Blokajdan sonra Katar-Türkiye Ticareti - 3




  Bazı Arap ülkelerinin Katar Devletine uyguladıkları Blokajın ardından Türkiye ve Katar Devleti arasında gelişen ticari ilişkileri 2 haftadır inceliyoruz. 

Türk fimalarının Katar’da yaptıkları hataların, Katar Gastronomi Profesyonelleri (Qatar Culinary Professinals, QCP) Yönetim Kurulu Başkanı Baran Yücel; ulusal bir leke olarak sicilimize işlediğini dile getirmişti!

Bu yazımda, gelinen noktada ülkemizin yüzüne sürülen lekenin uluslararası arenada nasıl temizlenebileceğinden bahsedeceğim. Tabi yine Baran Yücel’in görüşlerine yer vererek.

Dürüstlük

Türklerin ticaret ağını genişletmek için yapmaları gereken en büyük ve önemli hamlenin dürüstlük olduğunu vurgulayan Baran Yücel şöyle konuştu:

-Türk firmaları bir defalık para kazanma mantığıyla hareket ediyor. İlk ürünü gönderebilmek için bazı tavizler veriyorlar ve bazen dürüst olmayabiliyorlar. Bizim düzeltmemiz gereken en büyük sorunumuz dürüstlük.

İstikrar

Yücel, yurt dışında bizim firmalarımızın 1. tercih olmadığını, bunun düzeltilebilmesi için aşağıdaki noktalara önem verilmesi gerektiğini söyleyerek şöyle devam etti: 

-Özellikle kalite, evrak takibi, profesyonel iletişim, sürdürülebilirlik aşamalarında diğer ülkelere nazaran eksik kalıyoruz. Küçük firmaların bağlantı kurabilmeleri için istikrar çok önemli. Dürüstlükten sonra en önemli kural istikrar. Mesela bir pastane firmamız, yeni açılan büyük bir alışveriş merkezinde şube açtı. Türkiye’deki ürünlerle buradaki ürünler arasında dağlar kadar fark var. İstkrardan kastım bu.

Kalite farkı

Katar’da yaşadığımız en büyük problemlerden biri de Türkiye’de aldığımız kaliteyi Katar’da göremiyoruz. Özellikle yiyecek sektöründe yaşanılan bir durum bu. Bilinmiş tatlı ve ya simit markaları burda da şube açtılar. Çok sevindik. Fakat bir yıl sonra lezzet değişti, kalite değişti. Bunun sebebini QCP Yönetim Kurulu Başkanı Baran Yücel’e sordum. Açıklaması şu şekilde oldu:

-Mesela bir fırın diyor ki “Benim markamı know-how’ımla burada açabilirsin, sana 6 ay boyunca eleman desteği de vereceğim, 6 ay sonra sen kendin karar vereceksin”

Türk insanının yurt dışında, diğer ülke çalışanlarına oranla maaşları yüksek oluyor. Üretim başlıyor her hangi bir sıkıntı yok. 6 ay sonra “Anlaşmamız bitti. Elemanlarımı geri çekeceğim eğer kalmalarını istersen maliyeti şu kadar” diyor. Katar şubesi o elemanları bir müddet daha çalıştırdıktan sonra düşünüyor ki daha düşük ücretli çalışan Asyalılar, Türkler olmadan da idare edebilir. Ama maalesef öyle olmuyor. Bütün hata, sıkıntı bu mantıktan kaynaklanıyor.

Potansiyel belli

Katar’ın yerli halkının nüfusu çok az. Alım gücü yüksek olan kesim daha da az. Katar’da mağaza-işyeri açmak isteyenlerin hesaplarını çok iyi yapmaları gerektiğini dile getiren Yücel; “Mağaza sahipleri aylık ve yıllık olarak kendilerini döndürebilmek için ne kadar ürün satmak zorunda olduğuna dikkat etmeli. Kendi ürününün rakibi, pazarı var mı, ürünü kalite ve fiyat olarak rekabete uygun mu? Bunu iyi analiz etmeliler” dedi.

Maceracı yapı

Türk insanlarında benim gözlemlediğim en büyük sorunlardan biri ise maceracı yapıları. Yani “Burada iyi iş yaparsın gel” söylemleri ile derin araştırmalar yapmadan rahatlıkla hareket edebiliyorlar.

Halbu ki önce Büyükelçilikteki Ticaret Müsteşarlığı ile iletişime geçip resmi veriler toplanmalı. Daha sonra Katar’da zaman geçirilip kendi ürünleri ile ilgili uzun uzun gözlemlerde bulunulmalı. Maceracı yapıdan uzaklaşıp gerçek verilerle hareket edilmelidir.

Tabi gıda sektörünü ele alarak anlattığımız bu ticaret konuları bütün sektörler için geçerli.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları