|
İktidar partisi lideri ile ana muhalefe partisi lideri söz düellosu yapıyor. Söz düellosu gibi ama biraz da geyik muhabbeti…Başka ülkelerden bu görüntüye bakarsanız “neyi paylaşamıyorlar” dersiniz. İkisinin de tek hedefi ve amacı hizmet değil mi. Peki bu çekişme niye…
Üstelik seçimle hiç ilgisi olmayan bir referandum yüzünden. Sanırsınız ki, referandumu kazanan iktidar olacak.
Biri diyorki, evet derseniz, fındık fiyatınız artacak mı. Öteki diyor ki sen ne bilirsin, memurluktan başka bişey yaptın mı. Diğer tarafta da kaç bin dolarlık ev, karşısında kaç liralık kooperatif hissesi, tartışmaları yapılıyor.
Dışarıdan bakanlar, yine diyecekler ki, bunların işi gücü yok, ülkenin sorunlarını halletmişler, birbirleri ile vakit geçiriyorlar.
+++
Ağacın gölgesi dibine vurur.
+++
Yukarısı böyle olursa, aşağısı elbette farksız olur. Mesela, Düzce’nin bir numaralı vekili diyorki, “Ben tabanın vekiliyim, istesiniz de istemezseniz de ben sizin vekilinizim.”
Bir dönemde Barış Manço’nun benzeri Barbaros Hayrettin’in dillere dolanan bir şarkısını hatırlattı: “Ben sizin babanınızım, ben ne dersem o olur…”
Siz ne derseniz deyin, ben bildiğimi okurum der gibi.
+++
Konuşuyorlar, vatandaşlar dinliyor.
Vatandaş istiyor, vaat ediyorlar. Ortada henüz bir şey yok.
Muhalefet konuşuyor: Ne yaptınız?, İktidar cevap veriyor: ne yapmadık.
Muhalef soruyor: Yaptıklarınızı söyleyin bakalım.
İktidar ısrar ediyor: Yapmadıklarımızı söyleyin, yaptıklarımızı söyleyelim.
+++
Önce referandum, sonra seçim… Önümüzdeki günler siyaseten hareketli geçecek. Siyaset dediğin, işte böyle 4 yılda bir vatandaşın ayağına geliyor.
Her yer güllük, gülistanlık olarak.
+++
Bildiğiniz bir şeyi çok kolay anlatırsınız. Ama karşıdaki bunu bilmiyorsa, kolay anlayamaz. Bu durumda, doğruluğuna inanmak daha kolay gelir.
İktidara göre: Güllük, gülistanlık bir ülkedeyiz. Sorun yok, ufak tefek şeyler sorun olmasın…
Muhalefete görede: Battık, batıyoruz. Her şey felaket...
Demekki, iktidar hizmeti biliyor, muhalefet yapılmayanı...
Ama biz galiba ikisini de bilmiyoruz.
Eğer siz de bilmiyorsanız, ikisine de inanmak zorundasınız. Başka seçeneğiniz yok. Yani, ya evet. Ya hayır.
|