Nezle tedavisinde antibiyotiğin yeri yok




Havaların soğuması ile birlikte çeşitli enfeksiyon hastalıklarında önemli oranda artışlar görülmekte. Soğuk havalarda hastalık etkeni olan virüslerin ve bakterilerin daha dirençli olmaları, kişilerin hava yollarındaki kurulukta artış, kış aylarında kapalı ortamlarda kalma süresinin uzaması, mekanların havalandırma yetersizliği ve vücut direncinin düşmesi hastalıklara zemin hazırlayan başlıca etmenlerdir.

Kışın en sık görülen enfeksiyon hastalıkları solunum yolu hastalıklarıdır. Bunlar, grip, nezle, farenjit, nazofarenjit, bademcik iltihabı, bronşit, zatürre başlıkları altında toplanabilir. Bu hastalıkların büyük çoğunluğunda etken virüslerdir. Viral hastalıkların tedavisi ise antibiyotikler ile yapılmaz. Genellikle hastanın rahatsız edici bulgularına yönelik tedavi düzenlenir. İyi beslenme, sağlıklı yaşam koşulları, hijyen, vira hastalıklardan korunmada korunmada esastır. 

Kış hastalıklarının bazılarında ise etken ya primer olarak bakteridir yada viral enfeksiyonun üzerine bakteri eklenerek hem viral hem bakteriyel enfeksiyon olmuştur. Bu durumda antibiyotik tedavisi kaçınılmazdır. Hekim muayenesi olmadan ve hekiminiz gerek görmedikçe antibiyotik kullanmamalısınız. 

"Üst solunum yolu enfeksiyonlarının çok büyük bir kısmı viraldir. Bakteriyel olanların oranı cok daha azdır. Bakteriyel hastalıkların tedavisi antibiyotik ile yapılır iken virüsler antibiyotik ile tedavi edilemezler’’

BAZI KIŞ MEVSİMİ HASTALIKLARI: 

NEZLE: Diğer ismiyle soğuk algınlığı, halk arasında daha çok grip ile karıştırılır. Soguk algınlığı,  virüslerin neden olduğu hafif seyirli ve genelde kendiliğinden geçen, boğaz ağrısı, boğazda kaşıntı yanma, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık, gözlerde sulanma, öksürük, ateş  gibi belirtiler veren durumdur. Bir haftada kendiliğinden geçmekle beraber, bazı hastalarda sinüzit ve kulak iltihabına ilerleyebilir. Tedavide lokal burun spreyleri, öksürüğü, akıntıyı ve tıkanıklığı azaltıcı ilaçlar kullanılır. Antibiyotik kullanımının nezle tedavisinde yeri yoktur. Hatta boğazdaki faydalı bakterileri öldürdüğü için zararlı olabilir. Hasta istirahat etmeli, bol sıvı almalı ve C vitamininden zengin beslenmelidir. Nezle çok bulaşıcı bir durumdur, bulaşı önlemek adına alınacak en önemli önlemler sık el yıkama, kalabalık alanlarda fazla zaman geçirmeme ve bu alanların sık havalandırılması olarak sayılabilir. 

GRİP:  Grip başka bir virüs grubu olan influenza  virüsleri aracılığı ile olan, üşüme, titreme ile yükselen ateş, baş ağrısı, eklem ağrıları, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrıları, gözlerde yanma, öksürük, boğaz ağrısı  ile kendini gösteren bir hastalıktır. Oldukça bulaşıcıdır, bulaşı önlemede en önemli etken yine el yıkama, kalabalık ortamlardan olabildiğince uzak durma ve gripli bireylerle temasın azaltılmasıdır. Grip tedavisinde de antibiyotiklerin yeri yoktur, hatta zararı vardır. Fakat, uzun süren yüksek ateş, balgamlı öksürük, kulak ağrısı, şişmiş lenf bezi  şikayetleri var ise gerekli olabilir. Vakit geçirmeden bir hekime basvurmak gerekir. 

Tedavide ateş düşürücü, burun akıntısını önleyici, öksürük giderici ilaçlar kullanılır. İstirahat ve iyi beslenme hastalığı kolay atlatmak için gereklidir.

 Grip etkeni virüsler her yıl geetiklerini değiştirerek yeni enfeksiyona neden olur. Çoğunlukla kendiliğinden atlatılmakla beraber bağışıklığı baskılanmış ve kronik hastalığı olan kişilerde ölümcül durumlara yol açabilir. Risk altındaki bireylerde, diyabet, kronik böbrek hastalığı, kalp hastalığı olan hastalarda, 65 yaş üzeri yaşlılarda her yıl eylül ekim kasım ayında aşı yapılması büyük fayda sağlar. 

FARENJİT: Farenjit boğazın üst kısmının enfeksiyonudur. Boğaz ağrısı, ateş, yutmada güçlük, öksürük, boyunda beze olabilir. Yine çoğunlukla sebep virüslerdir ve yine antibiyotik tedavisi gerekmez. Ağrı kesici, ateş düşürücü, antiseptik boğaz spreyleri verilebilir.  Virülerin yaptığı iltihaba bakterilerinde eklendiği hekim tarafından düşünülüyor ise antibiyotik verilebilir. Bulaşı önlemede el hijyeni ve kalabalık ortamlardan uzak durulması önemlidir. 

SİNÜZİT: Sinüsler kafatası kemiklerinin genelde ön bölümünde yer alan hava dolu yapılardır. Bunların iltihaplanması sinüzit olarak isimlendirilir. Çoğunlukla soğuk algınlığının arkasından gelişir, yoğun başağrısına neden olur. Ağrı daha çok yüzde, burun ve göz çevresindedir, öne eğilmekle artar. Sarı yeşil ve yapışkan burun akıntısı meydana gelir. Tedavide burun kanallarını açacak ilaçlar ve antibiyotikler kullanılır. 

BRONŞİT: Akciğere inen borulardaki enfeksiyondur. Genelde üst solunum yolu enfeksiyonunun devamı olarak görülür, ilerler ise zatürreye çevirebilir. Etken hem virüs hem bakteriler olabilir. Ateş, titreme, kas ağrıları, öksürük, nefes darlığı görülür, sonrasında balgam eklenir. Tedavi diğer viral durumlardaki gibidir. Çoğunlukla antibiyotiğe gerek kalmadan iyileşir. Uzamış ateş, yoğun balgam çıkarma gibi durumlarda antibiyotik kullanmak gerekebilir. 

ZATÜRRE: Akciğerdeki hava keselerinin iltihap ve sıvı ile dolmasına zatürre denir. Hem viral hem bakteriyel olabilir.  Genellikle grip ve diğer üst solunum yolu enfeksiyonlarını takiben ortaya çıkar. Ani başlayan şiddetli öksürük, yüksek ateş, titreme, nefes darlığı, sarı yeşil pas rengi balgam, göğüs ağrısı, bulantı kusma, karın ağrısı görülebilir. Zatürre erken teşhis edilip tedavi başlanır ise kolaylıkla iyileşme sağlanır. Bağışıklığı azalmış, yaşlı ve kronik hastalığı olan kişilerde ağır akciğer yetmezliğine ve ölüme neden olabilir. Korunmada ve bulaşı önlemede en önemli etkenler iyi beslenme, sağlıklı ve temiz yaşam alanları, el ve kullanılan malzeme hijyeni, enfekte kişilerle temasın kesilmesi, her yıl grip aşısı yapılmasıdır. Ayrıca en sık bakteriyel etkene yönelik olan pnömokok aşısı,  yüksek riskli,  kronik hastalığı olan ve yaşlı bireylerde 5 yılda bir yapılmalıdır. Bu aşı zatürre gelişimini önlemede oldukça etkilidir. 

Sonuç olarak kış mevsiminde üst solunum yolu enfeksiyonu sıklığı önemli oranda artar. Korunmak için alınması gereken önlemler: Kişisel hijyen kurallarına uyulması, sık el yıkama alışkanlığı edinilmesi, enfekte kişilerin kullandığı eşyalarla temas sonrası el yıkanması, ortak eşya mümkünse kullanılmaması, kreş, okul, bakımevi gibi toplu yaşanılan alanlarda hasta olan bireylerin mümkün ise topluluktan uzak tutulması, istirahat etmesi, sağlıklı ve yeterli beslenmesi, kronik hastalığı olanlara ve yaşlılara yıllık grip aşısı yaptırılması, 5 yılda 1 pnömokok aşısı yapılmasıdır. 

Solunum yolu enfeksiyonların çoğu viral kaynaklıdır ve antibiyotikler işe yaramaz. Sağlığınız için hekiminiz gerekli görmedikçe kesinlikle antibiyotik kullanımı konusunda ısrarcı olmayınız. 

Sağlıkla ve sevgiyle kalın…

 


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Bu makale 05.02.2018 09:11:20 tarihinde eklenmiş ve toplam kere okunmuştur.



Okuyucu Yorumları