h Dolar 8,7540 %0.21
h Euro 10,3906 %0.21
h Tam Altın 7.964,86 %0,15
h BIST100 1.391,06 %-1.63
a İmsak Vakti 02:00
Düzce 21°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
BURHAN TUTKUN

BURHAN TUTKUN

14 Haziran 2021 Pazartesi

Yurtta sulh Ciharda sulh

Yurtta sulh Ciharda sulh
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Fatih Sultan Mehmet 1453’te, bundan 558 yıl önce 22 yaşında İstanbul’u fethedince İstanbul’da yaşayan gayrimüslimler paniğe kapılarak akıbetlerinden korktular.

Bunu gören genç Sultan Mehmet, ileri gelen akil adamlarıyla toplantı yaparak tedirginliklerini gideren bir konuşma yaptı.

‘Kardeşlerim İstanbul bundan sonra hepimizin. Herkes inancına göre yaşamakta serbesttir. İsteyen camisine, isteyen kilisesine, havrasına gidebilir’ diyerek dinde zorlamanın olmadığını bildirdi.

Mallarının, mülklerinin namuslarının devlet garantisinde olduğunun müjdesini verdi, Türk’ün büyüklüğünü gösterdi. Gelecek nesillere örnek oldu,  yüzyıllardır kardeş gibi sulh ve sükûn içinde özgürce yaşandı.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’te insanları ekonomik ve sosyal yönden perişan eden iç ve dış savaşlardan sonra şu tarihi demeci verdi

“YURTTA SULH CİHANDA SULH”

Büyük Önder biliyordu ki huzur ve sükûnun olmadığı Dünyada ve ülkemizde gelişme, ilerleme, büyüme ve müreffeh Türkiye olmaz. Sosyal adalet sağlanamaz.

Maalesef Atatürk’ten sonra vatanımız, memleketimizde huzur günden güne bozuldu, ne iktidar olanlar muktedir oldu, ne muhalif olanlar adil muhalefet yaptı.

Türk gençliği sağcı, solcu, ilerici, gerici, inananlar alevi, sünni, ocu, bucu diyerek parçalara bölündü. Ordumuz ihtilallere, muhtıralara mecbur edildi. Ülke ekonomisi ve demokrasi sekteye uğratıldı.

Kendilerini aydın, ilerici, Atatürkçü olarak lanse edenler Atatürk’ün “Yurtta sulh Dünyada sulh” çağrısına uymaya gayret ve azmeden inançlı milliyetçi insanlara akla hayale gelmeyen iftiralar attılar.

Atatürk karşıtı gösterdiler.

Hz Mevlana’nın, “OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN..GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL” öğüdüne ters düştüler.

Dostlarım hata yapanları yeri gelince uyaracağız. Muhalefet edeceğiz, seçimlerde haddini bildireceğiz. Ama yüzyıllardır dökülen kardeş kanını durdurmaya çalışan, ekonomimizi felç eden kargaşayı ve anarşiyi önlemeye gayret eden, sınır komşularımız ve vatandaşlarımızla sulh ve barışa kendini adayanlara da karşı çıkmayalım. Hatta destekleyelim.

Atalarımız ‘Komşu komşunun külüne muhtaç’ demişler.

Türkü Türke, Müslümanı Müslümana, bizi birbirimize kırdırıp, güçsüz bırakmak isteyen iç ve dış düşmanlarımızın oyununa gelmeyelim.

Dostlarım, kardeşlerim ateşe suyla gidilir, benzinle gidilmez.

Devletimizin, hükümetimizin başlattığı, yurtta ve cihanda barış çabalarına lütfen sizde katılın.

Vatanımızın, ülkemizin kalkınmasında kullanacağımız imkanları, paraları birbirimizi kırdırmak, öldürmek için kullanmayalım.

Genç fidanlarımızı kurutmayalım. Evlatlarımızı yetim, hanımlarımızı dul, ana babaları evlat acısıyla yaşatmayalım.

Askerimizi, jandarmamızı, öğretmenimizi şehit eden, polisime, askerime silah sıkanlara müsamaha etmeyin, sahip çıkmayın.

Bir avuç soysuzun oyuncağı olup, huzurumuzu bozmalarına zemin hazırlamayın.

Ecdadımız ve Büyük Önder Atatürk’ün ebedi istirahatinde huzurlu olmalarını istiyorsak Mustafa Kemal Atatürk’ün arzusunu yerine getirelim…

YURTTA SULH…CİHANDA SULH…

Saygı sevgi ve hürmetlerimle.

 

Devamını Oku

Mutluluğa giden 3 basamak

Mutluluğa giden 3 basamak
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MUTLULUĞA GİDEN ÜÇ BASAMAK,

DUYMAK, ANLAMAK VE SEVMEK…

Dostlarım yazar Gülay Atasoy’un yıllar önce kaleme aldığı güzel bir yazısı elime geçti. Gençlere yol gösterici bir yazı olduğu için sizlerle paylaşmayı uygun buldum. Beğeneceğinizi umuyorum.

Genç kadın sızlanıyordu. Eşim ne beni duyar, ne anlar ne de sevdiğini dile getirir.

Kendine ait bir dünya kurmuş orada tek başına yaşar. Sonra da bana ‘Hiçbir şeyden mutlu olmayan kadınsın’ deyip işin içinden çıkar.

Evet, evlilikte mutluluğa giden üç basamak vardır.

Duymak – Anlamak – Sevmek…

Duymak, insanı anlamak basamağına, anlamaksa sevmek basamağına çıkarır.

Nasıl ki dilsiz ve sağır insanın dilini bilemediğinizden duyamazsınız. Duymadığınız için de anlayamazsınız.

Eşler de birbirlerinin beklentilerini duyup cevap veremezse eşin, sürekli ‘Beni anlamıyorsun’ diye sızlanmasına zemin hazırlar.

Böyle bir eş, eşinin sadece madde boyutunda yanında olur. Ruh boyutunda ise yalnız bırakır. Ruh dünyasının gereksinimlerini yerine getiremez.

Anlaşılmadığını düşünen eş ise kendisini yalnız hisseder. Yalnızlığın başladığı evlilikte ise ciddi problemler ortaya çıkar.

Eşler birbirlerini çok sevse bile birbirlerinin beklentilerinin ne olduğunu anlamadıkları için ‘Neden beni anlamıyorsun, anlamak istemiyorsun’ tartışmaları arasında sevgileri de buz keser.

Birbirlerini anladıklarında, beklentilerine cevap verdiklerinde aralarındaki tartışma kalkar. Anlayış güneşi sevgi buzunu çözmeye, anlayış ateşi sevgi aşını pişirmeye başlar.

Genelde birbirleriyle anlaşamayan eşler, ayrı ayrı fert olarak mükemmel insanlardır. Fakat eş olarak bir araya geldiklerinde birbirleriyle anlaşamaz, hatta ayrılırlar.

Prof. Nevzat Tarhan’ın çok güzel bir tespiti var. Aileyi orkestraya benzetir. Eşlerin her biri çaldıkları enstrümanı tanır, bilir ve dilinden anlayarak çalışırsa, o orkestrada uyum olur.

Aksi halde ortaya kulakları sağır eden bir ses çıkar. Ki böyle bir orkestranın olduğu ortamda bulunanlar orayı terk eder.

İşte ayrı ayrıyken mükemmel olan ama bir araya geldiklerinde anlaşamayan çiftler, kendilerini o orkestranın bir parçası olarak kabul etmez. Çalacağı enstrümanın diğer enstrümana uyum sağlaması gerektiğini anlamadan bildiği gibi çalar.

O zaman da eşler arasında uyum olmaz. Her kafadan bir ses çıkar. Aile curcunaya döner. Ve birlik beraberlik de bozulur.

Demek ki evlilikteki mutluluk formülü – Duymak – Anlamak -Sevmektir – Bu formül evlilikte Biz duygusunu harekete geçirir.

Eşler, “Bizim evimiz, bizim çocuğumuz, bizim aşkımız, bizim sevinç ve kederimiz” diye düşünür.

Aksi halde eşlerin “Ben seni dinlemek zorunda değilim. Çünkü ben bilirim. Beni böyle sev” düşüncesi oluşmaya başlar.

Ben duygusunun hakim olduğu ailede despot bir kral ve uyulması gereken kurallar vardır. Aile bireyleri o kurallara uymak zorundadır. Uymayan anında cezalandırılır.

Eşler Biz dediği zaman ise katı kuralların hakim olduğu despot baskı ortadan kalkar. Paylaşım başlar.

Paylaşımın olduğu yerde ise huzur, saadet ve mutluluk vardır. Çünkü

SIKINTILAR PAYLAŞTIKÇA AZLIR.

SEVİNÇLER PAYLAŞILDIKÇA ÇOĞALIR.

Sevgi saygı ve hürmetlerimle…

Devamını Oku

Burhan amcadan dost reçetesi

Burhan amcadan dost reçetesi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünyayı etkisi altına alan COVİT19 belası maalesef vatanımızda etkisi altına aldı.

Tedbir için devlet tarafından alınan kararlar ister istemez hepimizi etkiliyor.

Kurallara uyarsak inşallah bu musibetten de kurtulacağız.

Son günlerde sevindirici haberler geliyor.

TEDBİR KULDAN TAKDİR ALLAH’TAN.

