h Dolar 13,4281 %0.86
h Euro 15,2402 %0.86
h Tam Altın 12.239,49 %1,82
h BIST100 1.874,42 %0,91
a Öğle Vakti 12:49
Düzce 11°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Bir zamanlar ayıngacılar…

Benim ve benden sonraki kuşağın pek de duyup, bilmediği bir kavram: Ayınga… Aynı zamanda 'Ayıngazlık’ da denilen kelimenin anlamı genel manada 'tütün kaçakçılığı' anlamına geliyor.

Düzce’de artık çok az sayıda kişinin hatırlayacağı bir isim

Bir zamanlar
ayıngacılar…

Benim ve benden sonraki kuşağın pek de duyup, bilmediği bir kavram: Ayınga…
Aynı zamanda ‘Ayıngazlık’ da denilen kelimenin anlamı genel manada ‘tütün kaçakçılığı’ anlamına geliyor.
Konuyla ilgili olarak Prof. Dr. Enver Konukçu Hoca’nın çok değerli bilgilerine göz atmak yerinde olacaktır.
Prof. Konukçu,  Türkiye İmar Turizm ve Sanayi Mecmuası’nın Aralık 1984 tarihinde yayınladığı özel sayısının 12. sayfasındaki “DÜZCE TARİHİ-İlk devirlerden Cumhuriyet’e” başlıklı makalesinde şu bilgilere yer veriyor:
“Düzce 1. Dünya Savaşında oldukça sıkıntılı günler geçirmiş, zaten zor olan hayat şartları insanı bezdirecek hale gelmişti. Gençlerini savaş alanına yolluyor, fakat geri döneni az oluyordu. İktisadi bunalım, bölgede asayişi son derece bozmuş, nerede ise her yol dönemecinde soyulma tehlikesi belirmişti. “Aygıngazılık” ve “Kömür kaçakçılığı” da almış yürümüştü”.

TÜTÜNE ‘CANİK’ DENDİĞİ YILLAR

Konuyla ilgili bir diğer önemli makale de Prof.Dr. Zeynel Özlü imzasını taşıyor.
Prof. Özlü “Düzce’de Göçmen Topluluklarının Tütüncülük Faaliyetleri ve Kaçakçılık” başlıklı yazısında
Düzce’de tütün ekiminin 1880’li yıllara kadar uzandığını yazıyor.
Geniş bir aileye sahip olan Koca Recep adlı bir kişi  Samsun’nun Canik kasabasından Düzce’ye gelerek Çilimli Fideni Kürtler köyü yakınlarındaki bir mevkiye yerleşiyor.  Canik’ten getirdiği tohumu Düzce’nin verimli toprağı ile buluşturmasıyla tütün ziraati başlamış oluyor.

GEÇİM KAYNAĞI OLARAK KAÇAKÇILIK

Tütün böylesi bereketli topraklarda yüzleri güldürür ise başka alanlara kapı açılmaz mı?  Bu sorunun yanıtı Prof. Özlü’nün yazısında karşılığını buluyor.  Düzce ile Hendek’te adına ‘ayıngacı’ denilen kişilerin tütün kaçakçılığını sanat haline getirdiklerine işaret eden Prof. Özlü, Düzce Reji Acenteliği’nde (O yıllarda henüz TEKEL kurulmamış M.Ş.) bağlı yerlerde üretilen tütünleri kaçak yollarla çevre ilçelere götürüp piyasaya sürdüklerini kaydediyor.

KANLI ÇATIŞMALARIN AREFESİNDE

Ayıngacılık zamanla bölgede kök salıyor, kolluk ve adli mercilere yoğun mesai harcatıyor. Bereket versin ki devletin yetkili organlarının müdahalesi büyük olayların çıkması engelleniyor. Zeynel Hoca’nın yayınladığı belgede, reji kolcuları (günümüzde kaçakçılıkla mücadele eden emniyet birimi olarak okunabilir. M.Ş) iki ayıngacıyı Darıyeri köyünde yaralamış ve yaralı halde Düzce Adliyesi’nde hakim karşısına çıkarıldığını öğreniyoruz. Bu olaylar üzerine tütün kaçakçıların yakınları reji kolcular ile çatışma hazırlığına giriyor. Düzce Kaymakamlığı’nın bölgede olası çatışma durumunu merkeze bildirmesi üzerine Bolu Tabur Ağası vekili yeterli sayıda jandarma ile olaya müdahale etmek için harekete geçiyor.
Böylece çatışma hazırlığında olan kişiler teker teker tespit edilip tutuklanıyor.

ÜNLÜ MUHABİRİN DÜZCE GÖZLEMLERİ

Araştırmacı-yazar Nejad Özsoy’un yayına hazırladığı çalışmasında bir başka önemli bilgiye rastlıyoruz. 1913 yılının Kasım ayında Düzce’yi ziyaret eden Anadolu’da Tanin gazetesi muhabiri Ahmet Şerif, konuyla ilgili gözlemlerini kaleme almıştır. Ahmet Şerif’in yazısındaki kullandığı kelime ve imlaya sadık kalarak aynen alıntılıyoruz:

“Şüphesiz, her yer için öyledir; fakat özellikle bu kaza için, en önemli mes’ele, güven ve asayiş meselesidir. Çünkü söylediğimiz gibi, hayvan hırsızlığı, tütün kaçakçılığı, burada pek geniş ölçüde yapılır. Adi ve günlük olaylar sırasına geçmiştir. Yol kesmek, adam öldürmek ve benzeri ufak tefek suçlar da ender olan olaylardan değildir… Ya’ni, namuslu ve çalışkan köylü için, öyle, birden, malından, canından, emindir, denemez. Bu ise, kazanın Babil Kulesi’ni, Nuh’un Gemisi’ni andırmasından çok, hükümetin görevine hakkıyla yetişememesinden, elindeki sopanın kısalığından ileri gelmektedir. Kazanın bütün zabıta ve inzibat kuvveti, bir komiserle, üç polis, otuz jandarmadan ibarettir. Bu kuvvetle, dağınık, halkı karma karışık ve öteden beri, fenalığa alışmış bir kaza nasıl idare edilir? Edilir, fakat, resmen idare edilir, fakat, öbür tarafta, yine herkes, istediğini yapar! Açıkça tütün kaçırır, korkmadan komşularının hayvanlarını çalarak, ocaklarına incir diker. Fırsat bulunca, yolunu keser. Diyorlar ki, mesela, hayvan hırsızlığı kanununun, suçların azalmasına, büyük bir etkisi olmuştur. Evet olabilir, fakat, bu araçsızlıkla onun da tavsayacağına alışılarak, buna da kulb takmanın yolları bulunacağına, hile yolları keşfedileceğine, emin olunmalıdır. Düzce, madem ki, resmen bir jandarma bölük merkezidir, onu, gerçekten ve fi’len de bu duruma getirmelidir. Yoksa, hükümet, böyle hem kendisini, hem de halkı aldatırsa, beklediği asayişi bulamaz. Sağlandı denilen asayişin, birkaç günlük olduğunu görür.”

HALİS DÜZCE KAÇAĞI Kİ GAZİ PAŞAMIZIN ELİNE GEÇMEZ

Gelelim işin edebiyat boyutuna.
Türk Edebiyatı’nın “Üç Kemal’inden” biri olan (diğerleri Yaşar Kemal ve Orhan Kemal) Kemal Tahir’in ‘Büyük Mal’ isimli romanında konuyla ilgili satırları okuyalım şimdi de…
Romanın kahramanı ‘Yayla Padişahı Sülük Bey’, Düzce tütünlerinin kalitesine vurgu yaparak şöyle konuşur:
(…) Bir zaman öksürdü. Savuşturunca, pazılarını şişirip kasılarak kapıyı gözetledi. El yordamıyle tabakayı bulup hırsla açtı. «Reci tütünü mü ki dokunsun oğlum! Halis Düzce kaçağı…Tatlı sert ki, Gazi Paşamızın eline geçmez!» Kadınların sarıp hazırladıkları parmak kalınlığı cıgaralardan birini yaktı, gözlerini süzerek derin derin çekti. Hırıltılarla aksırıp tıksırdı. (…)

LAZ UŞAKLARDAN DÜZCE-HENDEK ÇERKEZLERİNE

Usta yazar, romanın ilerleyen sayfalarında ise dönemin yaygın geçim kaynaklarından biri olan ‘tütün kaçakçılığı’na atıf yapar:
“(…) Nice nice tahsildarlar… Kolcu basılar… Tütün kaçakçılarından Karadeniz yalısının Laz uşakları, Düzce-Hendek Çerkezleri… Sayısı bellisiz hoyratlar… Duyduğum doğruysa, Narlıca’nın kötü Çalık Kerim’i…”

ÜNLÜ KADIN YAZARIN ‘KAÇAKÇI’ HİKAYESİ

Konunun edebiyattaki yansımasıyla ilgili yazacak çok şey var ama yerimiz bu kadar…
Türkiye edebiyatının en renkli kalemlerinden bir kadın yazarımızın Düzce’de geçen ‘Kaçakçı’ adlı ilgi çekici öyküsünü önümüzdeki haftaya bırakalım.

 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Anlamak , samimiyet ve emek ister

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.