h Dolar %
h Euro %
h Tam Altın 7.515,81 %0,00%
h BIST100 %
a İmsak Vakti 03:55
Düzce 15°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Her sabah dünyayı yeniden kuran çocuklar

Kâğıt baskıda gazete okuyanların azaldığını, olayları, gelişmeleri artık herkesin cep telefonundan takip ettiği bir dijital dönemdeyiz. 

ad826x90
ad826x90

Kâğıt baskıda gazete okuyanların azaldığını, olayları, gelişmeleri artık herkesin cep telefonundan takip ettiği bir dijital dönemdeyiz.  Bırakın Türkiye’yi dünyanın öte ucunda yaşanan bir sıcak gelişmeyi 24 saat sonra değil; birkaç saniye sonra avucumuz kadar olan cihazlardan öğrenmemiz işten bile değil. Evinizin penceresinden baktığınızda çok uzaklarda göğe yükselen bir duman gördüğünüzde uzun uzadıya ne olmuş, nasıl olmuş sorularına cevap aramıyorsunuz. İnternette birkaç dakika sonra akacak olan ‘son dakika’ gelişmesini etraflıca öğrenmemiz mümkün.
Gazetelerin, haber ajanslarının muhabirlerinin olay yerine gitmelerini bile beklemeden.
Geçmişte bir yazarın ‘pijamalı gazetecilik’ diye yazdığı bu olsa gerek
Şimdi sosyal medya veya diğer bir söyleyişle ‘vatandaş gazeteciliği’ diye tanımlanan kavram tastamam bu. Cep telefonuyla çektiğiniz görüntüyü internet üzerinden tüm dünyaya servis etmenin maliyeti neredeyse sıfır… (Hiç şüphesiz bu durum gazetelere yeni fırsatlar açıyor, onu da bir başka yazıda konuşalım)
Sözü getireceğim yer internetin ve günümüz gazete teknolojisinin olmadığı yıllar…
Yarının gazetelerini gecenin zifiri karanlığında Anadolu’ya taşıyan yorgun kamyon şoförlerinin ulaştırdıkları gazeteler. Ve o dönem çok satan bir gazetenin logosunun altına iliştirdiği “Her sabah dünya yeniden kurulur, her sabah taze bir başlangıçtır” sloganıyla yayın yaptığı; insanların ‘bakalım bu sabah ne yazmış’ diye iki eliyle gazeteyi kavradığı zamanlar…
Ve bu gazeteleri okurlara ulaştırmak için koşuşturan elleri küçük, ciğerleri büyük çocuklar.

SABAH EZANINDA BAŞLAYAN KOŞUŞTURMACA

Bugün “DÜNCE” ye misafir edeceğimiz kişi o dönemin küçük kahramanlarından biri.
Adı Abdullah Kurt…
Düzce’nin Burhaniye Mahallesi’nden.
İlkokulda öğrenci olduğu yılların yaz tatillerinde gazetecilik dağıtımı yapan Abdullah Kurt, o günleri özlemle yâd ederek şöyle anlatıyor:
“Bu işi 10-15 çocuk yapardık. Bugünkü Ziraat Bankası’nın ön cephesinin tam karşısında Topal Ferhat (Gül) abinin dükkânı vardı. GAMEDA (Gazete Mecmua Dağıtım) şirketinin Düzce Bayiliğini yapan Ferhat Abi’nin aynı zamanda o zamanları kara yoluyla gidilen Hac organizasyonlarını da düzenlediğini hatırlıyorum”
Kurt’a gündelik rutin işleyişinin nasıl gerçekleştiğini soruyorum.
Günümüzde bakkala bile göndermekten çekindiğimiz küçük çocukların 1960’lı yıllarda sabah ezanında sıcak yataklarından kalkarak işe koşuşturduklarını düşününce gözlerimin önüne sinematografik görüntüler canlanıyor.
Diyor ki:
“Günlük gazeteler kamyonlarla her sabah 05.00’de E-5 kenarında bulunan Öztürk Tesisleri’ne oradan da Ferhat Abi’nin dükkânına gelirdi. Sabahçı olduğum zaman öğleden sonra teslim aldığım gazeteleri mahalle mahalle dolaşarak satardım. O zaman her çocuğun bir bölgesi vardı. Bu durum yazıya dökülmemiş bir centilmenlik kanunu gibiydi. Kimse kimsenin muhitine girmez işini yapardı.”

GENÇ KIZLAR FOTORAMANLARI BEKLERDİ…

Sırasıyla Burhaniye, Nusrettin ve Şerefiye mahallesini dolaşan küçük Abdullah’ın son durağı gazetelerin geldiği ilk durak; yani Öztürkler olurmuş. Lokantanın ön kısmındaki betonun üzerinde gazete satmasına izin verilen Kurt’un hedef kitlesi mola için Öztürkler’e gelen otobüs yolcuları olurmuş.
Abdullah Bey, bu işi bıraktıktan sonra bile uzun zaman sabahın köründe ‘haberleri ilk ben okuyayım’ diye gazete kamyonlarının yolunu gözlemiş.
Biz yeniden mahallelere dönelim ve müşteri profilini yakın plana alalım.
‘Yolunu kimler gözlerdi’ diye sorduğumda şu cevabı veriyor:
“Bazıları gazete, bazıları da mecmua satın alırdı. 150-200 sayfadan oluşan fotoromanlar pek revaçtaydı. Müşterileri de kadınlardı. Bir an önce alıp okumak için yolumu gözlediklerini hatırlarım. Bir de dönemin en ünlü magazin gazetesi Yelpaze’yi hatırlıyorum. Kadın müşterilerimin birçoğu da bu gazetenin tiryakisiydi”.

ad826x90

AİLELERİN PEK SICAK BAKMADIĞI KİTAPLAR…

Müşteri profiline devam edelim.
Elbette sadece kadınlar değildi.
Sözgelimi gençler, Abdullah Kurt’un gelmesini dört gözle bekler, getireceği Teksas, Tommiks’in yeni maceralarını bir an önce okumak için sabırsızlanırmış.
Teksas Tommiks deyip de geçmeyin…
Özellikle silahlı/külahlı temaların öne çıktığı bu çizgi romanlara annelerin sıcak bakmadığını, bu kitapların çocuklarını okumaktan alıkoyacağını ve serseriliğe özeneceği kendi hayatımdan biliyorum. Birçok defa gizli gizli, dahası ders kitabının ortasına yerleştirerek kaçak göçek okuduğumu hatırlarım. Bunlar okunup da bir kenara atılan kitaplardan değildi şüphesiz.
Alan razı satan razı mekanizmasının işlediği kinci el piyasası vardı.
Benzer tabloyu Abdullah Kurt’dan  dinleyelim:
“Biz de o dönem okuduğumuz kitapları Lale Sineması’nın önüne getirir, kimilerini değiştirir kimilerini de aldığımız fiyatın yarısına satardık”.

EN FAZLA GAZETE SATIŞINI YAPTIĞI O BAHÇE

Abdullah Kurt, gazete sattığı yıllarda zemheri soğukların yaşandığı kış mevsiminin güzelliğini hiç unutmuyor.
O günleri şöyle dile getiriyor:
“Her gazetenin kendine has bir kartondan kalıpları vardı.  Gazete ve mecmuaları onların içine koyuyorduk. Aksi halde tek tek konunca düşüyordu. Belimize kadar kar yağdığı günlerde gazeteleri o kalıpların içinde muhafaza ederek Orman Tekniker Okulu’nun bahçesine giderdim. Düzce’nin en aydın insanları orada bulunurdu. En fazla satışı orada yapıyordum”.
Abdullah Kurt’un bu işte günlük kazancının ne olduğunu merak ediyorum.
Günümüz paritesine uyarladığımızda 15-20 TL.
10 yaşındaki çocuğun harçlığını doğrultması için hiç de fena bir para değil…
Allah bereket versin…

KUTU KUTU KUTU…

İKON FOTOĞRAFIN HİKÂYESİ

Yazımın girişinde şair Ahmet Arif’e nazire yaparak ‘elleri küçük ciğerleri büyük’ diye betimlediğim gazete satan çocukların öyküleri bölgeden bölgeye değişiyor.
Onlardan biri de Samsunlu Hayrettin…
Google’da ‘gazete satan çocuk’ diye yazdığınızda karşınıza çıkan o ‘ikon fotoğraf’ 1958 yılında İstanbul Belediyesi Fotoğrafhanesinin de kurucusu olan Babiali Foto Muhabiri Hilmi Şahenk çekmiş. Hemen arkada o dönemin Amerikan marka otomobili Plymouth’un göründüğü, siyah beyaz Yeşilçam filmlerinde benzerlerine çok rastladığımız dar bir sokakta (Küçük Ayasofya) bir elinde balya, diğerinde tek gazete, şortlu bir erkek çocuğu gazete satıyor. O tarihten tam 40 sene sonra 1998’te marangozluk yapan Hayrettin Baş, arkadaki Plymouth otomobil sayesinde fotoğraftakinin kendisi olduğunu hemen anlıyor.
Hurriyet Gazetesi’nden Eyüp Serbest’in kendisiyle yaptığı röportajda şunları anlatıyor:
“Babam 1949’da Samsun’dan İstanbul’a göçmüş. İyi bir marangozdu. Ben o zaman 5 yaşındaydım göçtüğümüzde. İstanbul’a gelince babam bir radyocunun yanında işe girdi. Radyoların ahşap bölümlerini yaparlardı. Ben de yanlarında çalışır, radyolara vernik sürerdim. Boş zamanlarımda da gazete satardım. Gazeteleri satınca 30-35 kuruş verirlerdi. Bir ekmek ederdi. Alıp anneme götürürdüm.”

ad826x90

 

 

 

 

ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Gurur tablosu

HIZLI YORUM YAP

r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.