Dostlarım sitreste, sıkıntıda, bunalımda iseniz lütfen beni dinleyin.

Doktor doktor dolaşıp, avuç avuç ilaç, paket paket sigara kullanmayın.

ZEHİRDEN ŞİFA OLMAZ.

Sigara tüm şer yolların ilk basamağıdır.

Sizlere âcizane tavsiyem.

Sabahları erken kalkın,

EN TEMİZ HAVA SEHER VAKTİ HAVASIDIR.

Mümkünse bir iki saat toprakla uğraşın. Tabiatla, yeşilliklerle kucaklaşın.

Kuşların nağmelerini dinleyin, yürüyüş, spor yapın.

Bisiklete binin, ıslık çalın, bildiğiniz şarkıları, ilahileri mırıldanın.

Kedi, köpek, kuş besleyin, balıklarla oyalanın, bir şeyler yazın, doğanın, tabiatın resimlerini çizin, çekin.

Yetimin, fakirin, fukaranın, garibin, hısımın, akrabanın, komşunun gönlünü alın, başını okşayın, sırtını sıvazlayın.

HUZUR BULURSUNUZ.

Az yiyelim, az konuşalım. AZ YE ŞİŞMAN OLMA, AZ KONUŞ PİŞMAN OLMA.

Ailenizle, insanlarla, çocuklarınızla hoş geçinin.

Kendinize zaman ayırın.

Yaradan’ımızın bizler için yarattığı güzellikleri yerlerinde görelim.

Hiçbir şey yapamıyorsak balkonumuza üç beş çiçek dikelim.

Göreceksiniz kısa zamanda kendimizdeki değişikliği.

Eğer bunların hiç birini yapamam diyorsanız, öbür alemdeki yerinizin hayırlı olmasını dileyin.

Hayatta hiçbir şey, hiçbir kimse için üzülmeye değmez.

Mal, mülk her şey yerine gelir.

Sağlık, sıhhat gitti mi bir daha yerine gelmez.

Dostlarım her yemekten sonra ŞÜKÜR HAPINI, HUZUR ŞURUBUNU, ömür boyu kullanmayı unutmayalım.

Düşmemeye gayret et. Düşenin dostu olmaz.

Tedbir kuldan takdir Allah’tan…

ÜZÜNTÜYÜ BIRAK YAŞAMAYA BAK…

Sevgi saygı ve hürmetlerimle…

 

Devamını Oku

56. gurur yılımız

56. gurur yılımız
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sevgili dostlarım bugün sizlere TUTKUN MOBİLYA’NIN acı tatlı 56 yıllık serüvenini anlatacağım.

Değerli ağabeyim Nihat Tutkun ilk okulu bitirince 1955 tarihinde Düzce’mizin bölgemizin ün yapmış mobilya ustalarından HALİM USTA’nın yanında 66 yıl önce çıraklığa başladı.

Bende o yıllar ilkokula giderken tatillerde ağabeyimin çalıştığı Karadeniz mobilya Halim ustanın yanında çıraklığa heveslendim başladım.

Halim ustamın mekanı cennet olsun beni çok severdi. Benim gibi yüzlerce usta yetiştirdi Düzce’mize ve bölgemize.

Ustam beni çok severdi. İlkokulu bitirince 1959 yılında bende mobilya çıraklığına başladım.

Altı yıl çıraklıktan sonra ağabeyim askerden gelince ustamızın izin ve rızası ile TUTKUN KARDEŞLER adıyla Cedidiye camiinin yanında küçük bir atölyeyle imalata başladık.

O yıllar soy adımız TUT idi. Müşterilerimizin isteği, telkiniyle soyadımızı TUTKUN yaptık.

Çok şükür titizlikle ve sabırla, sadakatle işimize sahip çıkarak TUTKUN MOBİLYA’YI Batı Karadeniz’de marka yaptık.

Övünmek gibi olmasın bilare dostlarımız müşterilerimiz AHŞABIN EFENDİSİ lakabını taktılar. İnşallah layık olmuşuzdur.

Ağabeyim Nihat Tutkun ile 20 yıl birlikte çalıştık.

1985 yılında ağabeyimin uygun görmesiyle, isteğiyle işlerimizi ayırdık.

Bende BUTHAN TUTKUN mobilya olarak yoluma devam ettim.

Atatürk bulvarında kendi binamız olan TUTKUN APARTMANI altındaki mağazamızda 14 yıl hevesle şevkle çalıştık.

1999 Marmara ve Düzce depremlerinde mevlam 35 yılda verdiğini biz aciz kulunu imtihan için elimizden 35 saniyede geri aldı.

İşimizi, istikbalimizi, evimizi ve dost zannettiklerimizi kaybettik.

Yaratanımıza inancımız ve sabrımız sayesinde, O VERDİ O ALDI diyerek 15 çileli ve zor yıldan sonra mevlam yüzümüz güldürdü. YÜRÜ YA KULUM dedi.

Bizde hanımımın, evlatlarımın sabrı, desteği ve gayretleriyle el birliğiyle TUTKUN’luğumzla bu günlere geldik ELHAMDÜLİLLAH.

Mevlam sevdiği kulunun eşeğini kaybettirir, sonrada buldururmuş. SEVİNSİN, ŞÜKRETSİN diye.

Dostlarım bu günlerde Yaratanımıza hamt olsun TUTKUN mobilyayı küllerinden yeniden doğmasına Yaratanımızın lütfuyla gayret ettik.

Bizlere bu günleri gösteren Yaratanımıza ne kadar hamt etsek ve vefalı Tutkun dostlarımıza ne kadar teşekkür etsek azdır.

Bizi TUT İKEN TUTKUN yapan dost ve müşterilerimize minnettarız.

Tutkun mobilya bayrağını sevgili eşime ve değerli evlatlarıma gururla bıraktıktan sonra mevlamın takdir ettiği ömrü sağlıkla, huzurla tamamlamayı arzuluyorum.

Tutkun Mobilya çizgisinden ve kalitesinden hiç bir şey kaybetmeden hizmetine devam etmeyi hedefliyor.

Çok şükür evlatlarımda birbirine ÇOK TUTKUN’LAR.

56 yıldır iyi ve kötü günlerimizde bizleri yalnız bırakmayan sadık, vefalı dost ve müşterilerimize ne kadar teşekkür etsek azdır.

Sağ olun, var olun. Allah’ım yokluğunuzu göstermesin TUTKUN DOSTLARIMIZ.

Sevgi saygı ve hürmetlerimle…

 

Devamını Oku

Biri yer biri bakar

0

BEĞENDİM

ABONE OL

BİRİ YER BİRİ BAKAR KIYAMET ONDAN KOPAR

Devletleri, milletleri ayakta tutan ORTA DİREKTİR. Orta direğe çok özen göstermeliyiz. Orta direk çökerse maazallah devletler, milletler çöker. Çevremizdeki ve Avrupa’daki devletlerin ekonomik durumlardan karışması ve çökmesi, dini, siyasi durumlardan çok ekonomik durumlardan, halkın çaresizliğinden, bir arayış içinde olmalarındandır. Onların dertleri devlet başkanları, liderler değil geçim derdidir. Adaletsiz yönetim ve haksız kazançların isyanıdır. Milletin yüzde seksenleri orta halli, orta direk diye tabir edilen, zor geçinen ay sonunu iple çeken kesimdir. Ülkemizde de bu böyledir. Devletimiz, hükümetimiz ihracatımızı ikiyüz milyar dolarlara getirdi. Köprüler, tüp geçitler, oto yollar, yüksek hızlı trenler, ulaşımdan iletişime, eğitimden iskana kadar tüm ihtiyaçlarımızı karşıladılar, karşılıyorlar. Yapılan tüm hizmet ve güzellikler için kendilerine müteşekkiriz. Yalnız, gözden kaçan bir kesim var ORTA DİREK. Evet dostlar bu kadar olumsuzlukların yanında orta direği eğri. Zengini süper zengin, fakiri asgari ücretle geçinmeye, ay sonunu iple çekmeye çalışan, gözleri kapılarda, icracı mı polis mi gelecek diye endişeyle yaşamaya çalışan bir kesim. Yıllarca bu ülkeye yüzlerce sanatkar, usta yetiştiren, zamanında Türkiye ekonomisini bu günlere getiren sanatkarı, esnafı, gözü doymaz ‘KAPİTALİST’lere yem eden, ekmeğinin elinden alınmasına göz yuman bir ülke. Yaptığınız hizmetlere teşekkürler sayın devlet büyüklerimiz. Hep havada uçanları değil, birazda yerlerde sürünenleri görün lütfen. Eğer bu devlete kendini adamış, vatan aşkıyla yanmış, çaresiz esnafım, sanatkarım mağdur olur, elli, atmış, yetmiş yaşından sonra çaresizlikten ceza evlerine düşer, çoluğu çocuğu perişan olursa, bu ayıp o çaresiz esnafın, sanatkârın, ORTA DİREĞİN değil devletimizin, hükümetimizin ayıbıdır. Sayın devlet büyüklerimiz, pandemi döneminde çaresiz esnaf ve sanatkarlarımıza yeteri kadar sahip çıkın. Onları ayakta tutun. Onlarda sizleri ayakta tutsunlar. BİRİ YER BİRİ BAKAR KIYAMET ONDAN KOPAR… Sevgi saygı ve hürmetlerimle

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.