h Dolar %
h Euro %
h Tam Altın 7.246,38 %0,22%
h BIST100 1.409,73 %0.14
a Öğle Vakti 13:00
Düzce 11°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
BURHAN TUTKUN

BURHAN TUTKUN

12 Nisan 2021 Pazartesi

Paylaşalım kaynaşalım

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ramazan ayı birlik, beraberlik, kaynaşma, yardımlaşma ve paylaşma ayıdır.

Bu ayda iyilikler, güzellikler ve hayır işlerinde inanan insanlar arasında yarış vardır.

Kötü ve şer işlerde neredeyse yok gibidir.

Ramazan ayında suç oranları düşer, insanlar daha yumuşak huylu olur.

Emniyetimiz, jandarmamız en rahat ve huzurlu görevi Ramazan ayında yaparlar.

Oruç ve ibadetler nefisleri firenler, kötülükleri önler, iyilik ve güzellikleri arttırır.

ZEKAT, yardımlaşma, PAYLAŞMA ve davetler insanları kaynaştırır.

Zenginle fakiri barıştırır, kaynaştırır.

İnsanoğlu halk olunduğundan beri huzurlu, mutlu, rahat yaşamayı aramıştır. Bunun için birçok arayışlarda bulunmuştur.

Birileri çıkmış kurtuluşu ve rahat yaşamayı komünizmde, birileri sosyalizmde ve birçok izmler de aramış, maalesef hiç birinde aradığı mutluluğu bulamamıştır.

Zira bu akımların savunucuları, ağa babaları keselerini, kasalarını doldurmuş, en güzel arabalara binmiş, hayal edemeyecekleri gibi lüks yaşamış, savundukları iyi niyetli insanlara tepeden bakmışlardır.

Maalesef insanlığı, medeniyeti, temizliği, sosyal adaleti öğrettiklerimize özenir hale geldik.

Akılı insanlar dostlarını ve doğru yolu seçmesini bilenlerdir.

Huzuru, güzellikleri, mutluluğu ve sosyal adaleti uzaklarda aramaya gerek yok.

Bizim dinimizin önderi sevgili Peygamberimiz HZ MUHAMMET SAV’in öğütlerini dinler, gösterdiği huzurlu, temiz, berrak yoldan gidersek sonu belli olmayan yollardan kurtuluruz.

Bizim dinimizin önderi 1400 küsur yıl önce PAYLAŞMAK GÜZELDİR diyerek yardımlaşmayı önermiştir.

Sevgili peygamberimiz ‘KOMŞUSU AÇKEN TOK YATAN BİZDEN DEĞİLDİR’ buyurmuş.

Zekat müessesesini kurmuş, sosyal adaleti tesis etmiş, fakirle zengin arasındaki arayı kapatmıştır.

‘VEREN EL ALAN ELDEN HAYIRLIDIR’ diyerek çok çalışmayı, çok kazanmayı, insanlarla yardımlaşmayı özendirmiştir.

Yaradan’ımız ‘Kullarıma vermekle malınız azalmaz bilakis artar’ buyurmuş sıkıntıda, bunalımda olanlara yardımcı olmamızı emretmiştir.

‘Zorda olan kardeşlerinizin yanında olun, bende sizin yanınızda olayım. Siz bir verin, bende size bin vereyim’ demiştir.

Allah’ımızın sözüne güvenmeyip kime güveneceğiz.

Verende alanda o değil mi?

Kırk yıl, elli yıl size mal verip, kırk saniyede depremlerle alan ve kullarını imtihan eden o değil mi?

Kimin malını kimden kıskanacağız. EMANETÇİ DEĞİL MİYİZ?

Sana kırk vermiş, kırkta birini muhtaç yakınlarına ve din kardeşlerimize vermemizi istemiş,

‘Kuluma yakın olan bana yakın olur’ buyurmuştur.

Dostlarım yetimin, fakirin, akrabanın, çoluk çocuğunuzun, eşinizin, dostunuzun, komşunuzun, emekçinizin gönlünü alın, başını okşayın, sırtını sıvazlayın HUZUR BULURSUNUZ.

SEVGİYİ, HUZURU PAYLAŞMAK GÜZELDİR.

On bir ayın sultanı mübarek Ramazan ayınız tüm Müslüman alemine kutlu olsun.

Sağlıklı, Covid19’suz günlerin gelmesine vesile olsun.

Sevgi, saygı ve hürmetlerimle.

 

Devamını Oku

Dost acı söyler

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Atalarımız bir musibet bin nasihatten evladır demişler.
Dostlarım şapkamızı önümüze koyup aklıselimle düşünelim.
Yaratanımızın bizlere ibret için verdiği musibetlerden dostlarımızın, büyüklerimizin, bizim iyiliğimiz, selametimiz için söylediği nasihatlerden nasibimizi alıyor muyuz?
Yoksa bu dertler, sıkıntılar bizi kesmedi. Daha beterlerini mi bekliyoruz.
Nitekim bu korona musibeti de felaketlerden nasibimizi almadığımızdan mıdır?
DÜZCELİME NE OLDU?
Asrımızın en büyük iki deprem felaketlerini yaşadık.
O günlerde araba içlerinde, çadırlarda, yirmi m2 prefabriklerde, yaşamak zorunda kaldığımız, en yakın dostlarımızı, yakınlarımızı kaybettiğimiz o kabuslu günleri ne çabuk unuttuk.
Bu kadar olaylardan ibret almamız, kenetlenmemiz gerekirken yerle bir olmuş hayallerimiz, emeklerimiz, istikbalimizi tekrar canlandırmamız gerekirken biz ne yaptık?
Mallarımızı, mülklerimizi, imkanlarımızı kaybedince önce bazı aileler ZAYIF HALKALAR koptu.
Tarihimizde görülmemiş boşanmalar, ayrılmalar, aile parçalanmaları oldu… Çocuklar analı babalı yetim bırakıldı.
Çoğu kişiler nikahta imzaladıkları İYİ GÜNDE, KÖTÜ GÜNDE, HASTALIKTA SAĞLIKTA, VARLIKTA YOKLUKTA, YAŞLILIKTA birlikte olma ahitlerini unuttular.
Sabredip boşanmayanlarda sevgisini, saygısını ilgisini yitirdi.
GEREKSİZ KAPRİSTLERLE sevdiklerini kendisinden uzaklaştırdı.
Düzce’miz depremler sonrası vilayet il oldu.
Geçen yirmi yılda onlarca vali değişti. Çevremizdeki iller devlet ve millet imkanlarını iyi kullanıp aya giderken, maalesef biz Düzceliler yaya kaldık.
Yirmi senemiz seçilmişler, atanmışlar kaprisi, kapışmalarıyla geçti.
Bir şeyler yapıldı, yapılıyor da ama yeterli değil.
Cennet Düzce’miz daha çok güzelliklere layık.
Üst üste gelen felaketler, krizler, musibetler en büyük darbeyi Düzceli esnafımıza vurdu.
Maalesef bazı basiretsiz, vefasız idarecilerimiz, bürokratlarımız ve hemşerilerimiz yüzünden KENDİ MEMLEKETİMİZDE GARİP KALDIK.
Hasbelkader mülkü, dükkanı, dairesi olan dostlarımızın da merhameti kalmadı.
ELE YABANA üçe verdiği dükkanını hemşerisine beşe verdi.
İstanbul Caddesi’ndeki dükkanlar, mağazalar altınla değerlendirilir oldu.
Allah bu ya, çoğu yabani esnaf gece yarısı malını toplayıp kirasını, elektriğini, suyunu ödemeden kaçtı gitti.
Kasaba Üskübü pirinci dururken, Midyat’a Tosya’ya pirince giderken, evindeki bulgurdan oldular… LAYIKLARINI BULDULAR.
Bazı esnaf ve ticaret kuruluşlarımız asli görevi olan Düzce esnafının sorunlarıyla ilgileneceğine, esnafımızın canına ot tıkayan, binlerce esnafımızın işini bitiren YABANİ, VAHŞİ, KAPİTALİST büyük balıklara şehrin en güzel yerlerini tahsis etmenin yarışına girdiler.
Sonrada üye aidatlarını nasıl alırız tasasına düştüler.
VERMEDEN ALMAK YARADANA MAHSUSTUR…
Son zamanlarda eline mızrağı alan Donkişot’luk yapıyor.
Mızrağı dostunun, iş yapacak idarecisinin gözüne, bağrına sokmanın hazzını yaşıyorlar.
Dostlarım atışında bir sınırı var. Fazla gereksiz atarsanız namlunuz şişer, maazallah geri teper bizi sevmediklerimizden edersiniz.
Dostlarım Bolu bürokratını, seçtiklerini sonuna kadar tutuyor, koruyor. Yöneticisinin, idarecisinin arkasında duruyor.
Biz DÜZCELİLER ne yapıyoruz.?
Vatanımızda bakanlık yapmış çok büyük başarılara imza atmış, Düzce’mizi çok güzel yerlere getireceğine inandığımız Bakanımız, başkanımızın yollarına taş koymaya çalışıyorlar.
BOŞUNA UĞRAŞMAYIN SU YOLUNU BULUR.
İT ÜRÜR KERVAN YÜRÜR.
İNANIYORUZ DÜZCEMİZ ÇOK GÜZEL OLACAK.
Sevgi saygı ve hürmetlerimle

Devamını Oku

Düzcemize yanlış teşhis

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dostlarım mesleğimiz işimiz gereği her kesimden insanlarla tanışmak ve görüşmek imkanımız oluyor.
Bu tanışma ast ve üst kademelerdeki bürokratlarla da oluyor.
Geçen aylar yeni tayin olan bürokratımızda sağ olsunlar bizi tercih etmişler.
Kendilerine evlerinin ihtiyacı olan mobilyalardan verdik.
Nede olsa bize AHŞABIN EFENDİSİ DERLER.
Düzce’mize hizmet için gelen iyi niyetli büyüklerimiz bürokratlarımız görevlilerimizden kar etmeyi düşünmeyiz. Ürünlerimizi maliyetine kar etmeden veririz.
Zira onlar gecesini gündüzünü Düzce’mizin huzuru için harcarlar.
Vermeden almak Yaradan’a mahsustur.
Sayın bürokratımız ürünlerini seçerken telefonu çalar. Geldikleri yöreden yakın arkadaşı aramaktadır.
Aralarındaki konuşmada Düzce’deki olaylardan ve asayişten bahsedilir ve olayların çokluğundan kendilerine ve işlerine zaman ayıramamaktan yakınılır.
Yerden göğe kadar haklıdırlar sayın bürokratımız.
Düzce’mize yeni geldiniz hoş geldiniz sefalar getirdiniz.
Ben yetmiş küsur yıldır bu memleketin ekmeğini yemiş suyunu içmiş nimetlerinden yararlanmış güzel günlerini de çilelerini de yaşamış sade bir vatandaşım.
Sizlere Düzce’mizin geçmişinden bahsedip hakkımızdaki tahlillerinizi ona göre yapmanızı rica edeceğiz.
Düzce’miz konum olarak yurdumuzun ve Dünyanın en güzel bölgesinde.
Yeşili ve doğal güzellikleri en bol olan Türkiye’nin en genç ili 81
Toprağı verimli, ulaşımı son derece kolay. ANKRA İSTANBUL’un ortasında. Denizi, gölleri, ormanları, yaylaları ve her şeyden önce dürüst çalışkan, mert, delikanlı insanıyla tanıyınca bırakıp gidemeyeceğiniz cennet köşesi.
Nitekim emekli olan binlerce memur, amir bürokrat ev ve arsa almış Düzce’mize yerleşmiş hemşerimiz dostumuz olmuşlardır.
Diyeceksiniz ki öyleyse bu kadar olay neden.
Anlatayım efendim.
Güzelin düşmanı çok olur. Bu kadar güzelliklerin olduğu yere göçte çok oluyor.
Memleketinde düşmanı olan, vukuatı olan, karanlık geçmişini temizlemek için tabiri caizse ipini koparanlar ve ülke değiştirenler soluğu Düzce’mizde alıyor.
Hükümetimizin çıkardığı teşvik yasasıyla da yapılan fabrikaların kokusunu alanlarda Düzce’mize akın etmeye başladı nüfus yoğunluğu oldu… Düzce nüfusu dörde katladı.
Korona belasının çoğalmasına da düğün ve cenaze merasimlerine sık sık gidip gelmeleri yeşil olan hastalığın ve olayların çoğalmasına sebep oldu.
Atalarımız AÇ KÖPEK FIRIN YIKAR demişler. Olayların bu kadar artmasının sebepleri bunlardır.
Sayın bürokratımız sivil kıyafetle yerli esnafımızı ve aileleri gezin göreceksiniz Düzce’nin DELİKANLILARIN HARMAN YERİ olduğunu.
Adımız yıllarca kötüye çıktıysa bunun sebebi ÖZ DÜZCELİLER değildir.
Bir sepet elmada üç beş kurt çürük çıkabilir. Halkımızla, bürokratımızla, emniyetimiz jandarmamızla kurtları ve haşaratları temizleyeceğiz inşallah.
Yeter ki birbirimize güvenelim ÖZ Düzceliyle irtibatı koparmayalım.
Beyler Düzce’yi hırçın yapan adını dokuza çıkaran anlayışsız ve hoşgörüsüz idarecilerdir.
Lütfen birbirimize hoşgörülü olalım KARDEŞ gibi geçinelim.
Mehmet Akif haksızlıklar karşısında ne güzel söylemiş.
YUMUŞAK BAŞLI İSEM KİM DEMİŞ UYSAL KOYUNUM
KESİLİR BELKİ AMA ÇEKMEYE GELMEZ BOYNUM.
Düzcelim vatanına milletine idarecilerine sevgide saygıda kusur etmez. BU BÖYLE BİLİNE.
İnsanlar Sivaslı, Erzurumlu, Trabzonlu, Rizeli, Edirneli, Konyalı, Tonyalı olabilir.
Eğer zor günlerimizi bizimle paylaştılarsa onları bağrımıza basar ÖZ DÜZCELİLER olarak kabul ederiz.
Adam olmayanlar yediği kabı kirletenler yurduma ve Düzce’me ihanet edenler.
İster marstan ister Kastan gelsin nazarımızda insan değildirler…
Burhan Tutkun Sevgi saygı ve hürmetlerimle.

Devamını Oku

BELMEK el emeği göz nuru demek

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sanatı ve sanatkarı sever ve değer veririm.

Hayrullah Altay, Harun Agah Altay, Turgay Cihangir Kuzey, Erdoğan Tutkun gibi sevdiğim değer verdiğim birçok dostlarım var.

SANAT ALTIN BİLEZİKTİR.

Sanat ve sanatkardan mahrum milletler yok olmaya mahkûmdur der ATATÜRK.

Sevgili Peygamberimiz HZ MUHAMMET (SAV) çalışanın ve sanat erbabının hakkını, alnının teri kurumadan veriniz diyerek sanata ve sanatkara verdiği değeri göstermişlerdir.

Yıllardır sanata ve sanatkara yakınlığı ile tanıdığım İKNUR BAHAR hanımefendinin BELMEK’te koordinatör olduğunu öğrendim.
Kahvelerini içmek ve BELMEK hakkında bilgi almak için kendilerini ziyarete gittim.

Ayşegül Mazlum hanımefendiyle de tanıştık. Misafirperverliklerine teşekkür ederim.

Eski film platosu binasındaki kursiyerleri görünce mutlu oldum.
Düzce’miz için gururlandım.

Arıbeyi hocalarının nezaretinde bal arıları gibi heyecanlı çalışmalarına, gayretlerine hayran kaldım.

Pasta atölyesinin ikram ettikleri çikolatalı kurabiyeyi afiyetle yedik. Emeklerine sağlık.

Düzce Belediyesi meslek edindirme kursları BELMEK üç farklı merkezde gerek hobi kursları olmak üzere gerekse meslek edindirmeye yönelik iş hayatına artı avantaj sağlayacak destekleyici kurslarıyla KORONA süreci içinde gerekli önlemlerle birlikte vatandaşa hizmet sunmaya devam ediyor.
BELMEK Düzceli vatandaşlara hizmet için Mefruşat, Özgür gitar, Bağlama, İğne oyası, Telkırma, El nakışı, Pasta, Yemek, Diksiyon, Drama, İngilizce, Almanca,Kur’an-ı Kerim, Osmanlıca, Arapça, İşaret dili, Değerler eğitimi, Karikatür, Çömlek, Seramik, Çini, Fotoğrafçılık, Modalistlik, Okuma yazma, Geri dönüşüm, Hat, Tezhip, Minyatür, Sahne sanatları, Resim, Giyim, Kemane, Yönetici asistanlığı, Kemençe, Çeyiz hazırlama gibi kurslarıyla, merkezde eski film platosu, Belediye binası, Kültür Müdürlüğü, Aile ve Yaşam Merkezi, Konuralp Akçakoca hizmet binası olmak üzere beş farklı alanda eğitim vermekte.

Sevdiğim bir atasözü var

BALIN GÜZEL OLSUN ALICISI BAĞDATTAN GELİR.

Sevgili gençler, bayanlar, baylar, Belediyemizin sunduğu bu güzel hizmetlerden yeteri kadar yararlanın.

BU GAYRETLERİNİZ BELKİDE HAYATINIZIN DÖNÜM NOKTASI OLUR.
Türk genci zekidir, çalışkandır. İmkanlar verilince yapamayacağı, başaramayacağı hiç bir şey yoktur.

Nitekim Türk savaş sanayiinin gözbebeği SİHALAR, İHALAR, TANKLARI icat eden, Azerbaycan, Ermenistan savaşına yön veren, Suriye, Libya, Irak sınır hatlarımızı koruyan Türk gençlerinin kendilerini kanıtladığı efsane icatlarıdır. Bu günlerde İstanbul Atatürk Hava Alanında yapılacak icatlarda Türk gencini ve milletini gururlandıran gelişme ve çalışmalardır.
Devletimiz yetenekli azimli gençlere ve hanımlara, şartları uygunsa çok avantajlı kredi ve hibeler veriyor.

Örneklerini televizyon haberlerinde sıkça görmeye başladık.
Bayanların ve genç yeteneklerin başarılarını hayranlıkla tadir ediyor, izliyoruz. Türk gençlerine güvenelim. Dünyanın düzenini değiştirsinler. Düzce BELMEK irtibat 0 380 514 45 34. Sevgi saygı ve hürmetlerimle…

Devamını Oku

Vahşi kapitalizm

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dostlarım, çocukluk ve gençlik yıllarımızda Düzce’mizde bakkal Mehmet, pirinççi Yaşar, zeytinci Mustafa, terzi Vahit, kunduracı İrfan, gömlekçi Ahmet, zücaciyeci Nusret, manav Burhan, kasap Alim, pastacı Abdi efendiler vardı. Bir çok ticaret ve zanaat erbabı, kentin eşrafı, esnafı, itibarlı insanları vardı.
Belediye meclisinde, sivil toplum kuruluşlarında, beldenin sözü, nazı geçen, kentin hakiki sahipleriydi onlar.
Onlar parası olmayana kredi sağlar, OLUCA VERİRSİN derler. Kara kaplı defterlerine not alırlar, ne kredi kartı, ne senet, ne çek, ne faiz talep ederlerdi.
O günlerde anaya babaya, büyüğe, ustaya, öğretmene, işverene, işçiye, zengine fakire sevgi saygı vardı.
O YILLARDA PARA KITTI AMA İNSANLIK ZİRVEDEYDİ.
Dostlarım o güzel, mutlu, huzurlu, saygılı, sevgili, seviyeli günlerden bu günkü sevimsiz, acımasız, günlere nasıl geldik.
Sokağa, caddeye çıkınca dik yürüyen, çevresine gülücükler atan, gururlu, mağrur esnafımıza, sanatkarımıza ne oldu?
Vergisini, sigorta primlerini, esnaf kuruluşlarına aidatını, elektriğini, suyunu ödeyemeyecek çaresizliğe nasıl düşürüldü, kim düşürdü?
Bunun sebebini başka yerlerde aramayın.
Esnafı, orta direği çaresiz yapan, kırk bin, elli bin çeşit mal satan, on bin birinci marketini açmakla övünen, milyonlarca sanatkarı, esnafı işinden, gücünden eden, gözlerini toprak doyurası VAHŞİ KAPİTALİSTLERDİR.
Esnafım, sanatkarım bu doyumsuzların yüzünden evlatlarını okutamaz, evlendiremez, mürvetlerini göremez durumlara düşmüştür.
Sağ olsunlar idarecilerimiz, bürokratlarımız, ticaret ve esnaf kuruluşlarımız, bu aç gözlülerin palazlanmasına, küçük esnafın ezilmesine, sanatın ve sanatkarın yok olmasına elbirliği ile göz yummuşlar, çaresiz bırakmışlardır.
ELLERİNE, BİR TARAFLARINA KINA YAKSINLAR.
Türk milletinin önderi Mustafa Kemal Atatürk ‘SANAT VE SANATKARDAN MAHRUM MİLLETLER MAHFOLMAYA MAHKÜM OLURLAR’
diyerek sanat ve sanatkarı övmüş, desteklemiştir.
Atatürkçülüğü kimseye bırakmayan bazı bürokratlarımız, idarecilerimiz, esnaf kuruluşlarımız şehrin ana merkezlerini altın tepsiyle YABANİ KAPİTALİSTLERE sunmuşlardır.
Hemşerisinin çaresizliğini göremeyecek kadar kör yada nankör olmuşlardır.
Yeniliğe, ilerlemeye, kalkınmaya karşı değiliz.
Ülkeme istihdam sağlayan yatırımcının, sanayicinin gerekirse ellerini öperiz.
Onlar ülkemizde ve Dünyada bayrağımızı ve itibarımızı göklere çıkarmış, ihracatımızı iki yüz milyarlara çıkarmışlardır.
Bizim isyanımız, itirazımız ORANTISIZ GÜÇ kullanarak milyonlarca esnafımızı, sanatkarımızı güçsüz, çaresiz bırakanlaradır.
Kabadayıları, mafya babalarını, paşaları, soyguncuları, spor yöneticilerini, hain gazetecileri gözetime alan devletimizden, emniyetimizden, yargımızdan haksız yere insanları ezen, sömürenlerden de hesap sormasını, mağdurları korumasını diliyor, devletimizin kapitalist acımasız bazı para babalarına da ulaşmasını bekliyoruz.
Gücü ellerine geçiren, doyumsuz, menfaatinden başka bir şey düşünmeyen, fakir, dar gelirli düşmanları meydanı boş bulunca keyiflerine göre fiyatlarla oynamakta, kanunları hiçe saymaktadırlar.
TOPRAK GÖZLERİNİ
DOYURSUN…
NE ZENGİNİ TOK NE FAKİRİ AÇ GÖRDÜM…
DOSTLARIM DERT SÖYLETİR AŞK AĞLATIR…
Saygı sevgi ve hürmetlerimle

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.