kahve içmeye çağırıyor’ dedi. Bende ‘Babam Antep’te gelince gelirim’ dedim. Üç gün sonra babam geldi ama Salih amcada geldi.

Beraber Valiye gittik. Kapıyı çaldı açtı içeri bakarak Sayın Valim Pala dayımın oğlunu getirdim. Vali ayağa kalktı. Yanında Milli Eğitimden sorumlu Vali Yardımcısı da vardı. Onu tanıdım, oda ayağa kalktı. Vali Salih amcaya dönerek ‘Bu delikanlı Pala dayının oğlumu’ diye sordu. Babamın bıyıkları uzun olduğu için herkes ona pala dayı derdi. Oda evet cevabı verdi gitti.

Buyur edildik, ısrarla kahveler söylendi. Sıra tanışma faslına geldi. Vali bey yanındakine bakarak ‘Ağa bey bu delikanlı bana baston dersi veren delikanlı’ deyince Vali yardımcısı ayağa kalkarak ‘Sayın Valim bu delikanlı bizim casus diye aradığımız Lütfü ŞİMŞEK’ dedi. Vali bey kalktı yanıma geldi, boynuma sarıldı ve ‘Bundan sonra arkadaşız tamam mı’ dedi.

Hayli zaman bazen ben çay içmeye giderdim, bazen bakkala gelirdi. Bazen de birilerini alır kütüphaneye çay içmeye gelirdi.

Biz bir yıl sonra Düzce’ye geldik. Ama mektuplaştık. Bende o gün bu gündür pul biriktiririm. Yüzlerce milli, yüzlerce uluslar arası seriler biriktirdim. Vede Türkiye’de pulu sevdirmek için okullarda pul sergisi açan tek kişi ben oldum.

 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.