Bayram gelenekleri ve kahve adabı




 

Katar’da ertesi günün bayram olduğundan son ana kadar emin olunamıyor. Arife günü akşamı Ay’a bakılıp karar veriliyor ve Evkaf ve İslam işleri Bakanlığı tarafından ilan ediliyor. Bu bayram da öyle oldu; internette bayramın ilan edilmesini bekleyip birbirimize mesajlar gönderdik “ Bayram ilan edildi mi? Yarın bayram mı? Hayırlı bayramlar” diye!

1 gün eksik

Ramazana girerken de aynı durum geçerli. Türkiye’de Ramazan ayı başladığında burada Ay, hilal şeklinde görünmediği için bir gün sonra oruç tutulmaya başlandı. Yani biz bu sene Türkiye’den bir gün daha az oruç tuttuk.

Kına

Katarlıların yaptığı bayram öncesi hazırlıkları da bizdekiyle aynı. Temizlik yapmak, özel yemekler hazırlamak, bayramlık kıyafetler almak...vb. Bir tek fark dışında; kadınlar arife gecesi ellerine ve - ve ya ayaklarına özel desenli kınalar yaktırıyor. Bayram ilan edilir edilmez telefonlaşmalar başlıyor ve kınacı kadınlar önceden randevulaştıkları evleri sabaha kadar dolaşarak isteyenlere kınalarını yakıyor.

Bayram öncesi

Bizde hazırlanılan baklavalar burada yok. Onun yerine yöresel tatlılar hazırlanıyor bayram öncesinde. Bunlardan bazıları şöyle: 

Habis; Un helvasını andırıyor.

Hamfaruj; irmik, şeker, un ve kakule ile yapılan bir çeşit mücver.

Lokaymat; bildiğimiz lokma tatlısı.

Rengina; hurma tatlısı.

Tütsü

Katar’da bayram günü tütsülerle başlıyor. Onlar tütsüye “buhur” (Bukhoor) diyorlar.  Sabah erken kalkılıyor erkekler kıyafetlerini giyip parfümlerini sıkıyor ve tütsülerini yapıp güzel kokuları eşliğinde camiye bayram namazını kılmaya gidiyorlar. 

Kadınlar ise ev hazırlıklarını yapıp evi tütsülemeye başlıyorlar. Erkeklerin kullandığı tütsü “ Ud ” kadınların kullandığı tütsü “sandal ya da amber” ağacından yapılıyor. Bu amber ağacından hazırlanan tütsünün kokusu bana küçükken hacca giden büyüklerimizin getirdiği hacı misini anımsattı.  Buradaki amaç güzel kokmak. 

Katarlılar ayrıca nazar ve hastalık için de ayrı çeşit tütsüler kullanıyorlar. 

Aidiya

Sabah namazını kılan erkekler genelde camiden sonra aile büyüğünün evine gider ve bütün aile orada toplanıp kahvaltısını yapar. Bu toplanma bazı ailelerde öğle yemeği vaktinde gerçekleştiriliyor. 

Eğer hane büyük ise erkekler meclis (Majilis) dedikleri yerde evin önündeki ayrı bir ek binada toplanıyor. Bu ek bina evin en gösterişli yeridir ve evin içine girmeden yani kadınları görmeden girilebilecek ayrı bir kapısı vardır. Kadınlar ise genelde evin içindeki en büyük odada bir arada bulunuyor. 

Bayram en çok çocuklar için keyifli burada da çünkü onlar bolca harçlık ve şeker topluyorlar. Çocuklar etrafta bayrama özel şarkılar söyleyerek dolaşıyor. Mesela söylenmesi en yaygın olan şarkının söylenişi şu şekilde:

“Asakumen avvade, Atuna idiya” Anlamı; bayramınız kutlu olsun, bana bayram harçlığı verindir.

Bu şarkıyı duyan büyükler bayram harçlıklarını hazırlamaya başlıyorlar. 

Kahve seramonisi

Yemekler yenilip ikramlar alındıktan sonra kahve zamanı geliyor. Erkeklerin tarafında kahve servisine bakan bir hizmetli yok ise ailenin büyük erkek çocuğu o görevi üstleniyor.

Kulpsuz fincanda içilen kahve bir çeşit demlikle servis ediliyor. Kahve ikram edildi ise almak ve içmek zorundasınız. Eğer reddederseniz bu kabalık sayılıyor.

Fincan sallama

Oturduğunuz yerde size kahve verildi diyelim, ikram eden kişi siz son yudumu alıncaya kadar yanınızda bekliyor. Kahvenizi bitirip fincanı uzattığınız sürece de fincanınızı tekrar dolduruyor. Eğer daha fazla kahve içmek istemiyorsanız fincanınızı saga-sola hafifce sallamanız gerekiyor aksi taktirde fincanınızı doldurmaya devam ediyor. Tabi o doldurdukça sizin de içmeniz gerekiyor.

Genelde tek fincan kullanılıyor, biri kahvesini bitirince fincan yıkanıp bir sonraki kişi için kullanılıyor. Tabi bu adet son zamanlarda değişmiş, bir çok yerde herkes için ayrı fincan kullanılıyor artık. 

Bu tür gelenekleri merak ediyorsanız Katarlı youtuber olan iki kişi çok güzel videolar yayınlıyor. Kendilerine Mr. Q diyorlar. Youtube’den Mr. Q veya Qtip diye aratırsanız ulaşabilirsiniz. 

Gurbetçiler

Bu gelenekler Katar’ın yerli halkı için geçerli. Biz gurbetçiler ise gurbette olmanın burukluğunu en çok bayram günlerinde yaşıyoruz! Sessiz ve yalnız bayramlar geçirerek. Bayramın ilk günü telefona, internete sarılıp azıcık da olsa yalnızlığımızı gidermeye çalışarak...

Zaman geçtikçe ise en kötüsü oluyor. Alışıyoruz...


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları