Sussan olmuyor...




Uzun suredir yazmıyorum.  Yazmaya çalıştığım anlarda da yazmakla, yazmamak arasında kaldım. Hep ne yazayım diye düşündüm. Hangisini yazayım’ı bulamadım.

Gündem çok çabuk değişiyor. Ve sözler unutuluyor.

Bir ara 30 yılı aşan yazılarımı bir arada toplamayı düşündüm, biraz da çalıştım. 30 yıl önce ne yazdı isem bugün için de geçerli. Sorunlar aynı. Damla gazetesi 37 yıl önce haftalık olarak yayına başladığında çözümlenmesi için sıraladığımız sorunlar aynı.

Bu bişey yapılmadığı anlamına gelmiyor elbette. İsteseniz de, istemeseniz de kendiliğinden gelişen çözümler oluyor. Su akıyor yolunu buluyor.

Göreve gelen, getirilen yöneticiler düşüncelerini yapmaya  başlamadan zamanın geçtiğini görüyor. Süreklilik yok. Bu şehirde yaşayanların müşterek sorunları yokmuş gibi davranmaları asıl neden. Siyasi veya ekonomik gücü olanların şahsi talepleri işlerin askıda kalmasının bir başka nedeni.

Yurt dışından kesin dönüş yapan bir komşum, evinin önünde yolda tadilat yaparken müdahale ettim. Burası zaten bozuk, düzgün değil ki dedi.Yurt dışında iken Türkiyeyi eleştirdikleri için, Sana bunu yurt dışında yaptırırlar mı diye sordum. Yaptırmazlar, orada belediye bu işleri yapar dedi. Sen niye belediyeye yaptırmıyorsun dedim. O günden beri benimle konuşmuyor.

Buna benzer bir çok olay yaşadım. Siyasilerden, iş adamlarından STK yöneticilerinde darılan hatır bırakanlar çok oldu. Bir bürokratla uygulamaları üzerine konuşurken, kimse ses çıkarmıyor sen niye ısrar ediyorsun diye sitem etti.

Yoruldum, dinleneyim dedim. O bürokrat haklı idi.  Bana mı kalmış…

Ozanın dediği gibi;

Sussan olmuyor, susmasan olmaz
Dil dursa hakim bey, tende can durmaz
Yazsan olmuyor, yazmasan olmaz
Kaleme tedbir koma, tek durmaz…

Kalmıyor işte. Mücadele ettiğim bir çok konuda boşuna uğraşma değişmez tavsiyeleri de aldım. Değişmeyeceğini bilsem bile susmanın sıkıntısını çekmek yerine, susmamanın huzurunu yaşadım.

Ara sıra böyle dertleşmek üzere….


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları