Son yolculuk




21 Martta hakkın rahmetine kavuşan yarım asırlık arkadaşım,sırdaşım,dostum ALİ BEŞER le dostluğumuz yetmişli yıllara dayanır ihtilalli yıllara.

Bizim arkadaşlığımız DAMLA gazetesi yokken Alimin evlatları Asu,Ela hanım, Can bey yokken Benim evlatlarım Zeynep hanım Levet bey yokken...Anneleri Halide hanımı tanımamışken ki yıllara dayanır.

Ali bey demiyorum çünkü biz birbirimizin arasına bey kelimesini koymayacak kadar samimi arkadaş ve dosttuk.

Bu dostluk o yıllara dayanır. Düzcenin şirin,yeşil,güzel sevecen olduğu yıllara.

Bizim bıyığı yeni yeni terleyen kabına sığmayan sevgiklerimizin peşinde sokakları caddeleri dar ettiğimiz yıllara.Düzcesporun birinci lig kapısından döndüğü altın yıllara.

Deplasmanları kaçırmadığımız,Domatesin çekirdeği kırmızı kırmızı Düzcespor sahaların yıldızı yıldızı diye deşarz oldukumuz Ali beşer in Hürriyet gazetesinde spor yazarı olduğu yıllara.

Alimin her şey gibi kara kalem ve resim yeteneği mükemmeldi.

Akşamları pazar günleri sevdiklerimizi peşinde koştuğumuz o güzel maceraları fotoroman haline getirir bizleri mest ederdi.

Bizim çıraklıktan kalfalıktan sonra ağabeyim Nihat Tutkun la TUTKUN KARDEŞLER Mobilya olarak başladığımız 1970 li yıllarda Ali de Düzce basınının duayeni rahmetli Bedrettin Maradit in çırağı olarak DÜZCE POSTASINDA meslek hayatına başladı.

Başarılı yıllarını kendi işyerini çok zor imkanlarla baskı makinelerini.bir binanın bodrum katında çalıştırıp açarak ileride güzel yerlere geleceğinin sinyallerini verdi.

DAMLA GAZETESİ ilk yıllarda bir yaprak iki sayfa şirin ve mütevazi bir gazeteydi.

O yıllarda benimde iş heyecanımı birlikte paylaşırdık.

Benim amblemimin fikir babası Alimdi.Tuykun mobilya baş harflerine bir yuva çatısı yapıp üzerine baca ve bacdan mutluluğu çağrıştıran KALPLER KALPLER.

Alimle ikimizde Düzcespor ve Fenerbahçe TUTKUN UYDUK.

Fakat siyasi ve dini konularda fikirlerimizin örtüştüğünü söyleyemem.Tatlı tatlı şakalaşır tartışırdık.Ama birbirimizi hiç kırmaz rencide etmezdik.Genellikle ben anlayışlı olurdum.

Üstad ben şimdi çarşıya indiğimde kiminle dertleşece kimin çayını içeceğim...YANLIŞ YAPTIN YARIM ASIRLIK DOSTUNA....

Beraber yürüdük biz bu yollarda...

Beraber ıslandık yağan yağmurda....

Şmdi söylediğim her şarkıda...

Herşey seni bana hatırlatıyor....

Mekanın cennet olsun nur içinde yat DOSTUM....

Emeki öğretmen arkadaşın Ali Özkalın,Ali Beşerin musalla taşında okuduğu kendisininde sevdiği şiiri hatırasına saygılarımla naklediyorum....

İZ BIRAKABİLMİŞSEM

Son nefesimi yayakta değil,masa başında,

Ya okurken, ya da yazarken,

Bellimi olur,belkide Yeni aşıladığım fidanın 

Toprağını kazarken.Vermek isterdim.

Yatmak...Günlerce,haftalarca,aylarca,

Ne büyük işkence,

Hele bir de canı tez,sabırsız,aceleci,

Uykuda geçen zamana bile acıyan,

Bir can taşıyorsan.....

 

Üçgün yatak, dördüncü gün toprak..

Bana uymaz bu temenni,

Bir anda gitmeliyim dönmemesiye temelli,

Kurtuluş yok,akibet bu besbelli...

Bir iz bırakabilmişsem eğer,

Bununla bulacağım teselli.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları