|
Fotoğraflar yaşanan anlara kanıttır. Diğer deyişle yaşanmış anlardır. Bazıları çekildiği anın dışındaki zamanlara ve mekanlara sürükler sizi. Bazı fotoğraflar ise sadece o anı görüntüler. Fotoğraflar üzerinde konuşanlar ayrıntılardan tat alanlardır. Siz de bu yazıyı okurken bir gazozu şişesinden için ve kapağını da saklayın. Yazıyı okuduktan sonra da denizlere ve aşka yaklaşın… Gazoz kapaklarıyla oynayın, denize şişe bırakın…
L İ N E T
Festivaller rastlantılarla doludur. Dolu doludur. İnsanların yüzleri, yeryüzünün tüm yüzlerine varır gibi barışı anlatır. Festival gecelerinde şarkılar bile yıldızlara varır. Böyle bir gecede rastladım Linet’e… Böyle bir gecede çektim fotoğrafını. Yüzünde barış vardı… Yüzünde vapur sesi… Yüzünde deniz esintisi. Gülüşündeki müthiş bir iyilik enerjisiyle dokunuyordu bakışları hafifçe objektife. Bakışlarıyla hiçbir şeyi atlamayan bir algıyı dokuyordu. Hayatı coşturacak ve ritimleri çoğaltacak bir büyüyle çıkıyordu sahneye. Her şeyi önemseyen bakışlarında yıldızlar ve kıvılcımlar vardı. Bu fotoğraf bir Linet çığlığına çok yakın olmanın fotoğrafıydı. Deniz, insanlar ve gece hazırdı. Müzik ve şarkılar başlayacaktı. Şarkılar, müzik ve dans, dalgalara ve insana bulaştığında ve herkes aynı anda kardeşliğin, aşkın ve barışın boylamına vardığında birer dilek tutulacak, Linet’in sesi geceyi saracaktı. Bu fotoğraf dokuz sekizlik bir ritimle sonlanacak bir gecenin başlangıcıydı… Bu fotoğrafta bunlar yazılıydı…
VAPURLAR
Vapurlar denizi dalgalandırır, dalgalar da vapurları… Gündüzler aydınlıktır vapurlarda, geceler mavi-siyah… Vapur yavaşça kalkar, sizin yüreğiniz kabarır… Oturduğunuz banktan uzaktadır elektrik üreten rüzgar gülleri… Doyumsuzdur rüzgara dokunmak, pervanelerle aynı rüzgarı paylaşmak…Hayat vapurun içinde maviye yanaşıktır. Balık sıçramaları, deniz köpüklenmeleri ve deniz manzaralı bir çay. Martı uçuşları ve çığlıklarıyla acele etmeden ve gündüz tadında bir limana yanaşmaktır biraz da yaşamak. Gece kokulu bir vapur sesinde gizemin ve güzel dünyaların sesini duyarken sevdiğine şiir okumaktır. Saklanırken ve gecede kurguladığınız her güzellik senaryosu adalarla süslendiğinde, biraz mavi renk, biraz deniz tuzu alacaktır geriye şiirinizi bitirirken. Siz sevdiğinize sarılın, susun ve çay için yeter. Aşk ve gülüşler bir vapurda başka güzeldir. Rüzgar saçlarınızı dans ettirir, deniz vapuru dansa çağırır, dans doğaçlama bir harekettir vapurda, karamsarlığı çökertir. Denizle vapurun dansı kestirilemeyen ritimler içerir… Bir vapura bindiğinizde daha çok aşık olursunuz ve daha özgür hissedersiniz kendinizi. Özerk bir dünyadır orası. Çoğu insanın atladığı güzellikler siz isterseniz yakanıza yapışır. Vapurun içinde kendinize ve aşkınıza aittir her şey… En iyisi rüzgara karşı bir çaydır bunun için…En iyisi sevdiğinize sarılıp denizi seyretmektir… En iyisi vapur yanaşsa bile kıyıya, buna aldırmadan en son inmektir vapurdan…. Nasılsa karaya ayak basınca martılar ayıltır sizi… Nasılsa birazdan kalkıp giyinirsiniz soyunduğunuz rüyadan…
AYŞE EGESOY
Geçmiş zamanda çekilmiş bir eylemin görüntüsü bu fotoğraf. Özlediğim yılların yenilenmiş insanıyla aynı fotoğraf karesinde olmak heyecan verici. Şiir kokan zamanlardan ve yalınayak umutlardan söz ediyorum. Bizim televizyonumuzda tanıdığımız tek sunucu Ayşe Egesoy’du… Bizim bir televizyonumuz vardı. İnternet yoktu. Umutlarımız ve arkadaşlarımız ise çoktu. Ayşe Egesoy eğlence programları sunar, şiir okurdu. Sevinçlerimizden biriydi Şimdi olduğu gibi yine kapitalizm vardı. Sömürü ve tüketim böyle çılgın değildi ama . Gazetelerin, kitapların, dergilerin kokusu bir başkaydı… Öngöremediğimiz hayatımızın siyah beyaz yıllarıydı. Bir gazozu ya da bir sakızdan çıkan fotoğrafı dünyalara değişmediğimiz yıllardı. Köylerin dereleri henüz böyle kirlenmemişti… Ne Google vardı, ne Facebook, ne de Twıtter. Sadece tatlı anlarımız ve bol dakikalarımız vardı. Fotoğraflar 36’lık film karelerine saklıydı. Anlarımızın bazıları fotoğraf karelerinde yanarken, biz hayatı tüm gerçekliğiyle yaşardık. Mutluyduk. Mutluluklarımız gerçekti. Ayşe Egesoy bu tabloda yer alan çok düzgün bir insandı. Nezaketin ve güzel konuşmanın simgesiydi… Onunla bir deniz kenarında görüştüğümüzde anlar geçti aklımdan. Yüzündeki gülümsemeyle ve her yönüyle bugüne taşımıştı kendini. Geçmişi atlayanlar elbette yakalayamazdı bu fotoğrafta saklı olanları. O sadece bu anın değil, anların insanıydı. Hepimizin şiirini geçmişten bugüne taşımıştı….
1 yerdeki bu 4 fotoğrafın ortak olan yanı, denizin aşkla ve müzikle buluşması ve aşktan yana olması… Özgürlüğü ve denizi anladığınız ve bunu müzikle karıştırdığınız anlarınızı yakalamak için siz de fotoğraflarınıza bir göz atın…Bunu hemen yapın…
Gazozunuzu da unutmayın…
|